Bu adam niye bu kadar tepki gördü biliyor musunuz? Çünkü bir erkeğin erkeklik gururunu kırdı. Adamı çocuklarının yanında aşağıladı, babalık makamına saygı göstermedi, erkek egemen toplumun egemenlik alanına müdahale etti.
Oysa mesela bir kadının çocuklarının gözü önünde vahşice ve alçakça katledilmesi bu kadar tepki görmedi. Çünkü orada nesne bir kadındı, kadının bu "durum"lara maruz kalması toplum gözünde çok da şey değildi.
Yoksa çocuğunun önünde "ölmek istemiyorum" diye bağıra bağıra can veren kadınınki can değil miydi? Onunki evlat değil miydi?
Bizim toplumumuz ham bir kabile olduğu için, kişi haklarına önem vermez. Ama ataerkil sisteme, erkler hiyerarşisine dokunursan, ağzına sıçarlar.
Fark budur. Başka fark bulan varsa, yazsın görelim.
gezici bir ablamın attığı 7 dakkalık bir ders niteliğin de mesaj. ve hala bu ablamız gençlerle çıkıp eylemlere katılan bir ablamız siz düşünün. umarım herkes bu kaydı her yere yayar umarım gençler daha çok bilgilenir sonuna kadar dinleyin.
CHP'li Sezgin Tanrıkulu tutuklanan bir kadın eylemcinin ifadesini paylaştı:
"Dövülerek tutuklandım. Tutuklandıktan sonra 1.90 boyunda sakallı bir adam gelip göğüslerimi elledi.
Korkudan altıma kaçırdım. Şikayetçi olmamam için kadın polisler baskı yaptı. Aileme haber verilmedi."
Hayatımdaki en gururlu anlarımdan birisini sizinle paylaşmak isterim.
Kanada'nın Ontario eyaleti, İngiliz bölgesidir. Benim de hayatımın önemli bir kısmı ve çocukluğum burada geçti.
Burada doğdum ve bu kültürün eğitim sisteminde temel eğitimi aldım.
Bir öğretmenimiz vardı, şimdi ismini hatırlamıyorum. Orta boylu, turuncu kafa, yuvarlak gözlüklü sevimli bir tipti. Bildiğin İngiliz kızılı.
Badi badi yürüyen, koltuğunun altında hep bir kitaplar olan, arada onları düşüren bu adamı hepimiz severdik.
Tuhaf da konuşurdu ama her şeyi bilirdi bak. Ne sorsak; "şak" diye cevap verirdi.
Birleşik Krallığa bağlı ülkelerin eğitim sisteminde, Çanakkale ve Türkiye konuları biraz hızlı geçilir.
Aylarca Paupa Yeni Gine'yi ne biçim fethettiklerinden bahseder de, bundan pek söz etmemeye çalışırlar.
Ama gerçekler, acıtsa da gerçektir...
Bir gün, konu dönüp dolaşıp birinci dünya savaşında gelmişti.
Bizim turuncu kafa, öyle örtbas edebilecek bir adam değil, yekten anlattı.
"Savaşı kazanırken kaybettik."
dedi.
Devam etti.
"Biz aslında birinci dünya savaşında bu Osmanlı ve Almanya'yı feci şekilde yendik. (Biz dediği, Birleşik Krallık ve oyun arkadaşları)
Fakat nasıl olduysa; Türkler, bu işten daha karlı çıktı.
Bir devlet kurdular, yok olmaya yüz tutan kültürel değerlerini geri getirip, batının çok ilerisinde bir cumhuriyet ilan ettiler"
Dedi.
O dedikçe, ben sıramda devleşiyor, triplere giriyordum.
Devam etti ve tahtaya;
"Moustpha Kemal Ataturk"
Yazdı.
"Bakın millet"
dedi ve doğru cümleyi kurabilmek için elindeki tebeşiri çevirerek biraz düşündü. kafasını kaldırdı;
"Bu ismi iyi tanıyın. Hatta kafanıza yazın ve hiç unutmayın. Dünya tarihinde, bu adamın vizyonuna sahip başka birisine ben rastlamadım.
Çok iyi bir asker, çok iyi bir öğretmen, çok iyi bir yönetici, çok iyi bir matematikçi, çok iyi bir tarihçi, çok iyi bir diyebileceğiniz bir sürü şeyi, kendinde barındıran başka bir insan yok.
Tanıyın ve unutmayın."
Dedi.
Çocuğum, en çok 12 falan sanırım. Başladım ağlamaya.
Yanıma geldi;
"Senin yerinde olsam böyle hissederdim"
dedi, başımı okşadı ve yerine gitti.
İngiliz böyle dedi....
bugün marmarayda akp yüzünden bir lise son sınıf öğrencisi intihar etti. mektubun neresinden tutarsan tut için acıyor.
"Bütün gençliğimi çaldılar...Kılıçdaroğlunun bu ülkeyi tekrar yaşanabilir bir konuma getireceğine inanıyordum...Bir kadın olarak hiçbir zaman özgür hissetmedim"
Size bazı şeyler anlatmak istiyorum.
Bu fotoğrafa çok iyi bakın.
Bu fotoğraftaki genç, hatıra olarak annesine göndermek için bu fotoğrafı çektirdiğinde 24 yaşındaydı ve tek hedefi, yüzbaşı olarak Rumeli'ye atanmaktı.
Ama BAŞARISIZ oldu. Hapse düştü ve Suriye'ye sürüldü.
Resmennnn arabistana döndük cezalarını vermek size mi kaldı aq barbarları madem bu kadar hırsızlığa yağmacılığa karşısınız seçim günü göstersenize tepkinizi
buradan hak, hukuk çıkmaz. buradan elinde silahı, sopası olanın, güçsüzü, zayıfı vurduğu, öldürdüğü bir kaos çıkar, buradan halkın birbirine düştüğü bir iç savaş çıkar. özdağ ve diğer karanlık mihrakların kaşıdığı bu oyunu mutlaka bozmak lazım.
Kizi vefat etmis yutkunmakta bile zorlanan babaya buyuyunce ne olmak istiyordu peki diyerek mikrofon uzatan birinin muhabirlik kariyerine devam edebilmesini istemiyoruz