@aykiri Kira zammını yasal sınırlar içinde, ama ev sahibinin istediğinden üç kuruş eksik yaptı diye evden çıkarılan kiracıların ev sahiplerine hep böyle kiracılar diliyorum. Ev sahiplerini istediği paraya boğsunlar ama evin de yanına koysunlar!
@darkwebhaber Videonun ortasında bir yerinde adam eliyle bana doğru yanaş hareketi yapıyor, kadın yanaşıyor. Tacize ölümüne karşıyız ama burada başka bir film döndüğü çok belli.
@etkilihaberyeni Paket mi bu insanlar? Hepsi hakkında şaka yapma taahüdünü mü okudunuz bir yerlerde de listeden kontrol ede ede gidiyorsunuz? Kafaya bak.
@Dnzgibisi Çünkü onlarda bu bir kültür. Sadece o aile değil, toplumun tüm ebeveynleri çocuklarını böyle yetiştiriyor ve çocuk her ortamda bu tutarlılığı görüyor. Biz burada aynı bilinçle yetiştirmeye kalksak çocuğun ayarının bozulması için bir market ziyaretinde göreceği bir çocuk yeter.
Kızımın morali bozuk…
Eski eşim, evlendiği kadının çocuklarıyla ve kadının tüm sülalesiyle bungalow tatilinde.
Hayatınıza devam edin, evlenin, gezin, eğlenin…
Ama iş çocuk yapmaya gelince kimse sadece “canı istediği zaman baba” olamaz.
Bir çocuğu yok sayıp başkasının çocuklarıyla aile pozu vermek marifet değil.
Çocuklar salak değil,kime değer verildiğini, kimin geri plana atıldığını gayet iyi görüyorlar.
Sonra yıllar geçince “çocuğum neden soğuk, neden uzak” diye şaşırmayın.
Çünkü bazı insanlar ebeveynliği sorumluluk değil, biyolojik bir detay sanıyor.
Çocuklarınızı düşünmeyecekseniz mümkünse çocuk yapmayın.
Bu ara alevlenen köpek nefretinin derinine inince şunu görüyorsunuz:
Mesele aslında köpek değil.
Köpek, sadece hedef tahtasına konmuş en savunmasız canlı.
Asıl mesele, bir yaşam biçimine duyulan öfke.
Hayvanı sevene, ağacı koruyana, sokaktaki canın yaşam hakkını savunana, “önce yok etmeyelim” diyene karşı birikmiş bir hınç var.
Çünkü bazıları için dünya, insanın emrine verilmiş sınırsız bir mülk. Her şey istismarlarına açık bir köle
Ağaç kesilir.
Hayvan kovulur.
Dere kurutulur.
Kuş susturulur.
Sokak sterilize edilir.
İtiraz eden de “duyar kasan elit” ilan edilir.
Köpekler üzerinden aslında bize saldırıyorlar. Öç almaya çalışıyorlar.
Bizim yaşam hakkı hassasiyetimizi zayıflık, doğayla birlikte yaşama fikrimizi şımarıklık, hayvan hakkı dediğimiz şeyi de “beyaz Türk takıntısı” sanıyorlar.
Oysa mesele sınıf değil, uygarlık meselesi.
Bir toplumun kalitesi, en güçlüye nasıl davrandığıyla değil; en savunmasıza nasıl davrandığıyla ölçülür.
Köpeğe duydukları öfke, sadece köpeğe değil; birlikte yaşama ahlakının kendisine yönelmiş bir öfke.
Akıllarınca bizden öç alıyorlar.
Ama farkında değiller:
Bir ülke, köpeklerden kurtularak değil; yaşam hakkını savunarak medeni olur.
Bir insanın kedisi köpeği hayvanı için o benim yavrum, kızım, oğlum demesi, ben onun annesiyim - babasıyım demesi kişiyi “deli, anormal, psikolojik olarak rahatsız” yapmaz. Kişinin o canlıyla bir bağ, bir sevgi, şefkat, merhamet, bakım ilişkisi kurduğunu gösterir ve bu hitaplar bu ilişkinin sözlü ifadesidir.
İnsanlar zaten evlerine aldıkları, bakımını üstlendikleri canlılara böyle bir yakınlık duydukları için bunu yapıyorlar. Bu insanlar delüzyonda değil, bu hitapları bir başka canlıya bir bakım - sorumluluk ifadesi olarak söylüyorlar.
Biri ben köpek annesiyim deyince kendini köpek sanmıyor. Ya da biri sen benim çocuğum var deyince cevap olarak benim de köpeğim var deyince senin çocuğuna köpek demiş olmuyor. Benim de bir bağ - bakım verme ilişkisinde olduğum bir varlık var diyor. Bu senin çocuğunla ilişkini değersizleştirmiyor, çocukla köpeği bir hiyerarşiye koymuyor.
İnsanların çocuk yapacağı varsa yaparlar, köpekleri kedileri var diye çocuk yapmamazlık etmezler zaten. Yok ben zaten çocuk istemiyorum kedi köpekle mutluyum diyene de zorla hayır kedi köpekle olmaz diye çocuk yaptırmayın zaten?
Ben evdeki kedime köpeğime oğlum - kızım demesem, müdür desem ne yapacaksınız çalışma bakanlığından inceleme mi başlatacaksınız o müdür değil, müdürse nerde iş kontratı diye. İdrak seviyemizi 7 yaş üstüne çıkarmaya gayret edelim. İnsanları rahat bırakalım.