Fatoş Pınar Türker’in kariyeri ve gözaltı sürecinde yaşadıkları haklı olarak öne çıktı, Ancak sanki hakkındaki suçlamalara hiç yanıt vermemiş gibi bir algı de oluştu bazılarında.
Gazeteciler sorumluluğu gereği,
eksik kalmaması adına savunmanın tamamının okunmasını öneririm. Sonuçta bu insanlar 1,5 yıl sonra ilk kez kendilerini mahkeme önünde ayrıntılı biçimde savunma imkanı buldu. Onlara, ailelerine, kamuoyuna ve daha da önemlisi gerçeğe karşı sorumluluk gereği paylaşmak isterim..
O savunmanın tamamı da burda…
👇
https://t.co/t3YlRZryi3
@hursitgunes ülkenin "okumuş" insanları bile; konu takım fanatikliğine geldiğinde,okuduğunu anlamakta zorluk çekiyor.Bu yazı da fenerbahçe kritiği dışında ,galatasaray ile ilgili nasıl bir çıkarım bulunabildi...
Agbadou topa müdahale ettikten sonra yerdeki ayağıyla Nene’yi süpürüyor, müdahale ceza sahası dışında başlıyor ve ceza sahası içinde ihlal devam ediyor. Penaltı ve sarı kart doğru. 🟨
#FBvBJK
ibrahim hacıosmanoğlu:
"öyle bir eylem yapacağız ki belki bu eylem sonrası ben artık trabzonspor başkanı olmayacağım... belki başka bir yerde olacağım. gelecek sezon da fenerbahçe bizimle aynı ligde mücadele edecek konumda olmayacak.”
Mutlaka izlemeniz gereken harika bir Nat Geo Wild belgeseli.
4,5 milyar yaşında olan Dünya'nın nasıl oluştuğunu, buz devrini, dinozorlar çağını ve insan evrimini basit ama harika bir şekilde anlatan muhteşem bir belgesel.
Türkçe dublajı ile.
Sarı kartı Okan görmesine rağmen yardımcısı hakeme gidip ‘kartı bana yaz’ diyor. Bu artık çok farklı seviye. Herkesin gözüne baka baka yapıyorlar ve utanmaları yok.
Futbol kulüpleriyle ilgili tartışmaların siyasete veya kişilere bağlanması, Türkiye’de bilgi değil, algı üretimi sorunudur.
Ben bir spor yazarı değilim; hiçbir kulübün ne düşmanıyım ne de savunucusuyum.
Açıkça söyleyeyim: Fenerbahçe taraftarıyım, bunu saklamıyorum.
Yine de mesleğimdeki duruşum nettir: doğrulatamadığım, belgelendiremediğim hiçbir iddia hakkında konuşmam.
“Yaz da görelim” tarzındaki dayatmalar ve organize linç girişimleri bana vız gelir tırıs gider.
Her futbol olayında beni bir tarafın simgesi haline getirmeye çalışan bu linç kültürünü reddediyorum.
Daha da ötesi: isim yazmaya yüreği yetmeyip kızımın sosyal medya hesabına “sana tecavüz edeceğiz” diye mesaj atan ahlaksız kişiler oldu.
Merak etmesinler — konuyla ilgilendim ve ilgilenmeye devam edeceğim.
Küfür ve hakaret edenlerle ilgili hukuki süreçler avukatlarım tarafından yürütülüyor.
Samimi, makul sorularla yaklaşan herkese her zaman açık oldum; ama provokasyonla, alayla amaçsız saldıranlara sadece gülüyorum.
Gerçek gazetecilik manipülasyona değil, belgeye dayanır.
Bu bağlamda yıllardır yazdığım ve okuyucuların takip ettiği eserlerim vardır.
Bir zahmet Kirli Çark’ı açıp okusunlar; o zaman meselenin hangi tarafta durduğumu daha iyi anlarlar.
Şaka gibi ama bu kez yazdığım değil, yazmadığım bir konu üzerinden “niye yazmıyorsun” diye linç ediliyorum.
Şimdi gündemde Kerem Aktürkoğlu iddiaları var. Açık söylüyorum: ne olduğu kimseye net değil.
Özellikle Galatasaraylı meslektaşlarımla konuştum, konuyu anlamaya çalıştım.
“İki sözleşme yapılmış”, “transfer limiti aşıldı” gibi iddialar dolaşıyor.
Peki belgeler nerede? Yok.
Soruşturma var mı? Yok.
Firma ismi ya da resmi açıklama? Yok.
Ben gazeteciyim; işim belgeyle konuşmaktır.
Bu yüzden kulüp yetkililerini ve TFF’yi arayıp doğrudan sordum:
•Kulüp: “İki değil, tek sözleşme var.”
•TFF: “Bize ulaşan bir suç duyurusu yok. 230 futbolcu asgari ücret üzerinden gösteriliyor; bu durum sadece bir kulübe özgü değil.”
Bu kadar net.
Spor yazarı meslektaşlarımın doğrulaması 30 saniyelerini alırdı.
Benim önceliğim futbol değil.
Ülke; çeteler, yasa dışı bahis şebekeleri, uyuşturucu baronları ve gazeteciliği susturmaya çalışan güçlerle uğraşırken ben Kerem Aktürkoğlu polemiğine girmeyeceğim.
Yüreği yeten belgesiyle gitsin, Savcılığa ya da TFF’ye başvursun.
Biz gazeteciler de o belgeleri haber yaparız.