biri yazmış, “hayatımda gittiğim en iyi konserdi (tahminim yurtdışında), imkanı olan gitsin bu kadına.”, ulan konser alanının en gerisinden 144 piksel görüntü koymuşsun, müziği de ben bilmek zorunda mıyım da sanatçının kim olduğunu bileceğim. neye tavsiye vermiş oldun sen şimdi
Twitter anasayfada sürekli “izlediğim en iyi filmdi” yazıp film ismi vermeyenler hatta filmin isminin yorumlarda bile olmayışı gibi, sürekli “sözde” merak uyandıran saçma sapan twitler görmekten sıkıldım, anasayfa kaydırma zevkimi elimden alıyorsunuz.
Black Mirror izlerken hep “woww konular ne kadar özgün, farklı bir şey izliyorum” gibi hislere kapılırdım. Oysa Black M. daha dijitalleşmişken, Purple R. olaya daha duygusal açıdan yaklaşmış. 95 senesinde benzer konular düşünülmüş. Puanım: 4/5 ⭐️
95 yapımı Purple Rose of Cairo filmini izledim, izlerken Black Mirror’da da film setinin içerisine sıkışmış insanların olduğu bir bölümü hatırladım, Hotel Reverie bölümü.
Bizim sektör dışında kimse, çalıştığım kurumda günlük 8saatin 8inde de çalıştığımı anlamıyor, farklı sektörden birisiyle denk gelince alay eder gibi böyle inanmaz tavırlar sergiliyor ya, bişi desen “tamam en çok sen çalışıyorsun” der, bu öyle bişi değil ama
şey düşüneceğim, hmm bu oyuna daha önce emekli bir öğretmen gitmiş ve beğenmiş. açıkçası herhangi bir x sıfatıyla giden kişinin sıfatı pek önemli olmuyor. Kaç kez emekli öğretmen demişim ben de üstte ya, iyice vurgulamışım bazı insanların emekli öğretmen olduklarını 🤣
Emekli öğretmenler neden en alakasız yerlerde “emekli öğretmen” olduklarını vurgulamak istiyor acaba. Tiyatro yorumu okurken “emekli bir öğretmen olarak ben çok beğendim” yorumunda, hiç tanımadığın insanlara emekli öğretmen olduğunu belirtmenin manası ne acaba çok merak ettim.
bu kolonya işini biraz abarttık sanki. Ekipte Le murmure de la nature kolonyası bile var, incir var, şakayık,buket, çay.. her b*kun kolonyası var, limon kolonyası arıyorum, YOK. 😞
ofis asansörü o kadar saçma ki, 3 aktarma ile 1 kat aşağı inebiliyorsun, 19’dan 4’e inmek için önce -3e inip sonra 4e çıkıyorsun, 20. kattaysan 7-15 arasına gidemiyorsun gibi lojikler koymuşlar. ALT TARAFI asansörsün sen bu algoritmalarla platform filmine dönüşmeye ne gerek var!!
Az önce Azerbaycanlı bir teyze vapurda video çekerken kamerayı bana çevirdi, “selam ver Azerbaycan’a yollayacağım” diye yüksek sesten emir verdi bana 🤣🤣 “Gözel Türkiyem’in gözel kızı” diye tanıttı beni. Akşam Azerbaycan youtube’unda olabilirim, ünlü oldum galiba 🤣🤣
İstanbul beşik gibi sallanıp duruyor, bir tarafta kaygısından sabahlayan insanlar var, diğer tarafta gündeminde “deprem” olmayan insanların hikayelerini izliyorum instagramda, açıkçası İstanbulda yaşayan birisi olarak biraz toplum tarafından “yalnız bırakılmış” hissediyorum.
sizce de çiçek sepeti aşırı saçma bir siteye dönüşmedi mi, çiçek yollamak için giriyorum, anasayfada ayak silikon bandı çıkıyor, çiçeği seçip devam et diyorum, bilek güçlendirme aletini bana satmaya çalışıyor, kardeşim sat çiçeğini geç ya, bomboş site.
konu da her ne kadar gerçek hikayeymişse bile baydı kardeşim, sürekli birilerinin hayatını drama çevirip çevirip sunuyorsunuz, anladık ancak acı çekenler sanat üretebilir. neşeli hayatı olan bir sanatçı yoktur, anladık
linç yemeyeceksem sırf Haluk Bilginer ve Angelina’yı bir arada göreyim diye gittiğim “Maria” filmini beğenmediğimi açıklamak istiyorum. Dünya starı değil no name birisi oynasa olurmuş, Angelina zaten botokstan solayı ağlama sahnelerini de geçiremedi seyirciye ++
Haluk Bilginer’i de, Haluk Bilginer oynamasa film eksilmezmiş, oyunculuğunu konuşturacak bir rol değil, yine no name bir yunan ya da türk oyuncu olurmuş, amaç doğu avrupa ve orta asyada reklam yapmak ise tabi