Bunun asla sürdürülebilir bir sistem olduğunu düşünmüyorum. Sezon çok uzun bir maraton ve bu tempoyu hiç bozmadan devam ettirmek neredeyse imkânsız. Denenirse de sonucu, peş peşe yaşanacak sakatlıklar ve fiziksel çöküşten başka bir şey olmaz.
En iyi ihtimalle, bunun dengesini sağlayabilecek ve takımı kompakt bir yapıya dönüştürebilecek tecrübede bir hoca var diyelim; o kişinin de asla sizin seçiminizdeki hoca olduğunu düşünmüyorum.
Umarım, yalnızca iki hazırlık maçının ardından seçiminizi haklı çıkarmak adına yaptığınız bu övgü dolu paylaşımı, sezon sonunda da aynı özgüvenle paylaşacak cesaretiniz olur.
Eğer gerçekten haklı çıkarsanız, sizi tebrik edecek olgunluğa ve cesarete sahip olduğumuzdan kimsenin şüphesi olmasın.
Ama aksi durumda, bugün büyük bir özgüvenle kurduğunuz cümlelerin sorumluluğunu alabilecek ve aynı cesaretle özeleştiri yapabilecek misiniz? Yoksa yine telefonlar mı kapanacak, merak ediyorum…
Ya da koca bir sezonu heba ettikten sonra, ne önemi var ki her ikisinin de…
Kim ne yapsın? Oğuz Çetin’in Cihan Kamer’in açıklamasını…
Çektiğimiz çile yanımıza kâr, üstü çizilmiş bir sezon daha…
Ya sen neyi kimden saklıyosun ya daha doğrusu sakladığını zannediyorsun
napıcaksın yeni yeni çocukları mı seni tanımayanları mı inandıracaksın kendine kim inanır sana eskiler yemez bunu çünkü en fazla yenilerde Part 2den öğrenir senin ne cacık olduğunu.
“Oradaki hiç kimse 3 Temmuz’da bu kulübe yanlış yapmamıştır.” Vayyy beee…
Şöyle söyleyeyim; şu tiniyetsizle 3 Temmuz’un tek yakınlığı, 3 Temmuz’un en büyük Kahramanı Aykut Kocaman ile bir mahkeme odasında ayaklarına kapanık şekilde, “Hocam, çoluğum çocuğum var, bokunu yiyeyim, ben ettim, sen etme.” diye yalvarıp ayağını yalarken, şahsın diliyle hocanın ayakkabısı arasındaki mesafe azaldığında yaşanmıştır…
Yalvarışı öyle bir seviyedeydi ki, “Defol git, gözüm bir daha seni görmesin!” diye lütfedilip bağışlanmakla ödüllendirilmiştir.
Siz iyi alıştınız ha yediğiniz haltlar biraz konuşulmayınca hiç olmamış ki arsız arsız ortalıkta dolaşmaya
Biz ki, Aykut Kocaman'ın yaşadıklarına yıllarca "sınav" dedik;
kırıldık, incindik, isyan etdik.
Ama bugün görüyoruz ki her uzaklaştırılış, her yalnız bırakılış; onu ilkelerinden, vicdanından ve duruşundan ödün vermekten koruyan, kaderin ona biçtiği bir armağanmış.
Biz sınandığımızı sandık...
Meğer korunuyormuşuz...
@SntMSM@Nemka_K Ne bu Aykut Kocamana haftalardır yapılan saygısızlık görmüyoruz sanmayın bunun sandıkta bedeli olacak biliyorsunuz dimi Mevcut başkanada o yanındakı Dönmeyede Barışın başının altından çıkıyor bunlar hep
Seçim dönemi Sayın İlhan Ekşioğlu’nun oğlu Aslan Ekşioğlu’na bir mesaj yazmıştım…
120. yıl Aziz Yıldırım aday. Birlik beraberlik çağrıları yapılıyor ama yanındaki insanlar farklı. Gönül, İlhan Ekşioğlu’nu, Hakan Bilal Kutlualp’i görmek istiyor. O dönem zannediyorum ki, Aykut Kocaman yanında, bir nebze rahatım, o da ayrı konu. Kavgadır edilmiştir, şekeri yükselmiştir, kızmıştır yapar O; siz yalnız bırakmayın. Gerekirse gidin, ofisi basın, onu yapın şunu yapın yanında olun. Bir şekilde yalnız bırakmayın, yalnız kalmasın. Çünkü Aziz Yıldırım’ın dostu da, yakını da, her şeyi de Mahmut Uslu, İlhan Ekşioğlu, Şekip Mosturoğlu, Ali Yıldırım, Hakan Bilal Kutlualp ve Aykut Kocaman’dır, bitti. Bu insanlar kendi aralarında ne yaşarlarsa yaşasınlar, ne kavga ederlerse etsinler, eninde sonunda yine dönüp dolaşıp birbirlerinden başkasına sığınmazlar. Zehirleri de, ilaçları da kendileri. Bir 3 Temmuz gecesine bakar; açılır bir telefon, hâl hatır sorulur, eskiler yâd edilir. Öyle küslük müslük hak getire bunlara.
Döndük dolaştık, bir 3 Temmuz günü düşüncelerimi, fikrimi, aklımı öyle bir dumura uğrattılar ki benim… Ben şimdi anlıyorum, yeni yeni idrak ediyorum.
Bazı yalnızlıklar sebep sonuçdur, Bazıları Tercihdir, ama ilk kez bir yalnızlığın Hakediş olduğuna şahid oldum.
Bazıları Yalnız Kalmayı HAKEDER…!
Mevzu ŞAMPİYONLUK’sa eğer…
BEN FENERBAHÇELİYİM.
Benim Şanlı tarihimde kazanılmış Onurlu Gururlu Şampiyonluktan çok Şampiyonluğum var. Ben, bu saydığım insanlarla kazandığın tek bir ŞAMPİYONLUĞU; hazır ki yolda yürüdüklerinle kazanacağın 10 ŞAMPİYONLUĞA değişmem.
Efsanelerini yok sayarak, insan harcayarak, kırgınlık üstüne kırgınlık inşa ederek kazanılan hiçbir Şampiyonluğa ihtiyacım yok.
“Nankörlük, geçmişe ihanet;
geleceğe verilmiş en ağır cezadır.”
Aziz Yıldırım, Barış Göktürk, Oğuz Çetin…
Yüzünü videoda sakladığınız adamı insanların hafızasından, vicdanından ve 3 Temmuz’un ruhundan silemezsiniz. Bunu değil siz yedi ceddiniz gelse YAPAMAZ… YAPTIRTMAYIZ…
3 Temmuz demek Aykut Kocaman demektir. O gün bu kulübün en önünde duran, gövdesini Fenerbahçe’ye siper eden adamı yok saymanız tesadüf değil; bilinçli bir sansürdür. Kendi rezilliğiniz yüzünden yüzünü paylaşmaya yüzünüzün olmamasına veriyoruz…
Tarihi sizin kurgularınızı değil, o gün dimdik duran adamın duruşunu yazdı.
UNUTMAYACAĞIZ… UNUTTURAMAYACAKSINIZ…
Ahmet Ercanlar’ı günahım kadar sevmem…
Ama iddialar doğruysa ve bu ayrılıkta karar sportif kriterlerle değil, babasının kimliği üzerinden verilmişse, bu durum ne vicdanen ne de ilkesel açıdan asla kabul edilemez…
Çocuklar, büyüklerin hesaplaşmalarının bedelini ödememelidir…