üzerindeki renkli renksiz örtülerin
tabiatla özdeşmişliğin
mantığa bıraktığın izdüşümü
ve veren elinle saçlarımı sev
alan elinle yaşımı unut
yaşımı sil
hayat
benden bir sonsuz olur.
kanadı boğulan bir şehrin köşelerinde
merdiveni inmek değil de
adını hatırlayacağım bir çıkışla
bir çıkışla senin en tepene doğru
en doğurgan
o en verimle çehrene
dokunuşunla yazgımı dürtedur
hayat
benim alnımı unut
benden bir gelişigüzellik olur
+
sen değil
benim yutkunuşumdu gözümü titreten
söyledim nedendir harflerin sancılı göbeği
göğsümde camların tanrısı uyuyakaldı
boyu ve eni bir susam kadardı
tenimden içeriye yorgun bir ahali
şimdi siper ettim
kendimi kendime
bir pusat misali.
aşkın gözlerimi
titretirdi sevgilim
bir susam misali
ayaklarımı usulca basardım denize
belleğimden tenime işlemiş kelimelerin
bir kıyafet ördüm senden
kumaşı omzuma oturmadı
terziler ve ben zaten çok önceden
bir kırgınlık beslemiştik birbirimize
+
senden kıyafetim yıkandı leş kokusuyla
kendi içime düştüm
kendi kucağıma
insaf da bende delip geçen yumruk da
senin kumaşından gerildim çarmıha
çarmıhta ben bir kızıl sezgiydim
kıraç kelimelerden gebe kaldım
ve çenemin ucundan damlayan sen
kendiliğinden akıp giden
+
...
çek silahı solundan sağa
dizildik
bir dizi inci gibiyiz arkadaşlarla
arkadaşlarla sizi bir biz biliriz
parçalandık
can kalmadı bu bahta
can dayanmadı
bir yanım diyor kır kalkanı
bir yanım diyor tamir et tanrıyı
ne çelişkili bir gebelik bu
gel
doğur diyor
aldırdığını.
hey idam mangası
şu an konuşan kim?
sesim düşüyor mu ocağına?
hayır sadece merak şüphe değil
tenim biraz zorlanıyor baharda
çocuklu bir bitki örtüsünden çok
sana karşı istihbarat toplamakta
...