Bu videoda eşi tarafından şiddete uğradığını gördüğünüz kişinin ismi “Derin Deniz”. Kendisi 2,5 yıldır eşi tarafından düzenli olarak dövülüyor. Hamileliği boyunca dahi bu şiddet devam ediyor. Küçücük kız çocuğu, babası annesini döverken kanlı ellerine ve yüzlerine şahit oluyor…Ankara'da yaşayan Derin'in tek isteği sesini duyurabilmek..El birliğiyle, Derin hayattayken hep birlikte sesi olalım, kardeşimizi yalnız bırakmayalım.
#SONDAKİKA | Paylaşalım lütfen herkes haberdar olsun. 👇👮♀️🇹🇷
EGM Mobil uygulamasını indirip kuralları ihlal edenleri şikâyet ederek daha güvenli yollar için katkı sağlayabilirsiniz.
Unutmayın; trafik sadece direksiyon değil, vicdan meselesidir.”
Trafik kuralları sadece polisle değil, toplumun duyarlılığıyla da korunur.
Doğduğu gün ailesi tarafından bir çöplüğe bırakılarak terk edilen Murat Akman, çocukluğunu çocuk esirgeme kurumunda geçirdi.
Kurumu evi gibi benimsemişti, fakat 18 yaşına geldiğinde, istemese de, yasalar gereği ayrılmak zorunda kaldı.
Yine de oradaki öğretmeniyle bağını hiç koparmadı ve elinden geldiğince kurumda kalan çocuklara destek olmaya devam etti.
Askerlik görevini komando olarak yerine getirirken, devletten aldığı maaşı yine çocuk esirgeme kurumundaki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için gönderdi.
Her operasyona çıkmadan önce, hayatını kaybetme ihtimaline karşı, “son mektubu” olabileceğini düşündüğü bir yazıyı kaleme alıyor ve çocukluk arkadaşı olan birine ulaştırılmak üzere bir silah arkadaşına emanet ediyordu.
Bir gün, Murat Akman’ın geri dönmediği bir operasyon sonrası, mektubu emanet ettiği asker arkadaşı, onu vasiyet edildiği kişiye teslim etti.
Murat’ın birlikte büyüdüğü o arkadaşı, şehidin isteği üzerine mektubu bir medya kuruluşuna belirli bir bedel karşılığında devretti.
Gazetenin ödediği bu ücret, Murat’ın büyüdüğü çocuk esirgeme kurumuna bağışlandı.
Ve Murat Akman’ın mektubu, şehit olduktan sonra gazetede yayımlandı.
“Bu yazı bir komando erin mektubudur.
Eğer bu satırları bir gazetede okuyorsanız, ben artık hayatta değilim demektir.
Bir ailem olsaydı, bu mektubu onlara gönderirdim ama benim kimsem yok.
Şu anda koğuştaki ranzamda oturuyorum.
Yanımda Adana’dan, Ağrı’dan, Sivas’tan, Edirne’den, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, Antalya’dan, İzmir’den, Urfa’dan, Trabzon’dan…
Kısacası Türkiye’nin dört bir yanından gelen, birbirini tanımayan ama birbirinin canını korumaya ant içmiş birçok asker var.
Birazdan göreve çıkacağız, tek dileğimiz kimseye zarar gelmeden geri dönmek.
Ölme ihtimalini düşünerek mektup yazmak çok zor.
İnsan ölümü aklına getirmek istemiyor; hep bir umut var ya hani, “belki sağ dönerim” diye.
Askerliğim bitince bu mektubu yırtıp atacaktım ama eğer bu satırları okuyorsanız, demek ki atamadım.
Zaten kalem tutmakta pek iyi değilimdir; ben silah tutmayı daha iyi bilirim.
Siz öğrettiniz bana o silahı tutmayı — sizi korumak için.
Garip olan şu ki, siz bu mektubu okurken ben neden öldüğümü bile bilmiyor olacağım.
Belki bir mayına bastım, belki de kurşunlara hedef oldum.
Soruyorum size: Bilen var mı, ben ne uğruna öldüm?
Kışlada her televizyona baktığımda, insanların birbirini öldürdüğünü, birbirine zarar verdiğini gördüm.
Müziğin sesi yüksek diye komşusunu vuranlar,
Gücü sadece kadına yetenler,
On lirası için adam öldürenler,
Kız arkadaşına baktı diye bıçak çekenler…
Söyleyin bana, ben kimi korumak için öldüm?
Eti az pişti diye garsona bağıran adam;
Ben sen rahat uyu diye kurşunların arasında yaşadım.
Arabasını solladılar diye öfkeyle levye kapıp inen adam;
Beni doğurduğu gün çöp bidonuna atan annem;
Söyleyin, ben kimin uğruna öldüm?
Yetimhanede de, askerde de, en güzel şeyin ekmeği paylaşmak olduğunu öğrendik biz.
Peki size ne paylaşmayı öğrettiler?
Ben sizleri önce Allah’a, sonra birbirinize emanet ediyorum.
Ben sizden razı oldum, Allah da sizden razı olsun.
Murat Akman – 1996
Bu yazıyı sık sık paylaşırım.
Neden mi?
Belki birilerinin vicdanı sızlar diye…
Ama nedense bir kaç kişi dışında okuyan yoktur....🙏💓😨
Sonuna Kadar Okuduysan LÜTFEN PAYLAŞIM YAPMAYI UNUTMA Kİ GÖRMEYEN OKUMAYAN KALMASIN🙏🙏
Beyni uyuşturucudan uyuşmuş, tüm yaptığı ve adına parça denilen rezillikler, kadınların renkleri ve vücutları üzerine olan, bu sapık ve bunun gibileri parlatan EBO denilen şahsı devletimiz iş işten geçmeden, gençliği tamamen zehirlemeden müdahale etmeli…
Repost from @1remw.41
•
Babalarımız bir annelerimiz ayrı kardeştik. Hiçbir zaman bir husumetlik gütmemiştim. Annemle babam ayrı olsa bile kardeşiz diye görüşmemizi kısıtlamadı. Bu durumu yaşadığımda 15 yaşındaydım. Şikayetimi geri almam için kardeşimi sayısızca darp etti ve biz polise aldık kardeşimi. Babamın ailesi annemle tehdit etti biz şikayetimizi geri almadık. Bugün beraat kararını duyunca sadece “ölmem mi gerekiyordu? Ya da tecavüz mü etmesi gerekliydi?” dedim. Bugünkü kararın adil olmadığını düşündüğümden bu videoyu paylaşıyorum. Serbest olduğu süre zarfında başıma bir iş gelirse bilin lütfen. Çünkü ben korkuyorum. Madde kullanan, şiddet uygulayan bir tacizcinin cesaretlenebileceği bu kararı adil bulmuyorum. 2 yıldır mahkemenin uygun cezayı vereceğini düşünüyordum bu yüzden sosyal medyamda bu olayı anlatmamıştım. Ama bugün geçmişte bırakmaya çalıştığım tüm kararlarım o adliyeden çıkarken benimle beraber geldi yeniden. Kardeşime zarar vermesinden, bana zarar vermesinden çok korkuyorum. Yardım edin. Bana, bize bir şey olursa da arayın hakkımızı. @adalet_bakanlik@EmniyetGM@TC_icisleri lütfen bu kardeşimizin sesini duyurun
#AkdenizÜniversitesiSözlesmebekliyor@Akdenizun inde işçiler neredeyse asgari ücretle çalısıyor
Tüm ülkede yapılan sözleşmeler göz önünde iken akdeniz üniversitesi işçileri halen sözleşmesiz çalışıyor