@Enza_Home@yatasbedding 4.5 aydır kendi montaj hatalarıyla kırdıkları masayı yenilemeyen ve sürekli erteleyip kullanıcısını ciddiye almayan bu ekipten alışveriş yaparken 8-10 kere düşünün, ömrümde aldığım açık ara en kötü hizmet
İşte BİLGİ ruhu, tam olarak budur!
Bilgi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kazandibi’nde yapılan forumda öğrenciler, hocalar, avukatlar ve baro temsilcileri bir araya gelip kapatma kararına karşı atılabilecek adımları tartıştı. Bireysel dava hakkından kolektif mücadeleye kadar her ihtimalin konuşulması, aslında bu yapının neyi temsil ettiğini net biçimde ortaya koydu. Korumak istediğimiz değer; düşünmekle kalmayan, harekete de geçen bir akademi kültürü.
Bu sahne, akademinin en yalın halidir belki de. Tartışmak, oylamak, karar almak ve eyleme geçmek… Hepsi aynı hisleri, aynı sorumluluk duygusunu taşıyor.
Mesele yalnızca bir üniversiteden ziyade santralistanbul’un taşıdığı hafıza ve bunun ne anlama geldiği.
İstanbul Bilgi Üniversitesi sınırlarında başlayan dayanışma, gittikçe kampüsü aşar bir hale geliyor. Bu bir kurum ile başlayan, diğer tüm kurum ve kişileri etkileyebilecek kötü bir senaryonun başlangıcını önleme mücadelesi. BİLGİ veya değil, BİLGİ’nin temsil ettiği fikri ve özgürlüğü savunmak gerekiyor.
Herhangi bir üniversiteden, herhangi bir medya platformundan veya herhangi bir siyasi partiden olan herkesi BİLGİ’yi korumaya ve öğrencilerin omzunda el, çığlığına çığlık olmaya davet ediyorum.
Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin mücadelesi devam edecek. Yuvamızı kurtarmak ve korumak en büyük dileğimiz.
Eğer BİLGİ içinde bulunduğu durumdan kurtarılamazsa, bunun devamı daha şiddetli şekilde gelecektir.
Türkiye’de özel üniversite yoktur; KAMU KURUMU TÜZEL KİŞİLİĞİNİ HAİZ VAKIF ÜNİVERSİTESİ modeli benimsenmiştir. Bu itibarla, kuruluşu kanunla gerçekleştirilen bir vakıf üniversitesi bir şirketle/şirketler topluluğu ile ilişkilendirilemez. Bir gruba bağlı şirketler üzerinden vakıf üniversitesine ve bu üniversitede öğrenim gören öğrencilere mal ve hizmet satışıyla zenginleşmenin olduğu, hatta vakıf üniversitesi imkânlarından kişisel yararlanmaların olduğu, gerçektir. Bu kötüye kullanma örneklerinin önüne geçmek YÖK’ün görevidir. İstanbul Bilgi Üniversitesi bakımından ileri sürülen kötüye kullanma durumları, YÖK’ün bu üniversitelerle ilgili denetim görevini sağlıklı bir şekilde yapıp yapmadığının sorgulanmasını gerektirir.
2020 yılında “faaliyet izninin kaldırılmasına” karar verilmiş olan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kuruluşunu gerçekleştiren 22.5.2008 tarihli ve 5765 sayılı Kanun halen yürürlüktedir. Keza, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kuruluşunu gerçekleştiren 5.6.1996 tarihli ve 4142 sayılı Kanun da halen yürürlüktedir ve bu Üniversite, bir KAMU KURUMU TÜZEL KİŞİSİ olarak hukuki VARLIĞINI DEVAM ETTİRMEKTEDİR.
Bu Üniversitede icra edilen öğretim faaliyeti, Anayasa’ya (m. 130) aykırı olan 21 Mayıs 2026 tarihli ve 11.384 sayılı Cumhurbaşkanı kararına dayanılarak durdurulamaz. Bu karara dayanılarak tasfiye görüntüsü altında KAMU MALI olan Üniversitenin mallarının, özellikle gayrimenkullerinin talan edilmesi yoluna gidilemez.
Bu hukuksuzluğa karşı, söz konusu Üniversite bünyesinde özellikle Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinin öncülüğünde DİRENİLMESİ gerekir. Direnmeden kastımız, söz konusu karar yok sayılarak, öğretim faaliyetine devam edilmesi ve başlamış/başlamak üzere olan sınav süreçlerinin hukuk kuralları çerçevesinde ikmal edilmesini sağlamaktır.
Bu çerçevede özel bir bilgiyi kamuyla paylaşmam gerekiyor:
Sayın Cumhurbaşkanı’nın etrafı kuşatılmıştır. Hukuka ve Anayasaya açık bir şekilde aykırı olan uygulamalar, bu kuşatmanın eseridir.