Bugün Türkiye'de derdin gerçekten demokrasi ve hukuk devleti ise ya Özgür Özel'in yanındasındır ya da değilsin. Bu kadar basit. Bunun orta yolu falan da kalmadı artık uçurumun eşiğindeyiz.
Her hafta ADA toplantılarına katılıyor,
eşim için mücadele etmeye devam ediyorum ama videolardaki troll yorumlarını okuyorum.
“Başörtülü manken tutmuşlar, orada ne işi var?” diyenler var.
Başörtümle, inandığım değerlerle, yürüdüğüm yolla ve durduğum yerle gurur duyuyorum.
TOLGAHAN ERDOĞAN MAHKEME HUZURUNDA DİNLENECEK
CHP’nin 38. Olağan İstanbul İl Kongresi’ndeki şaibe iddiaları üzerinden açılan “ceza davası” görülmeye devam etti.
Gürsel Tekin ve beraberindeki isimlerin CHP İstanbul İl Başkanlığı’na “kayyum” olarak atanmasına gerekçe gösterilen hukuk mahkemesindeki davanın, ceza davasında ikinci duruşma Silivri’deydi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile birlikte toplamda 9 kişinin yargılandığı davada ara karar kuruldu.
Mahkeme dosyanın 2 tanığı Müslüm Aytaç ile Tolgahan Erdoğan’ın mahkeme huzurunda dinlenmesine karar verdi.
Tolgahan Erdoğan 17 Kasım’da hakim karşısına çıkacak ve CHP’li avukatların sorularını yanıtlayacak.
Tolgahan Erdoğan duruşmaya katılması halinde “Şaibe iddialarını” ilk kez huzurda sözlü olarak dile getirecek.
Faik Öztrak son 19 yıldır milletvekilliği yapıyor. Babası Orhan Öztrak ise 8 yıl milletvekilliği yaptı. Faik Öztrak’ın dedesinin adı da Faik’ti. Dede Faik Öztrak, 30 yıl milletvekilliği yaptı ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin İçişleri Bakanlarından biri olarak görev aldı. Yani Öztrak ailesi, üç nesildir toplam 58 yıl milletvekilliği yapmış durumda. Koltuğa yapışan biri aranıyorsa, o da Öztrak ailesidir.
Kesinlikle yanlış bilgi.
3 sene kadına yönelik şiddet araştırması yaptım. Şiddetle ilgili çalışan tüm kurumlarla görüştük.
1- Kadının değil, mağdurun beyanı esastır.
2- Uzaklaştırma kararı aldırmış pek çok erkek vardır. Bunların başında Boğaziçi Üniversitesi'nin atanmış rektörü Naci İnci bile var.
3- Kadınlar eğer bu konuda iyi eğitilmiş personele denk gelmezlerse, 'şikayetçi misiniz' sorusuna genelde hayır diye cevap vermeye teşvik edilirler. Mahkemeye gitmek konusunda teşvik edilmezler. Böylece ceza davası açılmaz. Konu, kadını koruma kararları seviyesinde kalır.
4- Koruma kararları hiçbir ceza içermez. 2-3 kere ihlal edin, şikayet üzerine en fazla birkaç gün zorlama hapsi olur. O kadar. O arada kadın öldürülebilir bile.
Ozan Güven'in 6 yıl düşünerek bulamadığı gerçekler bunlardır.
Ozan Güven’in “şık bir kurban” olduğuna katılıyorum. Ama o şıklığı kendi ünlülüğüne veriyor herhalde. Oysa onu “şık” kurban yapan o değil.
Kadınlar yıllardır, “normal, sıradan” gibi görünen ilişkilerin altındaki toksik örüntüleri, “normal ve muteber” gibi duran erkeklerin nasıl duygusal, cinsel, ekonomik, fiziksel şiddet üretebildiğini anlatmaya çalışıyor.
Güven ise “sapkın” olanlardan ayrışmak istiyor. Kim bu sapkınlar? Varile koyup yakan, halıya sarıp suya atan, kafa kesenler, toplu tecavüz edenler… Kadınlar, psikoloji, sosyoloji bilumum sağduyu da diyor ki: bunların hepsi aynı kuyudan beslenen yapısal şiddettir.
Bir de şu var: Güven ısrarla kendini ayrılmak isteyen taraf olarak anlatıyor. O ayrılmak istemiş, karşı taraf bırakmamış, “o yüzden” olaylar çıkmış.
Bu hikaye doğru olsa bile şiddet uygulayan erkeğin her zaman bir “mazereti” vardır.
Kadın çok takıntılıdır, kadın “namussuzluk” yapmıştır, kadın erkekliğine hakaret etmiştir, kadın kışkırtmıştır, kadın bırakmamıştır, liste uzar…
Mazeret değişir, işlev hep aynıdır: şiddeti bir karşılık, bir mecburiyet gibi göstermek. Hiçbir fail “ben durduk yere şiddet uyguladım” demez ki, hep “beni mecbur bıraktı” der. Ozan Güven’in muğlak bir şekilde geçiştirdiği “abajur hadisesi” nde de böyle bir ima var. Takıntılı, ayrılmak istemeyen bir kadın karşısında bir anda bir abajurla buluyor kendini.
Ozan Güven gerçekten de utanıyor görünüyor. Ama bu, “zarar verdim, yaptığım yanlıştı” utancı olarak geçmiyor. “Görüldüm” utancı bu. Yani pişmanlık değil, ifşa olmanın narsistik yarası gibi okunuyor. Ve o yarayı, kendini kurban ilan ederek sarıyor: “Beni sapkınlardan ayırın, ben gerçek kötü değilim, ben şık bir kurban olduğum için başıma bunlar geliyor.”
Samimi önerim: bir süre geri çekilmesi, gitmediyse terapiye gitmesi ve sonra da iyi düşünülmüş bir özür yazısı yayınlaması olurdu. Buradan başka türlü çıkamayacak gibi duruyor.
Adıyaman/Kahta’da bir ay evli kaldıktan sonra boşanan ortaokuldan terk bir kadının geri kalan hayatı nasıl geçiyor, hiç düşünüyor musunuz acaba.
Memleketin saat dilimini bile Ortadoğu’ya endeksleyecek kadar muhafazakarsınız ama 40 yaşına da gelse hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilen boşanmış erkekle şu durumdaki kadını bir tutacak kadar Norveçli zihniyetine bürünüyorsunuz nafaka konusu açılınca.
Ya bir şey çok dikkatimi çekiyor. Öldürülen ve dayak yiyen kadınları “yanlış erkek seçmekle” suçlayan erkekler, iş kendilerine gelince asla kendisini suçlamıyor. İki tane paragöz kadınla evlenen dallama “süresiz nafaka zulmü” diye bk atıyor tüm kadınlara. E SEÇMESEYDİNİZ :)
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
Trafik kazalarında kusur olayını bir ben mi çözemedim her seferinde daha mantıksız geliyor, bilirkişi (yüklü) tırın sol şeritte ne işi var demiyor dönüp bana niye sağladın diyor. Özür dilerim tırın altında kalamadığım için
İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen CHP İl Binası dosyası kapsamında, TCK 214 “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla yargılanan yol arkadaşlarımızın hem yanında olan hem de müdafiliklerini üstlenen Komisyon Başkanımız Av. Mustafa Atahan Öztürk duruşmaya katılım sağladı.
Duruşma 21.10.2026 tarihine ertelendi.
Haklı mücadelemizden geri adım atmadan, dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Kılıçdaroğlu’nun MYK’sını Müslim Sarı duyurdu.
19 kişilik Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı 19 kişiden oluşuyor.
Parti Sözcü olarak atanan Müslim Sarı Parti Meclisi toplantısına ilişkin de konuştu.
MYK’nın bugün toplanacağını ve PM toplantısı için karar verileceğini söyledi.
Özgür Özel’in grup toplantısındaki sloganların da “yakışmadığını” söyledi “gereken yapılacak” dedi.
Ama 0 delille ve envai çeşit ithamla 15 aydır tutuklu yargılanan basın danışmanı Murat Ongun:) Operasyonu AKP’den yemedik diyoruz oha abartma diyorsunuz…
Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez'in, 2017'de Cumhuriyet Gazetesi’nin parasını zimmetine geçirdiği gerekçesiyle kod 29 ile işten çıkarıldığı iddia edildi. (Altan Sancar)
İBB davasında insanları etkin pişmanlıkçı yapmaya çalışırken foyası ortaya çıkan ve Yunanistan'daki adaya kaçarken yakalanan avukat CHP genel mekezinde.
Kılıçdaroğlu çetesi ve İBB kumpasçıları bir arada...
Gezi Direnişi sırasında Ankara Kızılay'da polis kurşunuyla katledilen Ethem Sarısülük'ü saygıyla anıyoruz.
Devrimci bir işçiydi Ethem; bu yüzden hedef alınmıştı. Kör bir kurşunla değil, planlı bir organizasyonla katledildi.
Ethem'i vuran polis Ahmet Şahbaz'ın hem ateş ettiği anlar hem de olaydan sonra "Silahı çektim, sıktım üç tane" dediği görüntüler olmasına rağmen, Şahbaz sadece 14 ay tutuklu kaldı. Mahkeme tarafından önce 1 yıl 4 ay hapis cezası verilen Şahbaz'ın cezası, ardından 10 bin 100 TL para cezasına çevrildi.