bazı hocaların 20 yaşında belki güç bela okumaya çalışan öğrenciler üzerinden kendilerini tatmin etmeye çalışmalarından aşırı derecede rahatsızlık duyuyorum
kaç baharımız kaldı belli değil. yarın yatalak mı kalcaz, altımıza mı sıçıcaz bilmiyoruz. koltuk sevdalısı bunakların hırsları yüzünden her yeni gün bizim derdimiz oldu.
Instada insanların üto*yayla iş başvuru sürecinde yaşadığı prosedür, case study rezaletlerini aylar önce anlattığı reelsler ve ona gelen yorumları görüyorum da yatacak yeriniz yok cidden o tel avivli şahısa az bile yapılıyo
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.
Gülistan’ın annesi Bedriye Doku “Ben cahildim, kızım cahil kalmasın diye okula gönderdim, onu devlete emanet ettim. Ben hiçbir zaman devletin parasını yemedim. Tarlada çalışarak çocuğuma baktım; ama bu Sonel devletin parasını yedi. Kızıma bu kötülükleri yaptı. 6 yıldır buralardayım ben, 6 yıldır…” Gazeteci Sultan Uçar: “Kurtla bir olup kuzuyu yiyip, sonra çobanla oturup ağlamışlar. Valisi, doktoru, emniyeti vs devletin bütün kurumları çürümüş...”
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Yeni nesilde feci bir olmamışlık var. Velileri ve sıçıp saldıkları potansiyel ssçleri kendilerine getirecek düzenleme vs lazım artık. Milletin artık tahammülü yok sizin gibilere
yas ilan edilmesi ve gerekli bakanın istifa etmesi lazım. aylardır millet yalvarıyor güvenlik diye çıkmış durum kontrol altında diyor hala. midem bulanıyor her gün.
Her eve en az 3 çocuk çağrısı yapanlar, önce o istedikleri çocukların can güvenliğini sağlasınlar. Bir anne evladını dokuz ay karnında taşısın, binbir fedakârlıkla büyütüp okula göndersin sonra ülkeye hayrı olmayan birisi yüzünden kaybetsin. Yaşamanın bu kadar riskli olduğu bir ülkede aileler neden çocuk sahibi olmak istesin?