@szctelevizyonu da Kılıçdaroğlunu dinliyorum. Ulan ne dünya ya.
Bizim neslin gerçekliğini özetleyen cümle galiba "Fazla tevazunun sonu, vasattan nasihat dinlemektir." (İbn-i Haldun)
Bu işi çözen kişi toplum nezdinde Erdoğan’ın “baş örtüsü”anını yaşar bence.
Coğrafyanın Vicdanı: Bosna’dan Filipinler’e Uzanan Medeniyet Hattı
Bugün modern dünyanın ve seküler paradigmanın önümüze koyduğu haritalar yalnızca sınırları değil, hafızaları da parçalamaktadır. İnsanlığı rakamlara, toplumları kimlik kümelerine, medeniyetleri ise dar coğrafi tanımlara indirgeyen bu yaklaşım; İslam dünyasını da çoğu zaman Orta Doğu’nun petrol havzalarına veya belirli etnik aidiyetlere sıkıştırmaktadır. Oysa hakikat bundan çok daha geniş, çok daha derindir.
Batıda Bosna-Hersek’ten başlayıp doğuda Filipinler’e, kuzeyde Beyaz Rusya’nın ormanlarından güneyde Ümit Burnu’na kadar uzanan o büyük hat; yalnızca bir coğrafya değil, ortak bir hafızanın, müşterek bir estetiğin ve müşterek bir vicdanın tezahürüdür. Bu hat, sınırlarla değil anlamla çizilmiş bir ruh haritasıdır.
Balkanlar’dan Baltık’a: Avrupa’nın Unutulan Mirası
Bu medeniyet hattının batıdaki ilk büyük durağı Bosna-Hersek’tir. Saraybosna’nın taş sokaklarında yankılanan ses, aslında Avrupa’nın merkezinde hâlâ yaşayan bir vicdanın sesidir. Mostar Köprüsü yalnızca iki yakayı değil, tarih ile geleceği, Doğu ile Batı’yı, hafıza ile umudu birbirine bağlayan sembolik bir köprüdür.
Bu hattı kuzeye doğru uzattığımızda ise karşımıza Beyaz Rusya ve çevresindeki Lipka Tatarları çıkar. Onlar, İslam’ın Slav dünyasıyla kurduğu derin ve zarif ilişkinin yaşayan tanıklarıdır. Balkanlar’ın taş camileriyle Baltık coğrafyasının ahşap mescitleri arasında görünmez bir bağ vardır. Bu bağ bize şunu öğretir: İslam, ulaştığı her iklimin rengini alırken özünü muhafaza etmeyi başaran nadir medeniyetlerden biridir.
Ümit Burnu’ndan Pasifik’e: Direnişin ve Sentezin Hikâyesi
Haritayı güneye çevirdiğimizde, Afrika kıtasının en uç noktasında yer alan Cape Town bizi karşılar. Burada yaşayan Cape Malay Müslümanları, sömürgeciliğin ve sürgünün ağır yüküne rağmen kimliğini muhafaza etmiş bir direniş hafızasının temsilcileridir. Onların hikâyesi, Asya’dan Afrika’ya uzanan kardeşlik halkasının canlı bir nişanesidir.
Doğuya doğru ilerlediğimizde ise Büyük Okyanus’un kıyılarında Bangsamoro Müslümanlarının topraklarına ulaşırız. Filipinler’in güneyinde yaşayan Moro halkı, İslam medeniyetinin doğudaki en ileri karakollarından biridir. Yüzyıllar boyunca süren sömürgeleştirme ve asimilasyon girişimlerine rağmen korunan bu kimlik, coğrafyanın yalnızca toprak parçası olmadığını; inanç, aidiyet ve bilinçle anlam kazandığını göstermektedir.
Parçalanmış Haritalara Karşı Medeniyet Tasavvuru
Bugün önümüzde duran temel mesele, siyasi sınırların ötesini görebilmektir. Çünkü Bosna’dan Filipinler’e uzanan bu hat, farklı devletlerin toplamından ibaret değildir. Swahili sahillerinden İstanbul’a, İsfahan’dan Jakarta’ya kadar uzanan müşterek bir entelektüel mirasın, ortak bir estetik anlayışın ve köklü bir medeniyet tecrübesinin adıdır.
Merhum Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Muhteşem bir maziyi daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü” olmak mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise geçmişi romantize etmekten değil; hafızamızı yeniden inşa etmekten, şehirlerimizin ruhunu korumaktan ve medeniyetimizin entelektüel birikimini yeniden kuşanmaktan geçmektedir.
Sonuç
Bu büyük coğrafya bize şunu fısıldamaktadır: İslam dünyası ne yalnızca Doğu’dur ne de yalnızca Batı. O, kıtaları aşan, farklı kültürleri kendi potasında eriten ve insanlığın vicdanına hitap eden evrensel bir medeniyet tecrübesidir.
Bizlere düşen vazife, parçalanmış haritaların ötesine geçebilmek; Bosna’dan Filipinler’e, Beyaz Rusya’dan Güney Afrika’ya kadar uzanan bu muazzam hinterlandı yeniden zihnimizde bütünleştirebilmektir. Çünkü coğrafyalar ancak hafızaları kadar büyüktür; medeniyetler ise ancak vicdanları kadar yaşayabilir.
@etkilihaberyeni Senin devlet aklı dediğin Ankara’daki “küçük olsun bizim olsun” cular. Bir cacık olmaz o akıldan. 100 yıl da geçse aynı hikayeler tekrarlar durur, Güney Kore şöyleydi Endonezya Malezya böyleydi diyen kendinizi kandırırsınız sonra..
20 yıl iktidarda duran yozlaşır da muhalefette duran yozlaşmaz mı. 10 kat daha yozlaşır. İlk yenildiğinde gitmeyen adama artık muhalefet dememek lazım, ne yiyip içtiğine iyi bakmak lazım aslında.
Kırsalın küçük insanlarınının “küçük olsun benim olsun” temennisini hafife almamak gerek, bunlar kitle olarak ülkenin farklı birimlerinde bir araya gelip, birde ederinin çok üzerinde sorumluluk verildiğinde, seçilmişleri indirecek kadar gözleri dönebilir, görmüş olduk.Akıl fikir.
Lets face it. When they were talking about “great reset” @wef they were not meaning anything but world war, high inflation everywhere, global fiat currency depreciation and erosion of government debt. So that governments can clean up balance sheets, start to borrow again and borrow more. This is what is called “reset!” 🤑
At some point, Nasdaq will wake up to a reality that there is not enough energy on earth, to generate intelligence, to replace labor within organizations in a meaningful way yet.
OpenAI's Identity Crisis, Datacenter Wars, Market Up on Iran News, Mamda... https://t.co/w8TgHlTfpY via @YouTube
Nuri Hocam, ana hedefin Nisan ayındaki Çin görüşmesine max kaldıraçla girmek olduğunu söyleyen görüşe katıldım ben. Venezuela ve İran, Çin’e göz dağı olarak kullanıldı gibi. Arada Epstein İsrail falan da kaynadı o ayrı.. Çin’de boş durmadı tüm Avrupa’yla görüştü bu arada. Yani herkes rakibin elini zayıflatmaya çalışıyor gibi görüşme öncesi.
Bir ülke halkının ne zaman yoksullaştığını anlamanın yollarından biri gıdanın tüketim sepeti içindeki payına bakmaktır. Refah artınca gıdanın payı düşer.
Böyle bakınca 2018-2023 döneminin yıkıcı etkisi daha net görülüyor
2023 sonrası ise kısmi normalleşme var ama yeterli değil.
🇮🇷 Reza Pahlavi:
“Iran should have been the South Korea of the Middle East 🇰🇷.
At the time, Iran’s GDP was five times larger than South Korea’s.
Today, instead, we have become North Korea 🇰🇵.” https://t.co/u1SB3vWGtp