@TRogretmen Bireyin henüz kendi kimliğini, sınırlarını ve potansiyelini keşfetme aşamasında olduğu bir yaşta, onu hayatının en kritik kararlarından birini almaya zorlamak tam anlamıyla bir akıl tutulması.
Tepkinin şiddetini belirleyen şey sözün kendisi dğl, sözü söyleyenin kim olduğu ve hangi mahallede durduğudur.Öyle olmasaydı dini değerler konusunda hassas tayfa, "bakara makara" dendiğinde de cümbür cemaat saldırırlardı.Tabii mevzu hassasiyet olmadığından göremeyiz #DenizGöktaş
Hemen arkasından "İşte bunların zihniyeti", "Bunlar gizli ajandalarını kusuyorlar" denilerek, bir kişinin söylemi üzerinden koca bir kitle, bir siyasi parti ya da bir yaşam tarzı suçlu ilan edilir, siyasi meydanlara konu edilir.
Deniz Göktaş olayı çok tanıdık bir döngü. Buradaki temel strateji, toplumsal hafızadaki eski kodları ("din düşmanı", "chp zihniyeti" vb.) sürekli sıcak tutarak tabanı konsolide etmek.
Yoksa Olay gerçekleştikten hemen sonra, sosyal medyadaki organize hesaplar ve ana akım televizyon kanalları aynı anda, aynı anahtar kelimelerle ve aynı spot cümlelerle yayına başlar mı?Olay hiçbir zaman sadece o kişinin bireysel hatası ya da ifadesi olarak kalmaz
@siyahsancakx Organize olarak piyasaya çıktılar yine. Ara ara durup aynı argümana sarılıp siyasi ranta +puan kazandırma amacı güder bu tayfa. Tv'lerde meydanlarda kullanılacak bunlar klâsik. Deniz olayını bu yüzden bırakmazlar.
@gundemedairhs Hristiyan ülke olsaydı hristyanlığa sallanır çoğunluk islam ne yapsınlar :)) Ne dense saldırıyorlar diyorsunuz, saldırmasalar bile. Kaldı ki hiç işleri yok. "İslam'a Saldırı" bu ülkede ranttır. Arada çıkartırlar gündeme islamcılar :)
Ajda Pekkan, tamamen zamansız ve yaşsız bir kültürel ikon. 🥂
60’ların sinematik zarafetinden 70’lerin özgür ruhlu bohemliğine, 80’lerin avangart diskosundan
90’ların dinamik pop çağına
2000’lerin modern vizyonuna... #ajdapekkan
Z kuşağı veya sonrasındaki Alfa kuşağı aslında bir geçiş dönemi çocuğu. Aileleri, kendi gördükleri o "eski usul" baskıdan kaçarken kantarın topuzunu kaçırdılar:
Şu anki o "yarı cahil" ve hırçın profil aslında bu boşlukta kalan grup. Aileleri onlara ne eski usul terbiyeyi verebildi ne de modern dünyanın etik değerlerini aşılayabildi.
Bu durum aslında bir "toplumsal işçilik" eksikliği. Bir insanı eğitmek, onu sadece bir meslek sahibi yapmak değil, ona bir toplumun parçası olma bilincini aşılamaktır. Bu bilinç olmadığında, ortaya çıkan kaos maalesef kaçınılmaz oluyor.
İnsan, biyolojik olarak doğar ama sosyal olarak "inşa edilir."
Eğitimi sadece okul sıralarında alınan akademik bilgi olarak değil, bir insanın karakterini, empati yeteneğini ve toplumsal nezaketini şekillendiren bir işleme süreci olarak gördüğümüzde,
İnsan zihni, üzerine düşülmediği sürece vahşi kalmaya meyillidir. Muhakeme yeteneği gelişmeyen bir birey, dürtüleriyle hareket eder. Bu bedenen büyümüş ama medeniyetin etik kodlarını çözememiş o hırçın insan profilini ortaya çıkarıyor.