Çoçukluğumdan beri tanıdığım çok güzel, dikkat çekici kadın bir arkadaşımın yıllar içinde hareketleri erilleşti, ses tonu kalınlaştı, argo kelimeleri arttı, hareketleri kabalaştı. Bu sebeple olduğunu hissettim hep
Şu tür videolar birer sevgi gösterisi, mutluluk, aşk gibi paylaşılıyor ama aslında dünyanın her yerinde kadınlar hep tedirgin; otururken, yolda yürürken sürekli somurtan, nötr bir ifade takınmak zorundalar. Öküzün biri bakışımı, gülüşümü yanlış anlar da musallat olur diye.
Verdiğin, sunduğun her bilgiyle insanların zihninde kendine dair muhayyel sınırlar çizersin. Sonrasında tutarlı görünmek için o sınırlara hapsolursun. Çünkü tutarlılık evrenin mutlak yasası olan entropiye bir başkaldırıdır insan için. İradesini sınamasının, bir iradesi olduğuna inanmanın da bir yolu
İnsan kendisiyle ilgili herhangi bir konuda bir kanaat sahibiyse o konuda teyakkuz halinde olamaz. “İyiyim” yargısı kötülük yapma ihtimalini düşünmeyi engeller, ahlaki körlük yaratır. Yargı, hayatın esnek ve dinamik akışında ortaya çıkacak senaryolarda ıskalamalara sebep olur. Ve ki iyilik de bir idea, ve mutabık kalındıkça muteber
Kavramsallık, mekanik işleyişle insan deneyiminin derin ve estetik ufkunu daraltabiliyor. Varlığı özümsememizi sağlayacak gibi duran dilin imkanları aslında zihin kısıtının gardiyanları
Bu mesele sıra beklemek meselesine çok benziyor. Görmem gerektiğini düşündüğüm bir müze, yapıt vs. değilse ne restoran kuyruğunda beklerim, ne alışveriş
Yolda en ünlü ismi görsem durup onunla fotoğrafım olsun diye yırtınmam. Çok özel biri olmadıkça konserinin hayaliyle yanıp tutuşmam. Kimse için sıraya girip imza istemem. İnsanlar için bu kadar talepkar olmayı da sonuna kadar anlamsız buluyorum.
Kendi gölgesini gizlemek için diğerinin karanlığına ihtiyaç duyar insan. Bir karanlık yoksa, bulamazsa ithama, isnada ve nihayeti iftiraya kadar uzanır çabası
Cilaların, parıltıların, pürüzsüz, aydınlık yüzeylerin, şaşaalı, debdebeli silüetlerin arasında keşfe değer olan şey kusurluluk.
Bir seste, dimağda, bedende..Kusur insanidir, kusursuzluk imajı, naylon, suni.
Kusursuzluk ise ilahi ve ancak muhayyel olana tâbi
Üzülerek söylüyorum ki, Daktilo1984 için son dönemde görüştüğümüz birçok şirket ve işadamı siyasi konjonktür gerekçesiyle sponsorluk anlaşması yapmayı reddetti. Bu kurum ayakta kalabilmek için artık sadece Patreon ve Youtube aboneliklerine bağımlı hale gelmiştir.
Kuruluşundan bu yana Daktilo1984, yayınlanan bütün yazılar için istisnasız telif ödemesi yapmış ve çalışanlarının maaş ve sosyal güvenlik ödemelerini düzenli gerçekleştirmiştir. Ve 8 sene boyunca her gün en az bir orjinal içerik üretmiştir.
Bu sistemin devam edebilmesi için desteklerinize hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Patreon ve Youtube üzerinden elde ettiğimiz gelir ile bu masrafları karşılayamamız halinde maalesef 2026 sonunda yayın hayatımızı noktalamak zorunda kalacağız.
https://t.co/6hs8VIrOo5
https://t.co/e7kxbMHtb4
Düşününce hep şaşırdığım bir şey, 35 yaşında generaldi, 38 yaşında isyancıydı, 42 yaşında bir cumhuriyet kurdu. 57 yaşında öldü. Ebeveyn kaybı, savaş, göç, yokluk, hastalık… Travmalarla yoğrulmuş, taşınması güç bir ömür…
Atatürk’ün ‘insan’ yanını görmek, benim için Atatürkçülüğün başlangıç noktasıdır. Onu bir insanüstü kahraman değil, acıyı, kaybı ve sorumluluğu omuzlayıp yine de ileriye bakan bir insan olarak görünce, mirasını daha derinden hissederim 🌱
When you complete your PhD in literature, you are given the actual list of the 100 greatest books, which are kept secret from normal people. Unfortunately, I am not allowed to tell you what they are and, even if I did, you wouldn't understand them.
@nergihan Tdk’nın güncel kullanım kılavuzunu ben de benimseyemiyorum yer yer. Ama işi kitap olan insanların bir consensus’ta birleşmesi gerekiyor. Bir otorite olarak kabullenmek zorundayız, en azından matbuatta
Bir kitapta typo, yanlış noktalama işareti kullanımı, yanlış çeviri, anlam düşüklüğü görünce devam edemiyorum. Murdar olmuş gibi geliyor kitap. “You have one job” sevgili editörler, çevirmenler, redaktörler.. plizz filan yani