2016’da mhp’yi düzeltmeye çalıştı,olmadı. Sonra Türk milliyetçilerine yeni bir yol açtı, muhakkak hataları da oldu. imamoğlu mansur aday olsun diye uğraştı olmadı, bir sürü hakarete iftiraya maruz kaldı, baktı olmuyor onurlu bir şekilde siyasetten çekildi
mayıs ayı bi kelime olsa idi "yeniden" olurdu yeniden yeşermek, yeniden heveslenmek, yeniden anlam bulmak, yeniden iyi hissetmek, yeniden alışmak..yeniden..yeniden...
🔴Hukuk Mücadelesi Kanla Sonuçlandı: Genç Avukat Hayatını Kaybetti
Bursa’da ablasına ait meyve deposu önünde silahlı saldırıya uğrayan 26 yaşındaki avukat Hatice Kocaefe hayatını kaybetti.
Olayın, ablasının 5 milyon TL’lik plastik meyve kasası alacağına ilişkin açtığı dava nedeniyle yaşandığı öne sürülüyor.
Davanın tarafı olan 49 yaşındaki Hakkı Ç.’nin, genç avukatı tehdit ettiği iddia edildi.
Kocaefe’nin ablası ve babasıyla birlikte depodan çıktığı sırada saldırıya uğradığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı.
Muvekkillerinin yeni dosyalari olunca tekrar seninle calismak istemeleri ya da seni tanidiklarina onermeleri…tadı baskadir….seninle calismis, memnun kalmis ve insanlara anlatiyo su hazza bakın…..gurme restoran hazzı
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?