kızlar "Under the Tuscan Sun"ı kesinlikle izleyin.. dopamin kapaklarınız bir anda açılıyor "evet yaa hicbir sey icin geç değil, bitti dediğin yerde tekrardan başlıyor hayat" diye öforik bi ruh haline bürünüyorsunuz. ayrıca film o kadar estetik ki izlerken ruhum dinlendi🌸
İnsanın bütün arzularını aynı anda gerçekleştirebileceği yanılsamasına kapılmayan aşk hikayelerini seviyorum. Bu yüzden Fleabag’i çok seviyorum.
İnsan yalnızca arzularından oluşmaz. İçinde yaşadığı dünyanın, kurduğu ilişkilerin, üstlendiği sorumlulukların ve hayatına anlam veren pratiklerin toplamıdır. Rahip için inanç bir meslek değil, varoluşunun merkezi haline getirdiği bir pratik. Bu yüzden Fleabag’i seçmesi yalnızca bir sevgiliyi seçmesi değil; onu var eden bütün bir yaşam pratiğinden vazgeçmesi anlamına gelirdi.
Aşk, karşımızdakinin bütün bir yaşamını terk etmesini gerektiren bir sınava dönüşmemeli... Mesele fedakarlık yapmak değil; neyi feda ettiğinin farkında olmak. İnsanı var eden yaşam pratiklerinin terk edilmesi üzerine kurulan ilişkiler zamanla sevginin değil, yoksunluğun hikayesine dönüşüyor… Birbirlerini sevmelerine rağmen birbirlerinin hayatı olamıyorlar…
Ama Nazım’ın söylediği gibi, “bu yürek o, bu dilden anlamaz pek.” Kalp, genellikle aklın ikna olduğu yere en son varıyor. 🥲🥰
📍 Herkesin hayatında en az bir kez izlediği ve izlediği anda boğazını düğümleyen o ödüllü reklam filmi.
Kısa film tadındaki bu başyapıt, yıllar geçse de etkisinden hiçbir şey kaybetmiyor. Tekrar izlediğinizde bile aynı hissi veriyor mu?