İnanılmaz bir flood. Adamın birisinin x-files'ın bi sahnesinde çalan şarkıyı bulmaya çalışması, sonra öyle bi şarkının olmadığı ve bölüme özel yapıldığının anlaşılması, el birliğiyle sanatçılara ulaşılması, şarkının cd'de back up olması ama cd playerın olmamasıajssja PERFECTION
O kadar nefret ettim ki 3 oturumda anca bitirebildim. Anlatım ve senaryolaştırma olarak berbat buldum, sanat yönetimi de saçmalık ötesi, 19. yüzyıl latin amerika mimarisi, kostümleri ve peysajlarını andırıyor, ne alaka. Ama asıl diyeceğim bu değil. Aşkı memnu,
Bu canın Amasya Sanayi Bölgesi’nde bu şekilde yaşama tutunmaya çalıştığı bildirildi. Lütfen bulup yardım edilmesini sağlayın…
@amasyatarim@AmasyaValiligi@amasyabld05
Sıkı DCFC fanıyken dinlerdim okey tıngır mıngır gideri vardı ama unutmuş gitmişim yıllardır aklıma bile gelmemişti. Geçen The Affair'in bi bölümünde çaldı. Bu şarkı ne bu tanıdık dedim. What Sarah Said çıktı alıcı kulağıyla dinledim bi daha da geri dönemiyorum.. KİM BU SARAH KİMM
Eskiden bazı şarkıları dinlerken çok yükselirdim, şarkıyla ilgili bissürü şey yazardım. Artık teflon gibi olduğum için o kadar etkilenmiyorum ama What Sarah Said ne biççççim bi şarkı ya nerdeyse tumblra döncem şu an ABBBBAAVVV gerçek bir yetişkin şarkısı yoğun bakımlık tam
This is a beautiful letter from Fiona Apple explaining to her fans why she must postpone a concert date.
I am impressed at the way she was instantly able to make the decision to choose love over her career. Indeed, the world needs more of this.
Enjoy the story...
“It's 6pm on Friday, and I'm writing to a few thousand friends I have not met yet. I'm writing to ask them to change our plans and meet a little while later.
Here's the thing.
I have a dog, Janet, and she's been ill for about 2 years now, as a tumor has been idling in her chest, growing ever so slowly. She's almost 14 years old now. I got her when she was 4 months old. I was 21 then — an adult, officially — and she was my kid.
She is a pitbull, and was found in Echo Park, with a rope around her neck, and bites all over her ears and face.
She was the one the dogfighters use to puff up the confidence of the contenders.
She's almost 14 and I've never seen her start a fight, or bite, or even growl, so I can understand why they chose her for that awful role. She's a pacifist.
Janet has been the most consistent relationship of my adult life, and that is just a fact. We've lived in numerous houses, and joined a few makeshift families, but it's always really been just the two of us.
She slept in bed with me, her head on the pillow, and she accepted my hysterical, tearful face into her chest, with her paws around me, every time I was heartbroken, or spirit-broken, or just lost, and as years went by, she let me take the role of her child, as I fell asleep, with her chin resting above my head.
She was under the piano when I wrote songs, barked any time I tried to record anything, and she was in the studio with me, all the time we recorded the last album.
The last time I came back from tour, she was spry as ever, and she's used to me being gone for a few weeks, every 6 or 7 years.
She has Addison's Disease, which makes it more dangerous for her to travel, since she needs regular injections of Cortisol, because she reacts to stress and excitement without the physiological tools which keep most of us from literally panicking to death.
Despite all this, she's effortlessly joyful & playful, and only stopped acting like a puppy about 3 years ago. She is my best friend, and my mother, and my daughter, my benefactor, and she's the one who taught me what love is.
I can't come to South America. Not now. When I got back from the last leg of the US tour, there was a big, big difference.
She doesn't even want to go for walks anymore.
I know that she's not sad about aging or dying.
Animals have a survival instinct, but a sense of mortality and vanity, they do not. That's why they are so much more present than people.
But I know she is coming close to the time where she will stop being a dog, and start instead to be part of everything. She'll be in the wind, and in the soil, and the snow, and in me, wherever I go.
I just can't leave her now, please understand. If I go away again, I'm afraid she'll die and I won't have the honor of singing her to sleep, of escorting her out.
Sometimes it takes me 20 minutes just to decide what socks to wear to bed.
But this decision is instant.
These are the choices we make, which define us. I will not be the woman who puts her career ahead of love & friendship.
I am the woman who stays home, baking Tilapia for my dearest, oldest friend. And helps her be comfortable and comforted and safe and important.
I need to do my damnedest, to be there for that.
Because it will be the most beautiful, the most intense, the most enriching experience of life I've ever known.
When she dies.
So I am staying home, and I am listening to her snore and wheeze, and I am revelling in the swampiest, most awful breath that ever emanated from an angel. And I'm asking for your blessing.
I'll be seeing you.
Love,
Fiona”
Tayvan, Temmuz ayının başında Türkiye'den ithal edilen yumurtalarda kanserojen madde bulunduğunu tespit etti. aynı sorun yurt içinde tüketilen yumurtalarda da vardır diyebiliriz.
Türk Yumurtaları Kanser Saçıyor! Ülke Tazminat İstedi... https://t.co/S215w5Ic83 @halktvcomtr
Bu son 20 yılda bizde “post truth”un ötesinde bir şey oldu. Hakikat ciddi ölçüde değer yitirdi. Neden sonuç, bağlam yok oldu. İnsan ilişkilerindeki dejenerasyon çok açıkça gösteriyor bunu. Gerçeği konforuna uygun yerden görmek, sorumsuzca serbest uyarlama ve değersizleştirmenin kendisi, dominant değer oldu.
Hırvatistan‘da hazırladığımız yemekte,
Bakanlar ve Genelkurmay Başkanı’nın olduğu protokol masasında, ülkemizdeki yaşanan deprem felaketi sebebiyle içimizin burukluğunu bir nebze de olsa yansıtabilmek için kırık tabaklar kullandık
@yavuzselimkiran @TurkEmbZagreb
#turkishcusine
DEVLETİN GENEL DURUMU…
Bundan bir ay önce Genel Başkanımız Kemal Bey beni çağırdı.
“Seçimi kazanmamız halinde neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Ankara’ya geç ve bütün kurumlardan uzmanları çağır. Bir heyet kur ve devletimizin durumunu, ilk ve ivedi işleri ve hasar tespitini çıkar” diye talimat verdi.
Ankara’da üç hafta süren çalışmalarımız sonucunda vahim bir tabloyla karşılaştık.
Normalde bu çalışmanın sonuçlarını kesinlikle paylaşmayacaktık.
Çünkü sonuçlar ürkütücüydü.
Elden geldiğince sessiz sedasız halletmeye çalışacaktık.
Ancak geldiğimiz aşamada yaptığımız çalışmanın bazı sonuçlarını paylaşmak zorunda hissediyorum.
Çalışmamızın sonuçlarının tamamını devletimizin ve milletimizin bekası için paylaşmayacağım.
Bu çalışmamızın çoğunu açık kaynaklarla yaptık.
Bu yazdıklarımın öneminin ve benim ve çalışma arkadaşlarım adıma yarattığı tehlikenin farkındayım.
Sadece şunu hatırlatayım bizim genlerimizde Kuvay-i Milliye var.
Ve biz bu ruhla gurur duyuyoruz.
Bedel ödemek istemeyiz. Ama ödenecek bir bedel varsa da korkup kaçmayız.
15 TEMMUZ SONRASI…
15 Temmuz Hain Darbe Girişimi sonrası FETÖ’den boşalan kadroları dolduracak nitelikli kadroları olmadığı için Milliyetçi ve Atatürkçü kadrolarla çalışmak zorunda kalmışlar.
Ancak bu kadrolara asla güvenmedikleri için herbir kuruma aileden gördükleri tarikat ve cemaatlerden personel yerleştirmişler.
Mahrem işlerini yerleştirdikleri bu personel eliyle yürütüyorlar.
Bu personel aynı zamanda hiç güvenmedikleri ama çalışmaya mecbur oldukları Milliyetçi ve Atatürkçü personeli sürekli izliyor.
Şu an devletimizin en mahrem bilgileri bu tarikatların elinde.
En güçlü ekip HAKYOLCULAR. Devlet adamlarını en çok rahatsız edense atanan “küçük prensler”
MİLLİ GÜVENLİK…
Bu konuda yaptığımız çalışmanın bütün sonuçlarını paylaşamam. Ancak şu kadarını söyleyeyim. Genel Kurmay Başkanlığımız, MİT Müsteşarlığımız ve Emniyet Genel Müdürlüğümüz’de her kademede el üstünde tutmamız gereken kahramanlar var.
Bu kahramanlar siyasi baskılara direnerek ellerinden geldiğince görevlerini yapmaya çalışıyorlar. Zaten devletin güvenliğini bu kadrolar sağlıyor. Devletin düşürüldüğü durumdan çok rahatsızlar. Her fırsatta bu durumu en üst makamlara iletiyorlar.
Polisimiz ve askerimiz sürekli bir soruşturma baskısı altında. Maalesef personel arasında ailevi sorunlar, geçim sıkıntısı, borçluluk, psikolojik sorunlar ve intiharlar çok yaygın.
Milli güvenliğimizi yakın tehdit altına sokan riskler var. Bu riskleri azaltacak diplomasi zayıf kalıyor. Özellikle ekonomimizin iyice güçsüz düşmesini ve devletimizin daha da çürümesini bekleyen odaklar var. En zayıf anımızda en olmaz taleplerle karşımıza çıkacaklar. Durumun farkındayız. Ve sürekli takipçisi olacağız.
Bu konuda son söz bizim Mehmetçiğimizin kanını satın alacak para daha basılmadı.
Biz vekalet savaşlarının lejyoneri olacak Millet değiliz.
MALİYE…
Maliye tarafında çok fazla sorun yok. Vergi toplanma konusunda alt yapı kurulmuş. Ancak vergi ödemeyen imtiyazlı şirketler var. Bunlara göz yumulması, vergi inceleme raporları sonuçlarının uygulanmaması, uzlaşma komisyonlarında bazı grupların vergilerinin silinmesi konusunda teknokratlarda büyük rahatsızlık var.
MASAK tamamı ile kör edilmiş. Uzmanlar çalıştırılmıyor. MASAK’ın izleme yetkisi sadece siyasi işler için kullanıyor.
HAZİNE…
Hazine’de tablo çok ağır. Kadrolar tarumar edilmiş. Bakan Yardımcıları işleri birkaç devşirme danışman ile götürüyor. Teknik kadrolar işlere karıştırılmıyor.
Hazine’de gelir yönünden sorun yok vergi gelirleri gayet iyi. Ancak giderlerde, borçlarda ve koşullu yükümlülüklerde korkunç bir artış var.
Seçim dolayısıyla Hazine boşaltılmış. Yıllık bütçede öngörülen açığın neredeyse tamamı harcanmış. Sadece BOTAŞ’ın birikmiş görev zararı 300 milyar liranın üzerinde. EYT’den gelecek yük yaklaşık 200 milyar. KKM pimi çekilmiş el bombası gibi bekliyor.
Deprem için en az 600 milyar lira ek kaynağa ihtiyacımız var. Gelirlerin çoğu garanti ödemelerine gidiyor.
Hazinenin nakit parası var gibi görünüyor. Ancak bu mevduat kamu bankalarından çekilemiyor. Çünkü kamu bankaları kara deliğe dönmüş. Hazine parayı çekse faizler zıplıyor. Kamu bankaları ile ilgili detayları yazamıyorum. Şu kadarını söyleyeyim. Kurda veya faizde bir hareket olursa (ki olmak zorunda) yandık. Hem de ne yandık.
Mevcut bütçe ile Eylül başını görmemiz mümkün değil. En az 1,5 trilyon liralık ek bütçe gerekiyor. Hepiniz ek vergilere hazırlıklı olun.
Özel bankalar kendilerini KGF ve KKM ile bir miktar garanti altına almışlar. Ancak yaşanacak bir kur veya faiz şoku hazinenin kapısına birkaç tane kurtarılacak banka bırakabilir.
Bankalarla ilgili son sözüm takipteki kredi rakamının doğru olmadığı. Bundan daha fazlasını söylememe Bankalar Kanunu engel teşkil ediyor.
MERKEZ BANKASI…
En ağır tablo Merkez Bankasında. Döviz rezervlerimiz -70 milyar dolara kadar inmiş. Üstelik 100 milyar doların üzerinde KKM olmasına rağmen bu rakama ulaşılmış.
Şu an zorunlu ithalatımızı karşılayacak kadar dahi dövizimiz kalmamış durumda. Dış ticaret açığımız tarihin en yüksek seviyesinde bir yıl içinde 200 milyar dolar finansman bulmak zorundayız.
CDS tarihin en yüksek seviyesinde. Yani tefeci faiziyle borçlanıyoruz. Buna rağmen döviz bulamıyoruz. Şu an döviz satışı ve altın ithalatı fiilen durmuş durumda. Çünkü döviz yok. Merkez Bankası teknik olarak iflas etmiş görüntüsü veriyor. Her an dış borç ödeme krizine girebiliriz.
KRİZ DEĞİL İFLAS…
Devletin kalanı ile ilgili bir şey yazmaya gerek görmüyorum. Devletimizin kolonları çürütülmüş. Sütunları kesilmiş. 6-9 ay içerisinde yaşanacak deprem ile ekonomimiz yıkılacak. Erdoğan ve ekibi Milletimizi bu enkazın altında bırakacak.
Deprem ne kadar şiddetli yıkım ne kadar büyük olursa baskı ve yıldırma o kadar yüksek olacak. Ama aç bir Milleti hiçbir güç bastıramaz. Bu yüzden Erdoğan kazansa dahi 5 yıl ülkeyi taşıyamayacak ve erken seçim yapılacak.
KURTULUŞ VAR ANCAK BEDELİ AĞIR
Şimdi soracaksınız. Nasıl kurtuluruz? Sözü eğip bükmeden söyleyeyim. Kurtuluşun bedeli var ve bu bedeli hep beraber ödeyeceğiz. Sorun kimin ne kadar bedel ödeyeceği.
Bu dönem çalıp çırpanlar mı bu bedeli ödeyecek yoksa fakirlikten kırılan Milletimiz mi? Şimdi anlıyor musunuz neden 418 milyar doların peşine düştüğümüzü. Çünkü başka çaremiz yoktu. Peki bu para tahsil edilebilir mi? Çok zor. Ama elimizden geleni yapacağız. Ne kadar kurtarabilirsek.
Gelelim diğer meseleye mecbur ek vergi alacağız. Azdan az, çoktan çok vergi alacağız. Yoksa milyonlarca depremzede kışa evsiz barksız girecek. Bunu göze alamayız. Ayrıca ekmek gibi su gibi dövize muhtacız. Mecbur dışarıdan kaynak getireceğiz. Başka yolu yok.
Türkiye ekonomisini hali pür melali budur.
Şimdi anlıyor musunuz Mehmet Şimşek neden görevi kabul etmiyor.
ERDOĞAN BUYURSUN KAZANSIN…
Bütün kalbimle söylüyorum. Erdoğan içten içe Kılıçdaroğlu’na oy verip enkazı üzerine yıkmayı istiyordur. Ama yapamıyor. Birgün dahi iktidarı devredemiyor. Sebebini siz biliyorsunuz. Bu koşullar altında ikinci tura gidiyoruz. Biz bedelini bile bile bu seçimi kazanmak için çırpınıyoruz.
Ateşe uçan kelebekler gibi…
Karar Yüce Türk Milletinin…