Hz. Musa Allah'ın Kızıldeniz'i onun için ayıracağını bilmiyordu. Sadece Allah'ın onu terk etmeyeceğini biliyordu. Planını bilmiyor olabilirsiniz, Allah'a güvenin.
Abdest abdest olalı böyle güzel ve özel çok az alındı,
Namaz namaz olalı böyle güzel ve özel çok az kılındı.
Allah'ın hukukunu koruyanların koruduğu vatanı,
Allah, kurda kuşa,
Düşmana haine yem etmez.
Yunus cennet cennet dedikleri diye başlayıp bana seni gerek seni der. Ben diyemem. O olgunluk yok bende. Sabah namazına zor kalkan adamım mesela. Ya da öteki kahrın da hoş lütfun da der. Ben diyemem. O yürek yok bende. Lütfun hoş Allah’ım ondan gönder derim.
Şeytan seni gelecek kaygısı ve gelecekte başına geleceklerle korkutmaya geldiği zaman, onu Allah'a olan hüsnü zan ile darmadağın et. Ve kendine şunu söyle; " Geçmişte bana ikram eden, gelecekte de bana ikram edecektir..
Ehl-i irfan
Efendimiz sav şöyle buyuruyor: “Duanın efdali, Rabbinden, dünya ve ahiret için afüv ve afiyet dilemektir. Dünyada ve sonra da ahirette bu oldumu sen iflâh oldun demektir.” Ramuz el- Ehadis:77/3
Bugünde bile ırkçılık yapmaktan geri durmayan pis faşistlere baksan, zannedersin ki o yıkılan binaları Suriyeli müteahhitler yapmış. Öylesine bir nefret...
Senin 'asil kanın' akıyordu o hırsız, sorumsuz müteahhitlerin birçoğunun damarlarında.
Demek asalet ırktan kandan gelmiyor.
'Saygısız ağız anahtarsız açılır' derler. Her konuda fikri olan, durmadan hesap soran bir kimseden saygı bekleyebilir miyiz? Her şeyi biliyor, yalnızca haddini bilmiyor.
Bir gün Fas’ta üniversite öğrencilerine dedim ki:
Bizler bir hilalin iki ucu gibiyiz.
Tarık b Ziyad’ın çocukları olarak siz Endülüs’te, Fatih Sultan Mehmet’in çocukları olarak biz Viyana’da durmasaydık bu toplantıyı Avrupa’nın göbeğinde bir yerde yapacaktık!
Salon yıkıldı :)
#Fas
Bu tweet'i RT eden okurlarımızın arasından bir kişiye resimde görmüş olduğunuz “Mustafa Kutlu” kitaplarını hediye ediyoruz.
Sonuç 4 Aralık’ta açıklanacaktır.
Şâfii der ki:
“Ne zaman birine hak etmediği değeri verdiysem ona verdiğim değer kadarıyla benim değerim düşmüştür.”
Hilyetu’l-Evliyâ ve-Tabakâtu’l-Asfiyâ (s,115)