Yas, bitirebileceğimiz, geride bırakabileceğimiz ya da yok edebileceğimiz bir şey değildir; “yas” sadece, zamanla onunla birlikte yaşamayı öğrenebileceğimiz bir şeydir.
Bir zamanlar, insanların kaderini belirleyen kâğıt parçaları vardı; adına diploma derlerdi. Bu belgeler, insanın kim olduğunu değil ama kim gibi göründüğünü anlatırdı topluma. Bir evrakın sessiz onayıydı bu; hem bir merdivendi çıkmak isteyenler için, hem de bir süzgeçti, kimi geçirip kimi dışarıda bırakacağını çoktan belirlemiş bir düzenin parçası.
Ama sonra, diplomanın kendisinden çok, ona benzeyenlerinin konuşulmaya başlandığı yıllar geldi. Sahte diplomaların, yalan belgelerin, fotokopiyle çoğaltılmış hayallerin…
İnsanlar artık eğitimin niteliğini, gerçeğin gölgesinde kalan bilgiyi konuşmaz oldular. Çünkü hakikatin yerini skandallar, çabuk öfkeler ve hızlı unutuşlar aldı.
Ve bizler, diplomaların ve eğitimin niteliğini tartışmak yerine, diploması olmuş gibi yapanların öyküsünde kaybolduk.
Gerçekten öğrenmiş olanlar, kitap sayfalarının arasında sessizce beklerken, vasat olanlar sahnenin tam ortasında alkışlanıyordu. Zamanla herkes, kendi hakkının çalındığını düşündü; kimisi konuşarak, kimisi içine kapanarak yaşadı bu duyguyu.
Ve bir sabah, tıpkı eski hikâyelerdeki gibi, hepimiz birbirimizin yüzüne bakarak şunu hissettik: Adaletsizlik, öyle sinsice yayılmıştı ki, artık kimse nerede durduğunu bilmiyordu. Sessizce kimimiz içe, kimimiz dışa göçtük bu vasatlıktan kurtulmak için.
***
Vasatın ve sığlığın başarı ile ödüllendirildiği bir yerde diğerleri öfke ve anlamsızlıkla cezalandırılmış olur.
Öfkeden ve sahtelikten arındığımız bir gün olsun.
https://t.co/TMEkkmVzZJ
İnsanın yaşamda en çok aradığı şeylerden birisi anlaşılmaktır.
Diğer yandan bizim anlamamız gereken şey ise, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayacağımız gerçeğini “anlayıp” bununla birlikte yaşamaktır.
Yargılamamak, her şeyi sevmek veya eleştirmemek değildir; aksine, mevcut durumu geçmişin ve geleceğin etkisi olmadan değerlendirmektir. Yargıladığımızı fark ettiğimizde, bu durumu hemen durdurmak zorunda değiliz; çünkü yargılamayı yargılamak, yargıyı daha da güçlendirebilir.