Sizi arzulayan binlerce insan bulabilirsiniz ama sizi zihninizle, kırılganlığınızla ve en sade halinizle sevecek insan sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Tutku çabuk tüketilir, emek ve sevgi ise nadide bir şey.
Dostoyevski'yi okumak, insanın iyiler ve kötüler diye ikiye ayrılmadığını, aksine karanlığına cesaretle bakabilenler ile ömür boyu ondan kaçanlar diye ayrıldığını hatırlamaktır.
Bir yanılgının, binlerce yenilgiden daha keskin olduğunu gördüğünde eve dönmek isteyeceksin ama ev; kapı duvar olacak. Ve sen, bildiğin denizlerde yeniden boğulacaksın. Aşina yüzler el olacak, ve yalnızlığı şah damarında hissedeceksin. Sonra geçecek. Her şey geçer, bilirsin.
Hiç kimseyi anlamaya, hiçbir şeye anlam yüklemeye çalışmıyorum artık. Hiçbir şeyi anlatmaya çalışmıyorum. Yaşıyorum. Burası dünya ve burası bu kadar. Burada her an, her şey olabilir ve herkes her şeyi yapabilir. Olacak olan olur. Olursa olur, olmazsa da olur.
Diyorlar ki, huzurlu bir gece var; o gece, artık yapacak hiçbir şey kalmadığını kabul edip bırakmaya karar verdiğin gece. Ama o geceye ulaşmanın bedeli, bin gece gözyaşı dökmektir.