İsmim Merve Özkorkmaz.
6 şubat Pazartesi sabahı deprem bölgesine ilk intikal eden ekipteki arama kurtarmacılardan biriyim.
Bölgeden paylaştığım bir takım fotoğraf ve videolardan sonra yerli ve yabancı gazete ve kanallar günlerdir devamlı röportaj vermem istiyor ancak medyanın en
Hırsızlık bu değil amca…
Hukukta bunun adı zorunluluk halidir. O yemekler sizindir.
Hırsızlık nedir biliyor musun?
Size bunları ilk günden hepimizin vergisiyle sağlayıp ulaştırması gerekirken o vergileri yiyip bitirenlerin, sülalelerine peşkeş çekenlerin yaptıklarıdır.
Ta baştan fazla bir beklentimiz yoktu ama devlet dediğimiz şeyin en temel hizmeti sağlamaktan aciz olduğunu, zaten bunu umursamadığını, sadece sopadan ibaret olduğunu görmekten kaçamayacağımız şekilde iyice gözümüze sokuyorlar. "Büyüklerimizin" istediğinin bu olduğunu da.
Biri gelip diyor ki her ay kazancından belirli bir miktar ver, acil durum için saklayayım. Tamam diyorsun. Acil durum oluyor, bakıyorsun ortada bir şey yok. E hani diyorsun, abi şimdi bunları konuşmanın zamanı mı diyor.
Çıktı vatandaşı tehdit etti. Sizinle sonra hesaplaşacağız diyor. Tweet atanla hesaplaşıyor. Müteahhitle, usulsüz ruhsat verenle, afette görevini yapmayanla, insanların ölümüne neden olanla değil, tweet atanla hesaplaşmak istiyor.
Ehhh sıktı artık bu sahte objektiflik demokratlık performansı. İkisi birbiriyle eşit falan değil. Deli misiniz ya siz? Bir yerde katliam çağrısı yapan bir grubu ne ile eşitliyorsunuz? Siz bu düzenden rahatsız muhafazakarları da zan altında bırakan sahte demokratlarsınız.
Bilmiyorum abartıyor muyum? Galataport içimi acıttı.
Sadece güzelim Nusretiye Camii’sine yapılan büyük saygısızlık ve günah savar gibi oraya kondurulmuş sevimsiz meydan değil. O alışveriş merkezinin Dubai-Los Angeles arası jenerikliği, sıradanlığı içimi acıttı.1/3
Hayatımda fazlasıyla ölümle burun buruna geldim ama artık hiçbir şey beni İstanbul’da kaldırımda yürürken ki kadar tedirgin ve rahatsız etmiyor. Scooter’lar, o Martı’ları yüksek hızda kullanan embesiller, rahat rahat hızla giden motosikletler… Hiçbir denetleme kural vb yok.
Türkiye su sıkıntısı çeken bir ülke. Normal koşullarda ülkemizin su varlıklarının, ormanlık alanlarının üzerine titremek, çok ciddi koruma önlemleri almak gerekirdi. Ancak ne su varlıklarını ne de orman ekosistemlerini bir bütün olarak ele alan bir koruma-onarma planı var.
Mimarı vefat etti. Gerekli izinlerini veren siyasetçiler aktif değil. Yaptıran holding eskisi kadar güçlü değil… Tadımız kaçmadan, etliye sütlüye karışmadan kent suçu eleştirelim binası, Gökkafes.
Cemal Kaşıkçı Davası’nın Arabistan’a nakli, petro-dolar için egemen haklarımızın devridir.
Türkiye, Suudilerin muhaliflerini tuzağa düşürüp öldürdüğü bir müstemleke değildir. Bundan böyle her diktatörlük parayı bastırıp Türkiye’de suç işlemeye cesaret edebilir.
Utanç verici!
7- Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: Bu olayı kapatmaya çalışan batılı devletler var. Biz sonuna kadar gideceğiz. İletişim Başkanı Fahrettin Altun: Cumhurbaşkanımızın dirayetli duruşuyla Türkiye bu menfur cinayetin aydınlatılması için ortaya koyduğu çabayı sürdürüyor. Ve neler neler:
6-Bakın o dönem neler söylediler. Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kaşıkçı alçakça şehit edildi… Bu cinayetin aydınlatılıp aydınlatılmaması çocuklarımızın nasıl bir dünyada yaşayacağını belirleyecektir." Erdoğan pek çok açıklamasını AA görselleştirdi, halen arşivde duruyor:
1- Cemal Kaşıkçı’yı da sattılar. AKP iktidarı, hiçbir ilkesinin olmadığını bir kez daha ilan ediyor. Ve içlerinden tek kişi çıkıp “Bunu nasıl yaparız” demiyor, hiçbir vicdan sızısı duymadan hep birlikte çark ediyorlar. Bu bilgisel, siyasal İslam’ın ‘Dün dündür’ arşivinde dursun.