Araştırma:
• Tek bir kahkaha seansı, stres hormonu olan kortizol düzeyinde yaklaşık %37 azalma sağlayabilir.
Victor Hugo çok halkı: Gülmek güneştir; insanın yüzünden kışı kovar.
Kürsüdeki vekili tekme tokat aşağıya indirip kavgayı başlattıktan sonra en arkada takılması…
Lise kavgalarındaki karaktersiz tiplerin mecliste baş tacı edildiği bir dönem…
Gidişat çok kötü… Defolup gitmeden iç savaş çıkarmazlar umarım…
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
- Bahattin Karakoç
#petitmondrond
52 binden fazla kişiyi içeren bir meta-analize göre;
Abur cubur, özellikle de şeker ve şekerli içecekler tüketmek, çocuklarda ve ergenlerde DEHB (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu)
semptomlarının artmasıyla önemli ölçüde ilişkili bulundu.
S-400 aldıkları için F-35'leri kaybedince yerine F-16 versin diye ABD'yi ikna etmek için akla karayı seçtiler. Şimdi ise "para kalmadığı" için F-16 paketini küçültmeye çalışıyorlarmış.
Şu serencamda Erdoğan rejiminin tüm özellikleri var: Diplomaside beceriksizlik, askeri meselelerde öngörüsüzlük, ekonomi idaresinde zafiyet.
Bırakın önümüzdeki 40-50 yılı, 10 yılı bile, hatta 5 yılı bile planlayabilme kabiliyeti olmayan bir iktidar...
Devlet idaresinden hiç anlamadıklarını, arkalarında bıraktıkları enkazın altında kalmanın ağ��r şokunu yaşadıklarında tüm millet görecek.
Ki o kötü akıbetten maalesef kurtulma ihtimali de kalmadı gibi...
Biden adaylıktan çekiliyor yerine Michelle Obama mı geliyor?
Obama 2016'da "Hayatta kesin olan üç şey var: ölüm, vergiler ve Michelle'in başkanlığa aday olmayacağı" demişti.
Hayatta daha kesin olan bir şey varsa, o da hiçbir şeyin kesin olmadığıdır.
👇
https://t.co/ZLS1Yo8Rnw
Sosyal medyada meşhur olmak için izzet ve itibarını rahatlıkla feda eden ne çok insan var.
Seçim kazanmak için her türlü yalanı mübah gören politikacıları hatırlatıyorlar…
Muhalefet 2019'dan sonra da "2023 kesin bizim" havasına girmiş, Erdoğan da bundan istifade ederek, Kılıçdaroğlu'nun da himmetleriyle seçim sürecini istediği gibi dizayn etmişti.
Böyle giderse yine benzer bir sürece doğru yelken açılıyor ama bu kez dip dalgaya "dizayn tutmayacaktır", nereye nasıl çarpacağını da kimse bilemez.
Yavaş sür kervancı kervanı, kervanda sevgilim gidiyor
Bir tek gönlüm kalmıştı benim, o da sevgilimle gidiyor
- Sa'dî-yi Şirazî
Çev: Nimet Yıldırım
Foto: Interlaken (Ö. Murat)
Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier'in döner diplomasisiyle hedefini aslında nasıl başarıyla gerçekleştirmiş olduğunu anlattım.
Bugünkü yazım 👇👇👇
https://t.co/7Mz9IsoKqO
İmla ve dilbilgisi kurallarına uygun konuşup yazmak, o dili konuşan insanları -milleti- birbirine bağlayan geleneğe saygı duymak demektir.
O nedenle gerçek "milliyetçiler" Türkçe'yi düzgün konuşup yazanlardır.
Bunu yapamadıkları halde milliyetçilik taslayanlar ancak hödük olabilirler.
Adam aday olmak istiyor. Sen buna izin veriyorsun.
Sonra seçimi kazanınca pişkince “Sen teröristsin, ikinci kazanmış oldu” diyorsun.
Bunun üzerine “Böyle demokrasi, hukuk devleti olur mu?” diyenlere “Vay terör destekçileri” diye tam tam çalıyorsun.
Şeytan çırağınız olur ancak.
Seçim öncesi seçime dair iki yazı kaleme aldım. İlkinin başlığı şuydu:
Erdoğan, İmamoğlu’nu hafife aldığı için bir kez daha pişman olabilir
Nitekim oldu.
https://t.co/DTdENTZA01
Erdoğan’ın şu akşam yaptığı konuşmada, bir kaç kez, dört yıl daha iktidarda olduklarını söyleyerek “erken seçim olmayacak” vurgusunu yapmayı gerekli görmesi aslında çok şey anlatıyor.
Erdoğan'ın hazırlıklı olmadığı tek seçim sonucu buydu.
Millet Erdoğan'a okkalı bir tokat attı.
1 Nisan'dan itibaren Erdoğan sonrasının taşları daha hızlı dizilmeye başlayacak...
Türkiye Erdoğan'dan kurtulacağı, bol sancılı yeni bir sürece doğru yelken açıyor.
Kuru Otlar Üstüne hiçbir iyi karakteri olmayan kapkaranlık bir film... Ne kadar dikkatli bakarsanız sizi o kadar içine çeken bir kara delik... Türkiye'nin hemen hemen tüm toplumsal meselelerine değinen ve hepsinin tarafları için aynı kötümser hükmü veren bir film...
Film marjinal karakterlerin hikayesini anlatmadığını, denizden bir kaç damla su alıp içeriğini labaratuvarda incelediğini, yani aslında tüm Türk insanının hikayesini anlattığını iddia ediyor.
Aşırı cüretkar ama bu cüretini seyreden Türklerin çoğunun verdiği mesajı tam olarak anlayamayacağı düşüncesinden alıyor galiba...
Ceylan'ın anlatımı Çehov ve Dostoyevski arasında gidip geliyor, iyi bir Çehov, ama zayıf bir Dosto... Aslında o bunun tam tersini istiyor. Türkiye'yi seviyor ama insanlarını değil... Aşılması zor bir paradoks... Filmin sonu problemli, o problemin kaynağı da Ceylan'ın aşamadığı bu paradoksla ilgili...