‘bir şeyi çok iyi anladım: insanlar söylediklerinizi unutur, yaptıklarınızı unutur ama onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmaz.’ der, maya angelou. çünkü günün sonunda herkes, bir başkasının göğsünde bıraktığı ağırlık ya da ferahlık kadar hatırlanır.
olanda ve olmayanda, görüp bildiğimiz ama idrak edemediğimiz işlerde nice hayır olduğuna iman edince kapılar açılıyor, kalp mutmain oluyor, sanki bulutlar üzerindeymişsin gibi hissediyorsun. mesele buna inanmakta, herşeye rağmen rabbim en doğrusunu bilir diyebilmekte/ymiş.
dilerim bir gün içinizde sessizce sızlayan ne varsa yerini dinginliğe bırakır, geride kalanlar artık omuzlarınıza ağırlık değil, uzaktan görünen bir hatıra olur ve kalbiniz hiçbir şeyi çözmeye çalışmadan huzura kavuşur.
Şehbal bir dönemin çok mühim dergisidir. Çöpe atacağız mecburen, işimiz çok olmasa kurtarırdık. Emek verip ben kuruturum diyen varsa gelip bedavaya alabilir; yazıktır yok olmasın...
kendi halinde olmak ne güzel bir gayrettir. kimse bilmese de, kimse görmese de kendi içindeki o derin sükuneti, o berrak ve temiz köşeyi büyütmek başlı başına bir zaferdir. içindeki o sade dünyayı koruyanlar, bu hayatta asla kaybetmez.
duygusal bir kalp allah’tan gelen bir nimettir. rasulullah (sav) kalplerin hüzünlenip yumuşadığı anları dua etmek için ganimet bilin, çünkü o anlar rahmettir buyuruyor. böyle zamanlar insanın en savunmasız anları olduğu için bu anlarda o’na yönelmek ferahlık sebebi olabiliyor.