Hayatımın bana verilmiş tek bir versiyonu olmadığını, başka türlü de yaşayabileceğimi, asıl özgürlüğün kapının kilitli olmadığını fark etmek olduğunu anladığımdan beri hissettiğim
Kehf Suresi’ni okuduysan, Allah mübarek etsin. 46. ayete geldiğinde bir dursana. Ayet, insanoğlunun varoluşsal illüzyonunu tam kalbinden vurur. İfade aynen şöyledir: “Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür…”
Şimdiye kadar bildiğim ya da bilmediğim arkamdan konuşan hakkımı yiyen dost görünüp içten hasetlenen iftira atan asılsız söylemlerde bulunan herkesten hakkımı müthiş bir kariyer, mülk, özdeğer, özsevgi, aşk ve para olarak talep ediyorum kolaylıkla bana gelsin. ✨
Bu videoda bir üst boyutta yaşayan bir canlı olsa bizi nasıl görürdü anlatılmaya çalışılıyor. O canlı tüm geçmişimiz ve geleceğimizi aynı anda görebilirken biz sadece kesitlerini tecrübe ediyoruz.
Daha rahatsız edici bir şey söyleyeyim. Alınan herhangi bir kesit sabit kalırken diğer tüm kesitler değişebilir eğer varlığımızı oluşturan şey yeterince rijit değilse. Yani şu anınız aynı kalarak tüm geçmişiniz değişebilir ve hatıralarınız ona göre yeniden şekillenebilir ama siz farkına varmayabilirsiniz.
İzlemek isteyene konuyla alakalı bir film: Dark City (1998)
💰 BOLLUK BİLİNCİ
Bugün bolluğu sadece istemeyi değil, bolluğu taşıyabilecek bir bilince dönüşmeyi seçiyorum.
Parayı sevgiyle karşılıyor, bilinçle yönetiyor ve hayatımda büyümesine alan açıyorum.
Almaya açığım. Vermeyi biliyorum. Tutmayı, yönetmeyi ve çoğaltmayı öğreniyorum.
Yeni fırsatları fark etmeye, değer üretmeye ve emeğimin karşılığını almaya hazırım.
Para benim için korku ya da eksiklik değil; özgürlük, seçim, üretim ve paylaşım aracıdır.
Hayatımda var olan bereketi görüyorum.
Gelecek olanı güvenle karşılıyorum.
Kapasitem büyüdükçe kazancımı da büyütüyorum.
Ben sadece parayı hayatıma çekmiyorum;
parayı karşılayabilecek, yönetebilecek ve büyütebilecek kişiye dönüşüyorum.
Bugün bolluğu seçiyorum.
Bereketi kabul ediyorum.
Ve bunun için gereken adımları atıyorum. 💰✨
Tasavvufa göre
Bir hâl tekrar ediyorsa, bil ki
Hak seni onunla eğitmektedir.
Hayat, anlamadığın yeri geçmez. Sen fark edene kadar tekrara devam eder.
İbn-i Arabî şöyle der:
“Bir hâl sana tekrar ediyorsa,
bil ki Hak seni onunla eğitmektedir.”
İnsan tekrar edeni çoğu zaman
“başaramadım” diye okur.
Oysa tekrar, ilahi pedagojidir.
Bir öğretmenin aynı konuyu yeniden anlatması gibi…
Hayat, anlamadığın yeri geçmez.
Sen fark edene kadar aynı kapıyı çalmaya devam eder.
Bazı insanlar hep aynı ilişkide yaralanır.
Bazıları hep aynı işte tükenir.
Bazıları hep aynı hayal kırıklığını yaşar.
Bu bir tesadüf değildir.
Hayat seninle konuşuyordur.
Ama sen dinlemek yerine kaçıyorsundur .
Kaçtıkça mesaj büyür.
Ses yükselir.
Sarsıntı artar.
İnsan zor bir duyguyla karşılaşınca üç şeyi yapar:
Bastırır!
Erteler!
Görmezden gelir!
Ama bastırılan yok olmaz sadece yer değiştirir.
Bugün sustuğun duygu, yarın başka bir olayla geri gelir.
Aynı yara, yeni ambalajla açılır.
Ataullah el iskenderi der ki:
“ Seni aynı yere döndüren yolun uzunluğu değil bakışının darlığıdır.”
Çoğu zaman yollar açık, imkanlar vardır.
Ama insan aynı gözlükle baktığı için hep aynı manzarayı görür.
Bakış değişmeden kader değişmez.
Çünkü kader idrak ile yazılır.
İnsan zorlanınca hemen sebeb arar :
“Onun yüzünden…”
“Şartlar böyle…”
“Zaman kötü…”
Bu cümleler geçici rahatlatır ama çözüm üretmez.
Tasavvuf soruyu dışarıya değil içeriye yöneltir:
“Ben neyi öğrenemedim ?”
Bazı acılar insanın evi gibidir can yakar ama tanıdıktır. bilinmeyen huzurdansa bilinen sıkıntı tercih edilir.
Çünkü değişim eski benliğin çözülmesidir.
Ve çözülme kontrol kaybı gibi hissettirir.
İnsan çoğu zaman mutluluktan değil belirsizlikten korkar.
Mevlânâ celalettin Rumi şöyle der:
“ Eski halinden vazgeçmeyen yeni bir yola giremez.”
Yeni bir hayat isteriz ama eski tepkileri koruruz.
Yeni bir bilinç isteriz ama eski alışkanlıkları bırakamayız.
Bu yüzden dönüşüm başlamaz sadece ertelenir.
Abdulkadir geylani uyarır:
“Halinden razı olmayan ama halini terk etmeyen kendine eziyet eder.”
Kararsızlık en sessiz yorgunluktur.
Ne gidersin, ne kalırsın.
Ruh bu arada sıkışır.
İçten içe tükenir.
Hayat ağırlaşır.
Cumanın hayrı bereketi üstünüze olsun Aşıklar💙
Seviliyorum.
Aranıyorum.
Özleniyorum.
Merak ediliyorum.
Değer görüyorum.
Takdir ediliyorum.
İlgi görüyorum.
Beğeniliyorum.
Manyetiğim.
Çekiciyim.
Enerjim yüksek.
Auram güçlü.
Varlığım fark ediliyor.
İnsanlar benimle bağ kurmak istiyor.
Güzel ilişkiler hayatıma kolaylıkla geliyor.
Sevgi bana doğal ve kolay bir şekilde akıyor.
Benimle iletişim kurmak isteyen insanlar çoğalıyor.
Çok şanslıyım.
Şans benimle birlikte hareket ediyor.
Hayat benim için güzel kapılar açıyor.
Bolluk ve bereket hayatımda çoğalıyor.
Hak ettiğim güzellikleri kolaylıkla kabul ediyorum.
Geçmişte yaşadığım tüm üzüntüler bolluk, bereket ve güzellik olarak bana geri döndü.
Kaybettiklerimin yerine daha güzelleri geldi, geliyor.
Hayatımda her şey benim lehime güzelleşiyor.
Ben sevgi, bereket, huzur ve güzel fırsatlarla çevriliyim.
Enerjim yükseldikçe hayatımdaki güzellikler de çoğalıyor.
Benim için güzel olan her şey bana kolaylıkla ulaşıyor.
Evli çiftler neden anlaşamaz? "Evlilikte üzüm" paradoksu... Üzüm metaforu harika bir örnek ve arkadaş da mükemmel anlatmış. Kesinlikle dinlemelisiniz, herkes kendisine küçük de olsa bir pay çıkaracaktır ve eminim ki hayatınızda çok işinize yarayacak bu üzüm örneği.
Cuma gecesi duası;
Allah muhabbetine doyamayacağımız, dışarda çok efendi fakat yalnızken gülmekten konuşamayacağımız, namazında niyazında, aile terbiyesi almış, güzel ahlaklı, gönül aydınlığı olan, kıymet bilen sadık bir eş nasip etsin.
güneşte vakit geçirmek, mum yakmak, sıcak bir duş almak, hareket etmek, dans etmek veya bulunduğunuz ortamı sıcak ışıklarla aydınlatmak size canlılık hissi verebilir. Ateş yalnızca yakmaz; ısıtır, dönüştürür, pişirir ve ışık verir. 🔥☀️
💚🌿 7 GÜNLÜK ÇAKRA OKULU — GÜN 4: KALP ÇAKRASI
İlk üç günde kendimizle olan ilişkimizi adım adım kurduk.
🔴 Kök: “Güvendeyim.”
🧡 Sakral: “Hissediyorum ve istiyorum.”
🟡 Solar Pleksus: “Seçiyorum ve harekete geçiyorum.”
Bugün ise dördüncü enerji merkezi olan Kalp Çakrası’na (Anahata) geliyoruz.Çakra geleneklerinde kalp çakrası; sevgi, şefkat, bağ kurma, yakınlık, affetme, kabul, özşefkat ve alma-verme dengesi ile ilişkilendirilir.
Fakat bugün sevgiyi biraz farklı konuşacağız.
Çünkü sevgi sadece vermek değildir.
Sürekli anlayan taraf olmak, herkesi affetmek, insanların problemlerini çözmek, kendinden ödün vermek veya karşılığında hiçbir şey almadan sürekli vermeye devam etmek seni otomatik olarak “daha sevgi dolu” yapmaz.
Bazen bunların altında şu inanç yatabilir:
“Sevilmek için vermeliyim.”
İşte bugün kendimizde bunu gözlemleyeceğiz. 💚
Bir ilişkide sürekli sen mi mesaj atıyorsun?
Arkadaşlarının problemlerini saatlerce dinliyorsun ama sıra sana geldiğinde konuşamıyor musun?
Birileri üzülmesin diye kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor musun?
İnsanların sana davranışlarını sürekli açıklamaya ve haklı çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Yardım istemekte veya birinden bir şey kabul etmekte zorlanıyor musun?
O zaman mesele yalnızca ne kadar sevgi verdiğin değil, sevgiyi ne kadar kabul edebildiğin de olabilir.
🌿 ALMA–VERME DENGESİ
Sağlıklı ilişkilerde enerji tek yönde hareket etmez.
Verebilirim ama alabilirim de.
Destekleyebilirim ama desteklenebilirim de.
Sevebilirim ama sevginin bana gelmesine de izin verebilirim.
Bazen insanlar vermeyi almaktan daha güvenli bulurlar. Çünkü veren tarafta olduğumuzda kontrol bizdedir.
Ama almak; güvenmeyi, ihtiyaçlarımız olduğunu kabul etmeyi ve bir başkasının bizim için bir şey yapmasına izin vermeyi gerektirir.
Bu yüzden bugün küçük bir deney yapın:
Birisi size iltifat ettiğinde hemen “Yok ya ne alakası var 😭” demek yerine sadece:
“Teşekkür ederim.”
deyin.
Birisi yardım teklif ettiğinde gerçekten ihtiyacınız varsa kabul edin.
Birisi size bir şey verdiğinde hemen karşılığını vermek zorundaymışsınız gibi hissetmeden önce durun.
Sevgiyi kabul etmeyi öğrenmek de kalbin çalışmasıdır. 💚
🌿 PEKİ KENDİNİ SEVMEK NE DEMEK?
Kendini sevmek sadece aynaya bakıp güzel olduğunu söylemek değildir.
Bazen kendini sevmek:
Sana iyi gelmeyen bir ortamdan ayrılmaktır.
Seni sürekli küçümseyen bir insanla mesafe koymaktır.
Yorulduğunda dinlenmektir.
İhtiyacını dile getirmektir.
Kendini sürekli başkalarıyla kıyaslamayı fark etmektir.
Ve bazen de bir insanı hâlâ seviyor olsan bile:
“Bu davranışı hayatımda kabul etmiyorum.”
diyebilmektir.
Çünkü birini sevmek, ona sınırsız erişim vermek anlamına gelmez.
💚 KALP ÇAKRASI VE SINIRLAR
Burada ilk üç günümüz tekrar devreye giriyor.
🔴 Kök sana sınırlarını öğretti.
🧡 Sakral sana ne hissettiğini gösterdi.
🟡 Solar sana seçme gücünü verdi.
💚 Kalp ise bütün bunların üzerine sağlıklı bağ kurmayı öğretir.
Bu yüzden sevgi uğruna kendini tamamen kaybetmek, bizim bu seride kurduğumuz temelin tam tersidir.
Sağlıklı sevginin içinde “ben” de vardır, “sen” de.
Bir ilişkinin amacı iki kişinin birbirinin içinde kaybolması değil; iki ayrı insanın birbirine güvenli bir şekilde yaklaşabilmesidir.
🌿 AFFETME KONUSUNDA DA BİR ŞEYİ AYIRALIM.
Affetmek zorunda değilsin.
Spiritüel olmak, sana zarar veren herkesi hemen affetmen gerektiği anlamına gelmez.
Bazen önce öfkelenmen gerekir.
Bazen yas tutman gerekir.
Bazen sınır koyman gerekir.
Bazen de sadece yaşadığın şeyin seni incittiğini kabul etmen gerekir.
Affetmek gerçekleşirse bile bu, aynı insana yeniden erişim vermek zorunda olduğun anlamına gelmez.
Kalp çalışmasının amacı duygularını bastırarak “Ben herkesi seviyorum 🧚🏻♀️✨” demek değil; sevginin içinde kendini de unutmamaktır.
Devamı aşağıda ⬇️
Evde hürmet eden erkek dışarıda kral olur.
Frekansı yuvasına hizmet ederken yükselir.
Kadınıni ailesini mutlu eden erkek kainatta yürür.
Erkeğin kerameti, evde kadınına hizmetindedir.
Masadan kalkıp gidenler özdeğerini sağlam inşa edebilmiş kişilerdir, ilgi görmediğiniz, alma/verme dengesinin kaçtığı bir ilişkide kalmakta ısrar etmeyin. Aramıyorsa aramayın, yazmıyorsa yazmayın, gelmiyorsa siz de gitmeyin. Terazinin dengesi kaçtıysa orada asıl eksik şey SEVGİDİR.
Bu da senin çabayla çözebileceğin bir durum değil.
Takdiri ilahi, sevilmek de NASİP işidir.
Orada belki nasibin yoktur ama başka yerde sevgiye, ilgiye doyacaksındır.
Eğer bu noktada kalmaya devam edersen enerjini tıkayacak ve gerçekten hakettiğin partnere geç kalmış olacaksın, belki de hiç ulaşamayacaksın…
Bugün hayatında biri yoksa da her nasip kendi vaktine esirdir, unutma…
O kadar doğru bir şey söylüyor ki. Bir insanın en büyük yeteneği bir şeyi sürekli yapabilmek; istikrar sahibi olabilmek. Beş senedir spor yapıyorum, hayatıma uyku, beslenmemin düzelmesi olarak yansıdı. Hatta başka alanlara da yansıdı. Yaklaşık bir senedir kemanla uğraşıyorum ve artık parça çalabiliyorum. Soluksuz film izleyebiliyorum. Bunlar hep bu disiplini oturtmak sayesinde. Bir şeyi sürekli yaptığın zaman başka şeyleri de sürekli yapma becerini geliştiriyorsun. Muazzam.