İzmir’de CHP, şeffaflıktan korkan bir anlayış sergiliyor!
CHP’nin yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi, mecliste gündem dışı görüşmelerin canlı yayınını keserek, aslında neyi saklamak istediğini açıkça ortaya koymuştur. Meclis Başkan Vekili Levent Yıldır’ın AK Parti Grubumuza karşı “CHP grup üyeleri de sizin gibi İzmirlilere sesini duyurmayacak” sözleri ise bu sansürün bilinçli bir tercih olduğunu itiraf niteliğindedir.
Bu yaklaşım, demokrasiden kaçışın, milletten kopuşun ve hesap vermekten duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. İzmirlinin gerçekleri duymasını engellemek, eleştiriden kaçmak ve muhalefetin sesini kısmak adına atılan bu adımlar kabul edilemez.
Üstelik önergeler için getirilen süre kısıtlaması da, meclisi bir tiyatro sahnesine çevirmekten başka bir şey değildir. Sözde çoğulculuk, pratikte baskı ve susturma düzenine dönüşmüştür.
Tüm bunlar yaşanırken meclise gelmeyen, verdiği emirlerle halkın iradesi olan meclisi susturmaya çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kente hizmet etmediği gibi hizmetsizliğini bu şekilde saklayabileceğini sanıyor. Yaptıklarından anlaşılıyor ki, kendilerine anti demokratik yönetim özlemi var.
Dahası, İzmir tarihinde ilk kez komisyon raporlarının ve gündem maddelerinin görüşülmesinde konuşma sınırı getirilmiştir. Demokrasinin kalbi olan İzmir’de, 150 yıllık yerel yönetim geleneğine yakışmayan bu anlayışı kınıyoruz. Söze gelince demokrasi diyenler, yetki ellerine geçtiğinde İzmir’e “konuşma, tartışma, 3 dakika konuş ve yerine otur” demektedir. Bu anlayışın adı açıkça CHP demokrasisidir!
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi, şeffaflıktan kaçamaz, gerçekleri saklayamaz!
İzmir halkının iradesini yok sayan, meclisi sansürleyen bu anlayışı İzmirli hemşehrilerimizin takdirine bırakıyoruz.
CHP, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’ni uzlaşının değil, gerilimin alanına dönüştürüyor.
Sesler susturuluyor, alınan kararlara rağmen konuşma süreleri keyfi şekilde kısaltılıyor.
Söz almak isteyenlerin önü kesiliyor, meclis üyelerine parmak sallanıyor ve kürsüde İzmir’in sesi bastırılmak isteniyor!
Sayın Çağatay Güç,
Eğer bir provokatör arıyorsanız, önce iyi niyetle 30 ilçemizden gelerek meclisi takip eden kadın meclis üyelerimize dil uzatma hadsizliğini bir kenara bırakın. Kaldı ki söz konusu program, bir gün öncesinden Başkan Vekiliniz Levent Bey’e, meclis günü de Cemil Tugay’a açıkça bildirilmiştir. Oraya gelen ilçe belediyesi kadın meclis üyelerimizi, 'misafir' adı altında dün yaşanan olayların bir parçası yapmak, sizin gibi bir siyasetçiye yakışırdı!
Öte yandan, asıl provokatörü arıyorsanız, atandığınız Grup Başkan Vekili’nin de içinde bulunduğu Grup Başkan Vekilleri olarak mutabakat sağladığımız program ve işleyişi bozan; meclise girmeden önce Meclis Başkan Vekili Levent Bey’e işleyiş hakkında bilgi verilip sözlü olarak üzerinde uzlaşılan noktaları yok sayan; kimsenin haberi olmadan farklı kişilere önerge verdirip süreleri kısaltan; hatipler kürsüde gayet nizami konuşmalar yaparken oturduğu yerden müdahale eden; daha genç bir kadın meclis üyesinin konuşmasına tahammül edemeyerek ağza alınmayacak ifadeler kullanan ve bir meclis üyemiz konuşurken meclisten çıkıp gitme nezaketsizliğini kendine layık gören kişi, tüm bunlarla birlikte süreci provoke eden Sayın Cemil Tugay’ın bizzat kendisidir.
Siz, kent üzerinde oluşturduğunuz; il başkanı ve belediye başkanı olarak sergilediğiniz bu provokatif eylemlerden vazgeçin de, kentin çamura, çukura ve çöpe dönen sorunlarıyla biraz olsun ilgilenin. Size tavsiyem; gerçekten kentlinin size verdiği görevi yapmanızdır. Yönettiğiniz belediyede ortaya çıkan bu kötü tabloyu, siyasete alet ettiğiniz “bankamatik belediyeciliği” anlayışıyla daha da derinleştirmeyin.
Dün mecliste tek bir provokatör vardır: yapılan anlaşmaya uymayan, siyasi teamülleri yok sayan, konuşan hatiplere müdahale eden CHP Meclis Grubu ve belediye başkanı Cemil Tugay.
KARTONDAN KAHRAMAN!
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bugün yaşananlar, ne yazık ki şeffaflıktan uzak, eleştiriden kaçan bir yönetim anlayışının göstergesidir.
Saatler boyunca konuşan, ancak söz sırası Cumhur İttifakı’na geldiğinde meclisi kapattıran bir anlayışla karşı karşıyayız. “Sizi dinleyeceğim” deyip, söz talep eden grup başkanvekillerine fırsat tanımamak; siyasi nezaketle, demokrasiyle ve meclis teamülleriyle bağdaşmaz. Bizler, bir milyon İzmirlinin oyunu alarak bu mecliste bulunuyoruz. Görevimiz; susmak değil, İzmir’in iki yıldır biriken sorunlarını dile getirmektir.
Ama görüyoruz ki; İzmir’i konuşmaktan kaçan, faaliyetlerini savunmaktan uzak duran, beceriksizliklerini tartışmamak için meclisi susturan, eleştiriye tahammül edemeyen, verdiği sözün arkasında durmayan bir yönetim anlayışı var.
Sayın Cemil Tugay’a açık çağrımızdır: Eğer cesaretiniz varsa, Mayıs ayında meclise gelin. Ortaya attığınız iddiaları belgeleriyle konuşalım. Gerçekleri İzmir’in gözü önünde tek tek ortaya koyalım!
İzmir trafiğine nefes aldıran önemli projelerden biri: Konak Tüneli. AK Parti hükümetlerimiz tarafından hayata geçirilen ve 1.674 metre uzunluğundaki çift tüplü tünel, Konak ile Yeşildere arasında kesintisiz ulaşım sağlıyor.
Günde 40 binden fazla aracın geçtiği bu tünel, şehir içi trafiği büyük ölçüde rahatlatırken, zaman ve yakıt tasarrufuna da katkı sağlıyor. İzmir'in ulaşım altyapısına değer katan bu proje, konforlu ve güvenli ulaşımın simgelerinden biri oldu. #İzmirdeAKizler
CHP Grup Başkanvekili Sayın İnanç’ın Meslek Fabrikası konusundaki açıklamaları ya ciddi bir unutkanlığın ya da bilinçli bir gerçek çarpıtmasının sonucudur.
Çünkü gerçekler son derece açıktır ve resmi kayıtlarla ortadadır.
Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP’li meclis üyeleri, Meslek Fabrikası’nı İstanbul’daki özel bir vakıf üniversitesine 25 yıllığına devretmek için İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nden karar çıkarmıştır. Bu karar CHP’li üyelerin oy çokluğuyla meclisten geçirilmiştir.
Biz AK Parti grubu olarak o gün de bu yanlışa açıkça karşı çıktık. Sadece itiraz etmekle kalmadık, hukuki mücadeleyi de başlatarak konuyu yargıya taşıdık. Açtığımız dava sonucunda bu karar mahkeme tarafından iptal edilmiştir.
Dolayısıyla Sayın İnanç’ın bugün “böyle bir şey olmadı” demesi gerçeği değiştirmez.
Eğer bugün bu devir gerçekleşmemişse, bunun nedeni CHP’nin vazgeçmesi değil, AK Parti’nin verdiği hukuk mücadelesi ve yargının verdiği iptal kararıdır.
Daha da dikkat çekici olan şudur:
O gün CHP sıralarından kimse çıkıp da Atatürk’ün imzasını taşıyan belgeyi gündeme getirerek bu devre itiraz etmemiştir. Bugün siyasi polemik uğruna tarih ve gerçekler üzerinden konuşanların, önce kendi meclis kararlarına bakması gerekir.
Ayrıca aynı vakfa Urla’da bulunan yaklaşık 65 dönümlük belediye arazisinin de devredilmesi yönünde karar alınmıştır. Eğer o gün Cumhur İttifakı’nın ortaya koyduğu siyasi ve hukuki mücadele olmasaydı, bugün o arazi de aynı vakfa geçmiş olacaktı ve İzmir halkına ait önemli bir kamu varlığı ortadan kalkmış olacaktı.
Bu nedenle Sayın İnanç’a tavsiyemiz şudur:
Kamuoyuna açıklama yapmadan önce belediyenin resmi kayıtlarından sağlıklı bilgi almalarıdır. Eğer isterlerse AK Parti grubunun o dönem yaptığı açıklamaları takip ederek de geçmişe dair çok daha doğru ve sağlıklı bilgilere ulaşabilirler.
Kendisine, aşağıda bir meclis kararı bırakıyorum, alıp tekrar okumasında fayda var!
2021 yılında İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde, CHP’li meclis üyelerinin oylarıyla Meslek Fabrikası’nı İstanbul’daki özel bir vakıf üniversitesine 25 yıllığına devretmek istediler. Üstelik bununla da yetinmeyip Urla’da 65 dönümlük araziyi de vermeye kalktılar.
Ancak o gün AK Parti Meclis Üyeleri olarak bu yanlışa karşı çıktık, yargıya gittik ve Meslek Fabrikası’nın İzmir’de kalmasını sağladık, arazi devredilmedi.
Bugün ise Urla’daki o araziyi plan tadilatıyla SGK borçlarına karşılık veriyorsunuz.
Şimdi soruyoruz:
CHP’li meclis üyeleri çıkıp şunu söyleyecek mi?
“Bizi bürokratlar yanlış yönlendirdi, Atatürk’ün imzalı evrağını getirmediler. O gün AK Partili meclis üyeleri karşı çıkmasaydı biz Atatürk’ün mirasına ihanet edecektik.”
Söyleyebilecekler mi?
Şimdi çıkıp kanun ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne geçen binaya koca koca pankart asıyorsunuz!
Türkiye’nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi mecrasında akması birilerini rahatsız ediyor.
Kendini halktan üstün gören, kendini bu devletin yegâne sahibi olarak gören 28 Şubat heveslisi bu güruhu neyin rahatsız ettiğini şöyle bir hatırlayalım…
Vatan haini FETÖ’cülerin, PKK’lı teröristlerin maşalarının, siyonist uşaklarının, emperyalizmin tetikçilerimin engellemelerine rağmen Türk savunma sanayiinin Akıncılarından Özdemir Bayraktar’ın belgeselini ailece izleyin mutlaka.. Hainlerin ihanetini ve mücadele eden kahramanları da unutmayın
https://t.co/NAkX53a21K
Lal Hanım, siyasetin büyüsüne fazlasıyla erken kapılmış; AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na boyunu aşan cümleler kurmaya başlamış... Urla diye yola çıkıp, sonra Çeşme’ye tepeden inme bir adaylık süreci yaşarsanız; “demokrasi” deyip, seçilmiş meclis üyelerinin kent meseleleri hakkında söz alma hakkını bile bir “lütuf” gibi sunarsanız, bu ancak sizin gibi sözde demokratlara yakışır.
“Şirket bizim şirketimiz, size söz hakkı bile vermem bir ödüldür” anlayışı; Urla’ya başvurup Çeşme’yi adeta bir “ödül” gibi alan biri için belki normal bir bakış açısı olabilir. Ancak kanunlar da, belediyecilik anlayışı da böyle işlemez, Lal Hanım. Burası sizin şahsi şirketiniz değil; bu mallar da sizin şahsi mallarınız değildir. Nitekim son dönemde CHP’li belediyelerin, yönettikleri şehirleri bu bakış açısıyla ele almalarının İstanbul’da da, İzmir’de de ne gibi sonuçlar doğurduğu ortadadır!
Siz önce, görevde olduğunuz iki yıl boyunca Çeşme’ye ve Çeşme’nin gerçek sorunlarına ne zaman odaklanacağınızı açıklayın. İlçeye doğalgazı getiren, Çeşme’nin su sorununu çözen AK Parti hükümetlerine laf yetiştirmek yerine; daha geçtiğimiz hafta sonu yolu çöken, altyapısı yetersiz olduğu için vatandaşların mağdur olduğu Çeşme’de daha fazla mesai harcamanız gerekirken, İstanbul’da zaman geçirmeyi ne zaman bırakacaksınız?
Cemil Bey kurgu videolarla uğraşırken, siz ise görevinizin başında bile değildiniz.
Her şeyden önce, seçilmiş insanları küçümseyen dilinizi değiştirin. Sonra da asli göreviniz olan Çeşme’ye odaklanın. Sizin siyaset anlayışınız, bizim 25 yıldır bu millete yaptığımız hizmetleri zaten anlamaz.
Millete efelenmeyi değil, millete hizmetkâr olmayı biraz olsun öğrenin.
Mahir Bey (@vekilmahirpolat), uzun zamandır siyasetin dışında kalmış olabilirsiniz; belli ki geçmiş döneme dair hafızanızda da ciddi boşluklar var! Ekte paylaştığım videoyu izlerseniz, AK Parti Grubu’nun bu kooperatif meselesinde başından beri ne kadar net, şeffaf ve sorumlu bir duruş sergilediğini açıkça göreceksiniz.
Keşke açılışlarına gittiğiniz kooperatifleri, bizim takip ettiğimiz gibi gerçekten takip edip doğru işler yapmalarını sağlasaydınız. Ancak siz, kooperatif başkanı yaptığınız ve destek verdiğiniz arkadaşlarınıza arka çıkarken, yapılan işleri sormayı ve denetlemeyi tercih etmediniz. Şimdi dönüp ‘yanlış olmuş olabilir’ demek, yaşanan mağduriyetleri örtmeye yetmiyor.
Keşke o dönem destek verdiğiniz Tunç Bey, Heval Bey ve kooperatif başkanı yaptığınız isimler de uyarılarımıza kulak verseydi. O zaman bugün bu tabloyla karşı karşıya kalmazdık. CHP zihniyeti, İzmir Büyükşehir Belediyesi eliyle yine bedeli İzmirli hemşehrilerimize ödetmiştir.
Şimdi de ‘sarı kazık’ları savunuyorsunuz. İzmir’e attığınız ‘kooperatif kazığından’ sonra, bence ‘sarı kazıkları’ da savunmayın; yoksa yarın yine pişman olan İzmirli hemşehrilerimiz olur!
Anadolu’nun kalbini modern, hızlı ve teknolojik altyapıyla İzmir’e bağlayan hat: Ankara – İzmir YHT Hattı!
503,3 kilometre uzunluğa sahip olan; Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’i birbirine bağlayan Ankara – İzmir YHT Hattı, üstün mühendislik eserleriyle dağları aşarak mesafeleri kısaltıyor. Hattın inşası tüm hızıyla devam ediyor.
Ülkemize hızlı, çağdaş ve konforlu bir ulaşım ağı kazandırmak için durmaksızın çalışmaya devam ediyoruz.
@a_uraloglu@UABakanligi
#TürkiyeHızlanıyor 🇹🇷