Yazıklar olsun!
Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz 38 gündür haklarını arıyor. İktidar ise çareyi sabah 04.45'te onları oradan çıkarıp, Güvenpark’ı bariyerlerle kapatmakta buluyor. Güvenpark’a çektiğiniz o bariyerler, milletle aranıza ördüğünüz utanç duvarından başka bir şey değil.
Vefayı unutan bu siyasi akla karşı gazilerimizin ve şehit ailelerimizin yanındayız.
Gaziantep Milletvekilimiz, kıymetli yol arkadaşım Melih Meriç’e yönelik alçak saldırıyı lanetliyorum.
Milletvekilimizin ameliyatının başarılı geçtiğini ve sağlık durumunun iyi olduğunu memnuniyetle öğrendim. Kendisine, ailesine ve bütün yol arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Siyasetin üzerine şiddetin, tehdidin ve zorbalığın gölgesinin düşmesini asla kabul etmiyor, sorumluların bir an önce cezalandırılmasını bekliyoruz.
Melih kardeşimin en kısa zamanda sağlığına kavuşmasını ve aramıza dönmesini diliyorum.
Ben onu bunu anlamam kardeşim.
Yaşananlara, şahit olduklarıma bakarım.
📍En büyük Türkçü Türk Dünyası bişeylerinin başkanı Prof. Kürşad Zorlu değil miydi?
📍Yeşil sahaların, futbol dünyasının en büyük ülkücüsü Ünal Karaman değil miydi?
📍Alparslan Türkeş'in özel kalemi Ömer Karakaş büyük milliyetçisi değil miydi?
📍Milliyetçilerin ulu beyi, apo'ya ip atan Bahçeli değil miydi?
📍"Ölsem de öldürülsem de tek başıma kalsam da......" diye bağıran Meral Akşener değil miydi?
📍Kim en çok bağırıyor, kürsüleri yumrukluyorsa en sert dönüşü onlar yapmadı mı?
📍Bundan sonra dikkat etmek gerekmez mi?
Bir şeyler oluyor ama çözebilmek çok zor.
📍Kendilerine en ağır eleştirilerde bulunanlar AKP'ye geçiyor.
📍Partisinden ihraç edilenler AKP'ye geçiyor.
📍Haklarında yolsuzluk iddiaları olanlar AKP'ye geçiyor.
📍Şaibe falan farketmiyor, AKP ile dokusu asla uyuşmayacak isimler AKP'ye geçiyor.
📍Nasıl MHP ve Bahçeli değiştiyse, AKP ve Erdoğan'ın da değiştiği görülüyor.
📍Neden böyle olduğunu, hesabın ne olduğunu, nereye varılacağını, belki de yıllar sonra anlayacağız.
📍Bu geçenlerin bir çoğunun, kendi hür iradeleriyle geçtiğini düşünmüyorum.
Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay Kararı’nı uygulamayan Numan Kurtulmuş çerçeve yasasına verilen evet oylarından heyecanlanmış, yeni özgürlükçü bir anayasa yapacağız demiş. Hepimizin AKP ile ilgili hafızasını yok sayıyor herhalde. 25 yıl önce devraldıkları Türkiye’yi bugün her açıdan 25 yılın çok da gerisine düşürdüklerini görmediğimiz zannıyla hareket ediyorlar. Eğer kendilerine güvenselerdi muhalefete bu kadar baskı yaparlar mıydı?
Onur Babacan, 10 gündür söylediklerimizi muhteşem dile getirmiş. Varol 👏🏼
💥Bazı arkadaşlar, Özgür Özel çerçeve yasaya evet dedi diye kendini yerden yere atıyor
💥Bu arkadaşlar yanlış adreste olabilirler mi ?
💥Çünkü, demokrasi ve özgürlükler aşığı birinin Siyasal İslamcı bir partinin peşinden gitmesi ne kadar saçma ise, Göktürk bayrağı açıp at üstünde kımız içmek isteyen Ultra Milliyetçi birinin de sosyal demokrat bir partinin peşinden gitmesi o kadar saçma
💥Aslında Yeni Parti’de at da var kımız da var hatta Göktürk bayrağı da var fakat Sezgin Tanrıkulu da var
💥Çünkü sosyal demokrat partiler böyle olur her görüşe yer verir bunda çok enteresan bir şey yok
💥Çerçeve yasanın uygulanması pek mümkün görünmüyor ancak uygulansa bile askerlerimizi ve vatandaşlarımızı şehit eden bölücüler bu yasadan faydalanmayacak
💥Örgütte yönetici konumda olanlar da bu yasadan faydalanmayacak
💥Olay şu ki, çoğu kimse bunu bilmiyor çünkü yasanın maddelerini okuyan yok
💥Ama herkes Özgür Özal’ın yasaya evet demesini konuşuyor
💥Arkadaşlar ya Yeni Parti’nin ara sıra sosyal demokrat damarını tutmasını kabulleneceksiniz ya da size uyan başka bir partinin peşinden gideceksiniz bu kadar basit
💥Kıpçak maskenizi de alın gidin başka bir partiyi iktidar yapmaya çalışın fakat artık toksiklerinizle yeni partiyi yormayın
💥Sizler çok heyecanlı tiplersiniz diye bir partinin genetiği değişmez
Yav, Özgür Özel’i Ümit Özdağ, Müsavat Dervişoğlu kalıbına sokmaya çalışan milliyetçi, muhafazakâr, ulusalcı tipler; sizin yeriniz bu partilerin yanı. Siz kendi partinize sahip çıkın. Özgür Özel’i o kalıbın içinde göremezsiniz.
Özgür Özel idealisttir, pragmatist değildir. Günün koşullarına göre oportünist tavır beklemeyin bir sosyal demokrat parti liderinden. Savaşa evet, barışa hayır söylemi beklemeyin. Öyle bir siyaset anlayışı Özgür Özel’in de, sosyal demokrasinin de ruhuna uymaz.
Bir de “para verdim, geri ver paramı” diye siyaset yapanlar var. Kusura bakmayın ama böyle hesap kitap peşinde koşanlar kuruşluk kişilerdir. Siyaset, üç kuruşun hesabını yapmak değil; halkın, ülkenin ve geleceğin hesabını yapmaktır.
Özgür Özel’i herkes kendi siyasi kalıbına sokmaya çalışmasın. Bırakın adam kendi çizgisinde yürüsün. Beğenmiyorsanız da kendi partinize bakın, kendi siyasetinizle uğraşın. Çok değil kısa süre sonra ne kadar güzel bir hamle yaptığını göreceksiniz.
YENİ Parti’yi millet kurdu, adını millet koydu, bütçesini millet oluşturdu.
Şimdi partimizin kapılarını tüm vatandaşlarımıza açıyoruz.
Üyelik sistemimiz açılmıştır. Herkesi YENİ Parti’ye üye olmaya davet ediyoruz.
YENİ Parti’de ilçe başkanını da il başkanını da Genel Başkanı da üyelerimiz seçecek.
Gelin, söz ve karar sahibi olun.
#Yenibaşlangıç
https://t.co/jBqtZJ9Xjo
Kıymetli Yurttaşlarım,
Değerli Yol Arkadaşlarım,
17 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ediyorum.
Bu karar, ülkemizin geleceğine dair inandığım değerlere ve milletimize karşı taşıdığım sorumluluğun bir sonucudur.
Bugüne kadar birlikte emek verdiğimiz, omuz omuza yürüdüğümüz tüm yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.
Bugün Türkiye’nin daha güçlü, daha demokratik ve daha umut dolu yarınlarını birlikte inşa etmek için YENİ bir yol açıyoruz.
Sizleri bu yürüyüşün bir parçası olmaya, umudu birlikte büyütmeye ve geleceği birlikte kurmaya davet ediyorum.
Üye olmak için:
https://t.co/s02Cp84FYw
Destek olmak için:
https://t.co/suli2khbrr
Bu yol milletin yoludur. Hep birlikte başaracağız.
#Yenibaşlangıç
Gazeteci Fatih Altaylı;
"Bugün Türkiye’de ‘Kimin yerinde olmak istemezsin?’ diye sorulsa bence verilecek tek bir yanıt var.
Özgür Özel’in.
Bir yandan adliyesiyle, mülkiyesiyle, maliyesiyle tüm devlet gücüyle karşısına dikilmiş bir iktidar ile mücadele edeceksin, diğer yandan da sırtında yumurta küfesi taşımadan sürekli ahkam kesen bir grup muhalifin eleştiri ötesi akıl vermeleri ile mücadele edeceksin.
Gerçekten zor iş.
Verdiği kararların siyasi sonuçları ile asla muhatap olmayacak ve kararın yanlış çıkması halinde tam tersini savunmaya başlayacak bir kitle Özel’e sürekli akıl veriyor.
Çerçeve Yasa bunun en güzel örneği.
Bir grup kayıtsız şartsız destek ver diyor, diğer kitle sakın evet deme diyor.
İkisinin de ortaya çıkacak sonuçta vereceği hesap veya alacağı bir ders yok.
Özel belki de en doğrusunu yapıyor ve “Herkes serbest” diyor. Sonuçlarından bağımsız oldukça demokrat bir tavır. Parti disiplini denilen zırvalığın dışında bir duruş.
Her iki taraf kızıyor.
Ben ise kararın doğru olduğunu düşünüyorum.
Kendi fikrim olarak değil, Özgür Özel’in tescilli düşmanlarının tavrına bakıyorum ve kararımı buna göre veriyorum.
Barış Yarkadaş diye biri var biliyorsunuz.
Hemen saldırıyor, “Özel’i dinlemediler, hayır oyu verdiler” diye çemkiriyor. Belli ki rahatsız. Kendi kayyumu “Ülke için evet diyeceğiz” dediği halde 14 milletvekili adamı umursamayıp Meclis’e teşrif etmemiş, onu görmüyor ama Özel’e saldırıyor.
Ben Özel’in doğru yerde durduğunu bu ucuz barometreye bakıp anlıyorum.
Kendi payıma ise en azından parti disiplini denilen zırvalığa yıllardır olumsuz bakan biri olarak vekilleri serbest bırakmasını çok önemli buluyorum. Parti içinde başta Murat Bakan olmak üzere pek çok kişinin de benim gibi düşündüğünden hiç kuşkum yok"
Çerçeve Yasaya, Çerçevelik Sorular
1- Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis’teki tüm partilerin katılımı isteniyor?
2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?
3- Adı “toplumsal birliktelik” olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)
4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılırken, Meclis’te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?
5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?
Barışı istemeyen yok.
Kardeşlik hukuku tamam.
Lakin Demokrasi yok ediliyor.
Muhalefete siyaset yok,tutuklamalara devam.
Teröristlere siyaset yolu açılıyor.
Milletvekiline Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma için Başsavcı soruşturma istiyor.
Pkklılara Meclis yolu görünüyor.
Buna Terörsüz Türkiye denmez.
Teröriste plaket verme denir.
Hayırda HAYIR var.
Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir düzenlemenin, yeterince tartışılmadan ve toplumun bütün kesimlerinin kaygıları giderilmeden yasalaştırılması yeni sorunlar doğurur. Millet bilmeden, toplum tartışmadan, farklı kesimlerin kaygıları giderilmeden yapılan siyasi mutabakatlar, toplumsal mutabakatın yerine geçmez.
Benim demokrasi anlayışımda millet, sonucu kendisine açıklanan bir sürecin seyircisi değildir.
Millet bu ülkenin sahibidir.
Bu nedenle yapılması gereken bellidir:
Anayasa ve mahkeme kararlarını eksiksiz uygulamak, yargının bağımsızlığına ilişkin toplumdaki şüpheleri ortadan kaldırmak.
Seçilmişlerin iradesini güvence altına almak ve düşüncesini açıklayan hiç kimsenin korkmadığı bir ülke olmak. Tüm bunlar sağlandıktan sonra da milletin önüne hiçbir soru işaretine mahal vermeden çıkmak en doğru seçenek olacaktır.
Türkiye’nin Kürt meselesi dâhil hiçbir meselesi çözümsüz değildir.
Ancak Kürt meselesinin çözümünü bir dönem daha iktidarda kalmanın, bir seçim daha kazanmanın hesabına endekslerseniz; yıllarca cezaevinde tuttuğunuz siyasetçileri ve milletvekillerini seçim hesaplarının bir parçası hâline getirdiğiniz izlenimini güçlendirecek adımlar atarsanız, toplumun sürecin samimiyetini ve gerçek niyetini sorgulamasının önüne geçemezsiniz.
Türkiye’nin ihtiyacı kapalı kapılar ardındaki mutabakatlar değil, milletin önünde kurulmuş büyük bir toplumsal mutabakattır.
Ve milletin bu konuda vereceği yetki doğrultusunda da gerekli demokratik düzenlemeler, açık ve şeffaf bir biçimde, millet iradesinin tecelligâhı olan TBMM çatısı altında hayata geçirilmelidir.
Son cümle olarak şunu söylemek isterim:
Unutmamak üzere isimlerini köprülerimize, alt ve üst geçitlerimize kazıdığımız şehitlerimizin aziz hatıralarına haksızlık edildiği duygusuyla vicdanlarımızın sızlamasına izin vermemek, bu ülkenin vatandaşları olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir.