Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli: Türkiye pandemi sürecini Dünyada gıpta edilecek bir düzen içinde hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden yürütmüştür.
Uluslararası ekonomik yaptırımlar ticaretimizi, uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları olumsuz etkilemiştir.
15 Temmuz’da ülkemiz işgal edilmek istenirken, ekonomimizin de çökeceği umulmuştur.
Türkiye tüm bu olumsuz tabloya rağmen bugün milli gelirini 1,7 trilyan dolara, kişi başına düşen milli gelirini 18 bin dolara çıkarmayı başaran, güçlü bir ekonomidir.
Düşük işsizlik seviyesine, yüksek ihracat kapasitesine, sürdürülebilir cari açığa, borç yönetimi ve bütçe dengesine sahiptir.
Bankacılık ve sermaye piyasaları güvenli ve istikrarlıdır.
Tabi ki toplum kesimlerinin, emeklimizden çiftçimize, esnafımızdan çalışanımıza sorunlarımız vardır ve bunların süratle giderilmesi gerekmektedir.
Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalışırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden de geçmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile başlayan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıştır.
Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütülmektedir.
Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduğunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Esasen belediyeler, siyasi bir iktidar alanı olmaktan önce kamusal bir emanettir ve buraları yönetenlerin bu yasal ve ahlaki sorumluluğu içselleştirerek görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.
İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında ahlak ve yönetişim problemidir.
Bununla birlikte bu tarihi yolsuzluk skandalının mali tablosunu da kamuoyumuz merak etmektedir.
Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.
Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.
Diğer yandan son günlerde yaşanan Fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır.
Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduğu güveni ifade etmektedir.
Bu nedenle finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değildir. Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir.
Vatandaşlarımızın yüksek enflasyon ortamında, çalışarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadığını sorgulaması, meseleyi ekonomik olmaktan çıkarak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taşıyacaktır.
Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir.
Bir yiğit ardından 4244. Gün
Bu mücadeleyi 20 kişi kalsakta 30 kişi kalsakta bu şerefsizlere vatan hainlere karşı yürüteceğiz Allah'ın izniyle ..
Biz bu Mücadele uğruna kurulan hayalleri hiç unutmadık...
#FıratYılmazÇakıroğlu
HOŞ GELMİŞSEN TÜRKMEN GARDAŞ 🇹🇷
Bugün Dünya Türkmenleri Birlik Vakfı yönetimi olarak, Türkmen davamızın önemli isimlerinden, Türkmen reisimiz ve Türkmen beyimiz, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi ile güzel ve verimli bir istişare gerçekleştirdik.
Liderimiz Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Kurul hitabını dinledikten sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kırmızı-beyaz gül verdi..🇹🇷
Bu ülkenin sigortası Milliyetçi Hareket’tir.
Cenab-ı Allah,
üç hilalin Bozkurt'un gölgesini bu kutlu yurttan,
Türk milletinin gönlünden eksik etmesin.
Üç hilal daim, Türk milleti kaim olsun! 🇹🇷
Elbette muhalefetin bu medya karaktersizleri, “Yıldıray Çiçek, bizim Öcalan’ın kurduğu partilerle 2015, 2019, 2023 ve 2024 yıllarında yaptığımız ittifakları; Suriye’de PKK’ya devlet kurulmasını istediğimizi ve terörle mücadeleye kar��ı çıktığımızı deşifre ederek ikiyüzlülüğümüzü ortaya çıkarmış.” diyecek hâlde değiller.
https://t.co/SVRVA6GBJl
Sayın Genel Başkanımızın her defasında “Ülküdaşımızdır” dediği, değerli bir dava ve gönül adamıdır. Allah izin verirse yakında kendisi ve ailesi de vatanımıza kavuşacaktır.