Bir Toplumun Çöküşü Önce Ahlakla Başlar
Bir toplumun geleceğini yalnızca okullar, üniversiteler, teknoloji, ekonomi ya da sahip olduğu maddi imkânlar belirlemez. Bir toplumun asıl temeli ahlaktır. Çünkü ahlak yoksa bilgi insanı yüceltmez, para insanı mutlu etmez, teknoloji insanı olgunlaştırmaz. Aksine, insanın elindeki imkânlar büyüdükçe, vicdanı küçülüyorsa ortaya daha büyük bir yıkım çıkar.
Bugün çocuklarımızı yetiştirirken kendimize sormamız gereken çok önemli bir soru var:
Biz çocuklarımıza gerçekten hayatı mı öğretiyoruz, yoksa onları hayatın bütün zorluklarından koruyarak hayata karşı güçsüz mü bırakıyoruz?
Çocuğumuz istediği her şeye sahip olsun diye çabalıyoruz. Üzülmesin, sıkılmasın, yorulmasın, hiçbir güçlükle karşılaşmasın istiyoruz. Düştüğünde hemen kaldırıyor, bir sorun yaşadığında onun yerine çözüm üretiyor, yapabileceği işleri bile onun adına yapıyoruz.
Sonra da neden kendi ayakları üzerinde duramayan, en küçük güçlükte dağılan, sabırsız, tahammülsüz ve mutsuz bir nesil yetişiyor diye düşünüyoruz.
Oysa çocuk, hayatın bütün zorluklarından korunarak değil; zorluklarla baş etmeyi öğrenerek büyür.
Bir çocuğun bazen üzülmeye, beklemeye, sıkılmaya, kaybetmeye, hata yapmaya ve yeniden denemeye ihtiyacı vardır. Çünkü empati, her istediğinin yapılmasıyla değil; bazen başkasının acısını anlayabilmekle gelişir. Hayal gücü, eline sürekli bir ekran vermekle değil; bazen sıkılmasına izin vermekle gelişir. Özgüven ise her işini onun yerine yapmakla değil, “Sen yapabilirsin, ben sana güveniyorum” diyebilmekle oluşur.
Fakat çocuk eğitimindeki sorun yalnızca burada da bitmiyor.
Başarıyı hayatın merkezine koyduk. Notları, sınavları, diplomaları ve meslekleri çocuğun karakterinin önüne geçirdik. Oysa iyi bir okul derecesi, iyi bir meslek sahibi olmak elbette önemlidir; fakat iyi insan olmanın yerini hiçbir başarı belgesi tutamaz.
Çocuğumuza matematik öğrettik ama paylaşmayı yeterince öğretmedik.
Yabancı dil öğrettik ama güzel konuşmayı, karşısındakini kırmamayı unuttuk.
Sınav başarısını önemsedik ama vicdanı, merhameti, adaleti ve dürüstlüğü aynı ciddiyetle konuşmadık.
Çocuğun hangi üniversiteyi kazanacağını düşündük; nasıl bir insan olacağını yeterince düşünmedik.
Üstelik bazen çocuğun yanında öğretmenini, okulunu, komşusunu, akrabasını, hatta kendi eşimizi bile küçümsedik. Sonra çocuğumuzdan saygı bekledik.
Oysa çocuk, en çok gördüğünü öğrenir.
Biz birbirimize nasıl davranıyorsak, çocuklarımız da insan ilişkilerini büyük ölçüde oradan öğreniyor.
Aile, işte tam burada devreye giriyor.
Aile yalnızca aynı evde yaşayan insanların bütünü değildir. Aile, insanın ilk ahlak okuludur.
Çocuk sevgiyi ailede öğrenir. Saygıyı ailede görür. Sadakati, sorumluluğu, merhameti, paylaşmayı, özür dilemeyi, teşekkür etmeyi, büyüğüne saygıyı, küçüğüne şefkati önce aileden öğrenir.
Bu nedenle bir toplumun geleceğini konuşacaksak önce aileyi konuşmalıyız.
Kadını, çocuğu ve aileyi korumadan; aile içindeki saygıyı, sevgiyi, sadakati ve sorumluluğu güçlendirmeden sağlıklı bir toplum inşa etmek mümkün değildir.
Burada kadının değerini de yalnızca annelik üzerinden değerlendirmek doğru değildir. Kadın toplumun ve ailenin çok önemli bir taşıyıcısıdır; fakat kadının değeri yalnızca bir role indirgenemez. Aynı şekilde erkek de yalnızca ekonomik sorumluluklarıyla tanımlanamaz. Anne de baba da çocuk da aile içinde birbirine karşı sorumluluk taşıyan insanlardır.
Çünkü aileyi ayakta tutan şey yalnızca aynı soyadı taşımak değil; birbirinin kalbine zarar vermemeye çalışmaktır.
Bugün belki de en büyük kaybımız tam olarak budur:
İnsanın karşısındaki insanın da bir kalbi olduğunu unutması.
Konuşurken karşımızdakini kırıyoruz. Öfkelendiğimizde hakaret ediyoruz. Haklı çıkmak uğruna karşımızdakini ezebiliyoruz. Para ve çıkar söz konusu olduğunda yılların dostluğunu, akrabalığını, komşuluğunu bir anda unutabiliyoruz.
Bencillik normalleşiyor.
Sabırsızlık güç gibi görülüyor.
Kabalık “açık sözlülük” diye sunuluyor.
Saygısızlık “özgürlük”
Ya Baki entel Baki
“İnneKE Entel Vehhâb “
dediğinde neler mi ?oluyor sabah akşam sayısız zikret neler oluyor kendin bizatihi yaşayarak gör..,
“İnneke entel vehhâb”
(Şüphesiz Sen ��ok bahşedicisin, karşılıksız ve bol bol veren sensin)
📍 Eyüpsultan
📍 Bahçelievler
📍 Sarıyer
📍 Kağıthane
İstanbul'da dün akşam başlayan ve aralıklarla etkisini sürdüren sağanak hayatı olumsuz etkiledi
➜ Kent genelinde su baskınları yaşandı, yollar ve alt geçitler suyla doldu
https://t.co/HOBQrbPjbm
SON DAKİKA / Vatandaşlar sosyal medyadan açtıkları canlı yayınlarla yardım çağrısı yapıyor.
İstanbul Yağmur Sarıyer Eyüpsultan AKOM afad 𝓘̇stanbul Valiliği Ekrem 𝓘̇mamoğlu
AN İTİBARIYLA KAĞITHANE CENDERE YOLU VADİ İSTANBUL AYAZAĞ SARIYERİN BELİRLİ BÖLGELER��NDE SEL AĞİR HASAR VEREREK DEVAM EDİYOR.
GECE YAĞIŞ ARTACAK BU BÖLGELERE GİTMEYİN ⚡
AYAZAĞ SON DURUM BU👇
ŞİLE YOLU TRAFİĞE KAPANDI
Aşırı yağış sonrası Şile Yolu Çekmeköy bölgesini su bastı, araçlar sular altında kaldı.
Şile Yolu'nda Şile yönünde Tepeüstü sonrası ekipler araç geçişine müsade etmiyor.
Mümkünse uzak durun!
📻104.2 Radyo Trafik | ŞEHRİN CANLI YAYINI #istanbultrafiği