Çocukları otistik olanlar bu videoyu dinlemeden istemeden geçmeyin!
📌 Kazakistan’da yaşayan Jandos Kuljanbekov, otizmli kızının bağırsak sağlığına yönelik uyguladığı tedavi sonucunda iyileştiğini söylüyor.
Kuljanbekov, doktor olmadığını ve yalnızca kendi deneyimini paylaştığını belirtiyor. Ona göre bazı çocuklarda otizm olarak değerlendirilen belirtilerin temelinde bağırsak kandidiyazı ve bozulmuş bağırsak mikrobiyotası olabilir. Aşıların bağırsaklarda Candida mantarının çoğalmasına yol açabileceğini, ortaya çıkan toksinlerin ise beyni ve sinir sistemini etkileyebileceğini öne sürüyor.
İnternette birçok ebeveyn de onun paylaştığı, bağırsak mantarının tedavisine yönelik yöntemi uyguladıktan sonra çocuklarında olumlu gelişmeler gözlemlediğini anlatıyor. Ancak bu paylaşımlar kişisel deneyimlere dayanıyor ve yöntemin bilimsel olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.
Bu görüntülerde ise Kuljanbekov, Kazakistan Sağlık Bakanlığıyla yapılan canlı bağlantıda konuya ilişkin sözleri
https://t.co/Tz68MbSNVp
Doğru İslam'ın vardı da niye buraları onlara bırakıp terkettin Mustafa hoca?
Gel bu doğru Dini, birlikte konuşalım..
Bak biz kaçmıyoruz. Buradayız, hiç olmazsa sen demir parmaklı damlardan ve bitmeyen soruşturnalardan ve TEM sorgularından geçmedin.
Sicilin iyi..
Sırtını dayadığın o kütüphanede hangi " zihin yapısı var"
Sorun, Allah'a risalet ve nübüvvet ilmi üzere imandan uzaklaşmakta.
O zihinleri ancak Kur'an ve Sünnet düzeltir.
Peki üstad davasını terkettiğin bir yolu, hangi yol adına eleştiriyorsun?
Gel O güzel insan alemlerin Rabbinin Rasulü Muhammed'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanında yer al, hepimize en yakışan yer budur.
Kuran'da karıncalar için ezilmek yerine kırılmak ifadesinin kullanıldığı ve altında yatan bilimsel nedenin 1400 yıl sonra anlaşıldığını biliyor muydunuz?
"İKİ PEYGAMBER TASARRUFUNA SAHİP" HALİFE'NİN (!) BOY GÖSTERMESİ
15 TEMMUZ'UN REVANŞI MI?
Kendilerine Süleymancı denilen bid'at ehli ve gerçekten karanlık yapının hâlâ
İKİ PEYGAMBER TASSARRUFUNA SAHİP (!) cahil lideri (EMİRU'L- MUMİNÎN) -imiş-yani, Müslümanların halifesi (!) hesaba çekilince, çekirge gibi yuvalarından çıktılar.
Bu zümre hiç birimizi kendi " fırka-i naciye" fırkalarından olmadıkça İslam üzeri görmezken, hep İslam düşmanlarının yanında oldular, hatta İsrail'in bile.
( Almanya açıklamalarında olduğu gibi)
Batılı istihbarat örgütleri bunları ve benzerlerini Gülen'in bıraktığı boşluğu doldurmaları için Afrika'da önlerini açıyor.
Sadece Malawi'de 15 okulu Hindistanlı mutaassıp mezhepçileden güya devraldılar.
Malawi' de İngilizlerin paralı askeri olarak getirilen
Hindistanlılarla işbirliği içindeler.
ABD, İngiltere, İsrail ve hatta İran Ehl-i Sünnet'in akidesini kirletecek tüm hurafa cemaatlarının arkasındalar.
İngilizler, hem Kadiyanilerin arkasındakar hem de mutaassıp bazı Hanefî geçinen Hindlilerin.
Fransa Tiycanilerin efendisi ve şimdi de hiç adı anılmayan Almanlar,yani protestanlar İslamî (!) bazı yapıları Afrika'ya yerleştiyorlar.
Mekke ittifakı, eğer 2015 yılındaki bir konferansımızda dediğimiz gibi, Kızıldeniz ve Hind Okyanusu'nda ve Filistin'de
Osmanlı'nın görevini üstlenecekse bir anlamı ve tarihi sözü olacak.
Ama Somali'de kardeşler savaşırken onları barıştırmayacaklarsa, çok büyük hata yapmış olacaklar.
Yemen bunun en açık misalidir.
İngiltere, Almanya,Fransa ve Rusya,İsrail ve İran Afrika'da İslam'ın geleceğine tuzak kuruyorlar,bunu çok iyi okumak durumundayız.
Yanlış yerde durmak, yanlış yapmaktan daha kötüdür.
Afrika'da çalışan herkes Afrika'ya sadece Kur'an'ı, Sünneti ve Ümmetin izerinde ittifak ettiği ilmi götürmeli.
Sömürü ve taassuplarını değil. Yoksa bunun dışında gayeleri olanlar oraya kendi ateşlerini de beraber götüreceklerdir. Herşeye rağmen, işin maskelilerle mücadele yarafobfaysqk, atkadaki yağıları giç göremeyeceğiz.
Zaten o yapılar asla açığa çıkmıyorlar.
Peki, Gazze'de masum çocukları ve bebekleri katleden "çifte vatandaş" katil İsrail ordusunun askeri Yahudiler nerede?
Dileriz Gazzede kan Müslüman kanı döken bu çifte vatandaşlarla ilgili masumların yüreğine su serpecek bir haber duyarız.
Bekleyin,sabreden diyen varsa, bunu da bu ülkenin insanı duymak istiyor.
Ancak...
Boşalacak yerlere kim gelip misafir olacak?
Laik iideolojinin ölümüne savunucuları İslam'ı asla rahat bırakmayacak. Tüm İslamî camia bu dan kendileri için gerek dersleri çıkarmak zorunda.
BOP projesinden geldiğimiz yerlere kadar neleri yaşadık ve yaşadıklarımız bizi nereye götürüyor bunu görmemez ve ilmin ve hikmetin terazisinde bunu tartmamız gerekiyor. Henüz İslam'la gerçekten barışan yok.
Ne zaman İslam sorgulanmaktan kurtuşursa, o gün İslamla barışma umudu doğacak inşaallah.
İslam'ın gerçekte kendisi var olduğunda tezgaçılara zaten iş kalmayacak.
Her hakükarda herkes sınanmaktadır,
Ak- Parti iktidarı da.
Mülahaza:
Kendilerine "fırka-i naciye" diyen bu yapıya "direnin" diyen bazı kırk akıllılar acaba onların "İki Peygamber tasarrufuna sahip" olduğunu söylekdileri
liderleriye hangi albarabalıkları var?
Bu bu insanlara zulmedilmesini alıkışlamaktan yana değiliz. Fakat, bizlere dönük bir nasihattir.
Önce İslam'a adalet...
Günün önemine binaen;
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş:
“Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın? Neden söküyorsun o vidaları?”
Köylü:
“Sadece bir vida beyim… Oltama ağırlık yapması için lazım. Ben kimseye zarar vermem. Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez.”
Müfettiş:
“Delilik bu! Muhtar görmüyor mu bunu?”
Köylü:
“Görmez olur mu? Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta…”
Müfettiş:
“Peki ya maaşınızı artırsak? Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?”
Köylü:
“Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık. Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz.”
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
“Bu sefalet bir gün felakete yol açacak…”
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü.
Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı:
“Treni durdurun!”
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de “bir söküp bir bırakma” kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü.
Tren devrildi.
Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim?
“Cehaleti normalleştiren toplum, çıkarı ahlakın önüne koyan düzen, ‘Bir şey olmaz’ kültürü ve yanlışa sessiz kalan herkes.”
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
Anton Çehov
Türkiye arınıyor mu?
Bu soru bazılarının hemen elbette "evet" diyebileceği bir soru.
Cumhuriyetçiker en katı ve acımasız yöntemlerle İslamı olabilecek en kirli ve en çirkin resme hapsetmişlerdi.
Sonra ne olduysa aradan çok geçmeden DP iktidar oldu. O da devrine veda etti.
Ardı arkası kesilmeyen askeri darbeler hep komünizm histerisi ve irtica (İslam) düşmanlığı ve korkusuyla devam etti.
Sonra 12 Eylül. derken galiba devlette bazı akıllar, alanı daralan Müslüman cemaatların önünü biraz açtı. Tabiî ki eski geleneği her şeye rağmen sürdüren çok hapı vardı.
Ancak bu açılım dinde bazı sapmaları da gündeme getirdi. Aşağıdan gelen İslama karşı ilahiyat fakültelerinde de birileri vaziyet aldı ve ortaya bir kaç renkte dini tutum ve renkler çıktı.
Devlet dönüşümleri görüyor, fakat dinin aslına dair ortaya çıkan sapmalara ses çıkarmıyordu..
Uç ilan ettiklerini zaman zaman derdest ediyordu.
Fakat asıl musibet ve görülmeyen gerçek, ilim sahiplerinin de bu karelerin içinde dağılmış olmasıydı..
Ben çocukluğumda hem Süleymancı denen insanları tanıdım ve hem de Yazıcı ve Okuyucu Risale-i Nur talebelerini. O tecrübesiz vaziyetimde bile hepsinde dinen rahatsız edici çok şey gördüm.
Hepsinde de Kur'an ve Sünnete muhalif hurafeler ve fantaziler vardı. Öyleki Yazıcılardan Humeyni'yi Mehdi zannedenler bile vardı.
Bu sapmalar özellikle bazı tarikat mensuplarında daha ileriydi.
15 Temmuz'dan önce Gülen'in nasıl devletle içiçe olduğunu bilmeyen yoktu.
12 Eylülde sırlar prensiydi adeta.
Yaydıkları acı fakat bir o kadar da batıl inançlarına kimse ses çıkarmadı. Hitabeti ve havası kör ediyordu insanları.
Dini cemaatları dinen eleştirmek adeta devlet düşmanlığı olarak görüldü. Çünkü onlara yol verenler onların incinmesini istemiyordu.
Sahih yola daha yakın olanları bundan müstesne etmeliyiz.
Kendisinde
"İKİ PEYGAMBER TADARRUFU"
görülen ve
EMİRU'L- MUMİNİN(!!!)
denen şahsın, örgütüne karşı düğmeye basıldı.
Bu, elbette haklı bazı gerekçelere dayanıyordur.
Çünküsü çok..
Peki, sonrası için HANGİ İSLAM?
Bugüne kadar Ehl-i Sünnet adını kullanıp bu yolu kirleten bir çok çıkarcı, taassup ehli, bid'at ve şirk yayan cemaatlerle çok tartışmalarımız oldu.
Bu cemaatler Allah'ın dinini kullanır ve istismar ederken yoktuk. Şimdi yine yokuz.
Peki, bu olanların tahlilini doğru bir bakışla kim yapacak?
Umarım Allah Müslümanlara böyle bir nimeti nasip eder.
Fakat görünen o ki, hepimiz suçluyuz. Özellikle dini saptıranlara karşı, onların şirklerini, ahlaksızlıklarını ve dinde dalalete sapmalarını görüp susan muhterem alimler.
Cüppeli, devlete akıl veriyor susyorlar. Bazı tarikat şeyhleri Yahudilere benzer davranışlar segiledikleri halde susuyorlar
İslam aşağılanıypr susuyorlar. Ne kendimizi ıslah ediyoruz,ne de insanları gerçek manada Kur'an ve Sünnetle ıslah ediyoruz.
Kör taasup, Milliyetçilik ve meşrebçilik inadı üzerinden İslamı yıpratmaya devam ediyoruz.
Kur'an ve Sünnet ne yazık ki çok şey ifade etmiyor. Kendisine "şucu ya da bucu" diyenler bu ülkede fırkacılığı derinleştirmekten öte ne yapıyor?
Adam mezardan talimat aldığını söylüyor, kimsede ses yok. Edenler la'netli (!)
Adam Rasulullah'ı Ajda Pekkan'ın da olduğu fücur olimpiyadına getiriyor koca alimler sanki dillerini yutmuşlar. MEHDİ (!) Gülen'in karşısında dut yemiş bülbül gibiydiler.
Süleymancı derin tarikatına karşı düğmeye basılması.şahsen İslam adına ifsad edileni ıslah edecek bir girişim olmayacak.
Islah içerden ve Kur'an ve Sünnet'ten ve Ümmetin selefi ve müctehidlerinin Kitap ve Sünnet üzere bina edilmiş fıkhından gelecek. Eğer gelecekse!
Gelir mi?
Bilmiyorum ırkî ve sosyal ahlakımız ve hassasiyetlerimiz ve politikanın dini kullanması sebebiyle çok zor görünüyor.
"Sorun"un ne olduğu, yaranın nerden itibaren ve nasıl hâlâ kanıyor olduğunu görmeyen bir ümmet, sadece gurur ve ayrıştırmanın kurbanı olur.
Kimse kedisinin Kur'an'da haram kılınan fırkacılığa dahil olabileceğini aklından geçirmiyor.
Evet, herkes kendisini Kur'an'a ve Sünnete arzetsin.
Arınmak,tevhidle başlamalıdır.
Boykot sürecinde kârlılığı azalan ve bundan dolayı önce influencerlarla yanıltıcı reklamlar yaptıran, ardından da “yerli” algısıyla uydurma markalar çıkarıp duran Unilever’in sahibi olduğu Algida’nın kaymaklı dondurma diye sattığı dondurmalarında malzemeden nasıl çaldığını şimdi bu görsel üzerinden sizlere aktaracağız.
Biri geçen yılın diğeri de bu yılın tüketim tarihine sahip aynı barkod numarasına sahip aynı ürün kapağını inceliyoruz. Ürünler aslında birebir aynı gibi görünüyor fakat detaylı bakıldığında Unilever’in reklam harcamalarını size dondurma diye sattığı bu üründeki kaymaktan çalarak karşılamaya çalıştığı anlaşılıyor. Geçen yıl satışa sunduğu üründe %9 oranında kaymak kullanan firmanın, bu yıl aynı gibi görünen ürününde kaymak oranını %6’ya düşürdüğü yani kaymağın 3’te birini paketten çıkarttığını görüyoruz. Bu haliyle son üründeki süt yağının da %5,5’ten, %4,5’e düşürüldüğü anlaşılıyor. Üründe ayrıca yine sessiz sedasız şeker oranı da arttırılıyor. Geçen yıl satılan üründe 100 gr’da 23 gr olan şeker miktarının bu yılki üründe 24 grama çıktığı görülüyor.
İşte reklamlarında premium ürün algısı yapanlar, reklam paralarını kaymak kaymak ürünlerinden böyle çıkarıyor!
Türkiye'nin en zengin işadamı olan ve margarin ve abur cubur üretimiyle yüksek kârlar elde eden Murat Ülker, Silivri'de ürettirdiği Godiva markalı çikolatalarla "Belgium 1926" ifadesiyle Belçika çikolatası algısı yapmaya ve bazı gazetecilere (!) hediyeler dağıtarak PR yapmaya devam ediyor.
İsrail hesaplarında 7 Ekim sonrasında "Godiva’dan bir kadeh şarap ve kaliteli bir çikolata ile iyi hissedin" yazmışlardı. Size de yanında şarap yolladılar mı?
@thhsynkrgz
https://t.co/DIRCtz6KzS
Bir vatandaştan cumhurbaşkanına samimi çağrı: "Sayın Cumhur başkanım ülkeye el koyun!
Tahmin ediyorum ki ülkede olan bitenden haberiniz yok. Yanınızdakiler size anlatmıyor. Savaş halindeki İran'da et 550 lira, Türkiye'de 1100 lira. Türkiye'de küçücük bir pet şişe su 15-50 lira, komşu ülkelerde ise 3 lira. Her şeyi çok pahalı yiyor, çok pahalı içiyoruz. Hayat inanın çok pahalı. Sizin bundan haberiniz olduğunu düşünmüyorum.
Size düşman değilim. Yanlışa düşmanım. Eğer milletin çektiği sıkıntılardan haberdar değilseniz bu çok büyük bir sıkıntı."
RABBANİ ALİMLERE ZULMEDİLİRKEN YAPILAN İTTİFAKLAR NEYİ İFADE EDER?
Bir çoğumuz, demokrasinin kurbanı olduk.
Her siyasî vala ve her üretilen planlı gündeme kulak kesildik.
Falat, bu arada ucuz gündemlerin de aleti oluyoruz.
Hiç bir ekonomik, siyasî ve kültürel gücü olmayan doğru yaşamak ve dürüst olma mücadelesi veren ve her gün sayısız haber ve olayın girbanıa çekilen bizler asıl olandan hızla ve tehlikeli bir biçimde kopuyoruz.
Aramıza örülen dijital dünya duvarı ve gündemi bizi hamur gibi yoğuruyor ve dilediği şekli veriyor.
Bu biçimlendirmeye uymayanın hayat tarzı ve inancı kırılıyor ve de kırılacak.
Hamura uymayan tekne dışına atılacak.
Birlikte okumalar, birlikte tefekkür, kaybettiklerimiz üzerine düşünmek gittikçe kayboluyor.
Siyonizm ve demokrasi, Siyonizm ve lberalizm acımasız bir biçimde üzerimşze geliyor.
Müslümanları yönetenler, Allah'ın kitabına danışmadan; bir dünya kuruyorlar.
Halbuki bu dünya bize Gazze'de tarihinin hiç bir döneminde görmediğimiz ağır, acı ve utanılması gereken dersler veriyor.
Bu dünya için Müslümanlar günü birlik çözümler ve ittifaklar peşinde.
Yahu hiç mi vicdanınız ve imanınız yok, yüzlerce alim Suudoğullarının zindanlarında, Pakistan ABD'in emrileri doğrultusunda İmran Han'a neler yapıyor?
Şunu kimse unutmasın, İslamı ve alimlerin ezildiği bir yerde asla bir Endelüs doğmayacak.
Çünkü gaye La ilahe İllallalah değil.
Eğer La ilahe illallahı bayrağına yazıp sonra da o kelimeyi ilime ve davetleriyle yücelten alimleri zindanlara tıkıyor ve onları Allah'ın dini anlatmaktan ve İslamı yücelmelerine engel oluyordanız bilin ki; Allah bunu yapanların devletlerini de itibarlarını da yerle bir edecektir.
Hicaz alimleri hangi cürnü ilemişlerdi de vugün yüzlercesi zindanlarda?
Allah'a Sen işimize karışma diyen bir rejim asla iflah olmayacak ve sonunda yıkılacaktır.
Alimler bu ümmetin karanlıkta yolunu aydınlatan meşaleleri ve dolunayıdırlar. İslam'dan ve fıkhından bi haber siyasiler kendilerine vahiy gelen peygamberler mi görüyorlar.?
Adnan Kaşıkçı'yı İstanbulun göbeğinde buharlaituran ve yüzlerce Rabnani alimi zibdanlarda çürüten zulüm rejimi Suudoğulları mı ıslah olacak?
Önce alimleri serbest bıraksınlar ve onlarla Müslümanların arasına girmesinler, sonra Allah'tan nusret beklesinler.
Rabbanî alimlere karşı harb ilan eden Allah'ın ve dininin düşmanıdır.
Suudoğulları ve Pakistan'ın Müslümanlara zulme son vermesi gerekir.
Rabbanî alimler "Nebilerin varisleridir"
Onlara yapılan zulüm tüm nebilere yapılan zulüm gibidir.
Rabbanî alimler ümmetin kalesidir, onların ardından cihad edilir onların olmadığı bir mücadele ve siyaset akîm kalmaya mahkumdur. Ummeyyeopulları'nın, Abbasîlerin, Endelüs'ün ve Osmanlının masıl yıkıldığını tarihçilerimiz bir de Rabbanî ilmin gözüyle bakıp incelesinler.
Yıkılış ve zillet kendiliğinden üzerimize çökmedi.Allah'ın dinini ihmal ettiğimiz ve israfa ve zulme bulaştığımız için.
Allah'ıın dinini ne hevamızla ne de mücerred aklımızı kutsamakla yüceltemeyiz.
Bu Allah'ın dinini yüceltmek değil, nefse, kuvvete, gurura ve kibre esir olmaktır.
Allah, dinini yüceltenleri yüceltsin ve onları korusun..!
Katarlı akademisyen Dr. Nayef bin Nahar:
Gazze 17 yıldır kuşatma altındaydı fakat onu kurtarmak için kimsenin bir planı yoktu.
7 Ekim’den önce İsrail hapishanelerinde 10.000 Filistinli tutuklu vardı fakat onları serbest bırakacak bir plan yoktu.
Dünya, Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü izledi fakat onları kurtarmak için bir plan yoktu.
İsrail, Batı Şeria ve Suriye’de toprakları işgal etmeyi sürdürüyor fakat bunu durduracak bir plan yoktu.
Şimdi, yalnızca 20 İsrailli rehine için birden herkesin onları kurtarma planı var.
"14 Müslüman ülke! Yemen'in (Husiler) Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a başlattığı misilleme ablukasına karşı askeri ittifak ilan etti...
Destek verenler:
▪️Suudi Arabistan,
▪️ Kuveyt,
▪️Bahreyn,
▪️Katar,
▪️Pakistan,
▪️Türkiye,
▪️Mısır,
▪️Ürdün,
▪️Yemen,
▪️Bangladeş,
▪️Nijerya,
▪️Sudan,
▪️Cibuti ve
▪️Somali
İttifak toplantısına ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya gibi Avrupa ülkeleri de katılım sağladı."
Gazze yerleyeksan olurken İsrail'e karşı bir taş dahi atmayanlar İsrail'e karşı mücadele edenlere karşı ittifak kuruyor.
Amerika İsrail ve yandaşlarını korumak için gösterdiğiniz dayanışmayı neden Gazze için göstermiyorsunuz.
Çünkü iradenize sahip değilsiniz.
Omurgasızlık onursuzlugu besler.
Köleler efendilerine karşı ses çıkaramazlar.
İnanın bu ülkeler Amerika'nın emriyle kendilerini bile feda ederler.
Efendileri büyüten kölelerin fedakarlıgıdır.
Köleler fedakarlık yaptıkça özgürleşmezler sadece daha fazla köleleşirler.
...🗓️🚀
🔵 Bir İngiliz Müslüman şöyle anlatıyor:
"İslam'ı kabul ettiğimde kız arkadaşımın evinden ayrılıp ailemin yanına taşındım. Bir yıl sonra annem ve babam da Müslüman oldu. Ardından ağabeyim İslam'ı seçti ve zamanla İslam ailemizin tamamına yayıldı.
Babam, Müslüman olduğumda bana 'Neden İslam?' diye sormuştu. Ben de ona şöyle cevap verdim:
'Beni içkiden, uyuşturucudan ve yanlış ilişkilerden uzak tutan; anne ve babama saygı göstermeyi öğreten bir dine neden girmeyeyim?'"