PAZAR TEFEKKÜRÜ
Kur’an’da para var mıdır?
Evet,
yaş ve kuru,
yani olmuş veya olacak her şeyi Kuran’da aradığımıza göre,
“para”yı da aramamız gerekir.
Kuran’da para konusu üç yerde geçer.
Arapçada üç ve sonrası çokluk ifade ettiği için;
Kur’an’da para vardır ve çoktur, diyebiliriz.
Birincisi altın paraya işaret eder.
Ali İmran Suresi 75. ayette geçer.
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
Burada geçen dinar kelimesi altın para demektir. Altın parayı ehli kitaptan birine emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana geri vermez.
Hz. Peygamber'in birçok hadisinden de anlaşıldığı gibi, burada kastedilen insanlar Yahudilerdir.
Onlar, Yahudi olmayanları ‘ümmiler’ diye niteleyerek küçümserler. Halbuki Tevrat, böyle bir davranışı hiçbir şekilde desteklemez.
Ümmiler demek, kitap ile ilgisi olmayan halk demektir. Dolayısıyla Yahudiler, Allah'ın kendilerini ümmilere karşı her türlü ahlaki sorumluluktan muaf tuttuğunu iddia ederler.
Ne büyük bir sapma (tahrifat)!
Ne büyük bir kibir!
Şimdi bu ayetle birlikte günümüz bankacılığını ve sistemi bir daha düşünelim.
Bu ayetin açtığı ufuk penceresinden bakalım ne göreceğiz.
Dinar altın demektir.
Altınlarınızı bankaya emanet ediyorsunuz, karşılığında size temsili bir kâğıt veriyorlar.
Zamanla o kâğıdın altınları temsil etme kabiliyeti ise sürekli eksiliyor. Eğer gidip mücadele etmezseniz başlangıçta vermiş olduğunuz miktardaki altınınızı geri alamazsınız.
Diğer bir ifade ile altınlarınızı bankaya yatırıyorsunuz. Size tedavüldeki para cinsinden bir hesap cüzdanı veriyorlar. Tedavüldeki para ise faize dayalı bir mekanizma ile rakamsal olarak miktarı sürekli artıyor.
Eğer siz de paranızı daha hızlı çalıştırmazsanız yani faizli işlerde döndürmezseniz paranız zamanla eriyerek yok oluyor!
Paranızı eriten mekanizma enflasyondur.
Enflasyon burada faizli işlerin bir nevi sonucu ve sizin paranızı faizli işlerde döndürmeniz için de bir nevi sebep olarak kullanılan bir kamçı olmuş oluyor!
Ayetteki kurguyla ne kadar benzeşiyor değil mi?
Paranızı bankaya emanet ediyorsunuz. Eğer çok yakından takip edip işletmezseniz zamanla paranız pul oluyor. Alım gücünü yitiriyor. Yani banka onu ilk alım gücü ile geri vermemiş oluyor!
Ayrıca, bugünün bankacılık sisteminin ağırlıkla Yahudilerin elinde ya da kontrolünde olduğu iyi bilinen bir gerçektir. Bunu da hesaba kattığınızda kurgu daha da netleşiyor.
Dahası,
ayet Yahudilerin ağzından bizim gibilerin durumuna da bir açıklık getiriyor. Bu sistemi olduğu gibi kabul edersek, ‘ümmiler’ yani kitap ile ilgisi olmayan halk olmuş oluyoruz.
Ne kadar zillet verici bir durum! Bu durumumuzdan kurtuluş yolu kitap ile ilgimizi yeniden tesis etmemizden geçiyor. Kitaba sımsıkı sarılmamızdan geçiyor.
İşte size kısaca altın para olarak dinarın geçtiği ayetin işaret ettiği gerçekler.
Devam edelim.
Kur’an’da paranın geçtiği ikinci yer gümüş paraya işaret eder.
Yusuf Suresi 20. ayette geçer.
Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
Dirhem gümüş para demektir.
En güzel kıssa olan Yusuf peygamberin kıssasında geçer. Yakup peygamberin oğullarından olan Yusuf’u kardeşleri bir kuyuya atarlar. Yakından geçen bir kervanın sucuları O’nu kuyuda bulup çıkarırlar. Mısır’a götürürler. Orada pazarda köle olarak satarlar. Yusuf’a değer vermedikleri için O’nu birkaç dirheme köle olarak satarlar.
Buradan da değeri çok yüksek olmayan malların deviniminin pazarda gümüş paralar üzerinden yapıldığını anlıyoruz.
İşte Kur’an’da altın para ve gümüş para! Bunlar dinar ve dirhem olarak ifade ediliyorlar.
Dinarın yani altın paranın daha ziyade sermayedarların arasında, dirhemin ise halk arasında tedavül ettiğini söyleyebiliriz.
Altın ve gümüşün kıyamete kadar para vasfını koruyacağını da söyleyebiliriz. Çünkü Kur’an bize kıyamete kadar olacakları ifade eder.
Kısacası, altın ve gümüş dünya durdukça para olarak varlığını koruyacaktır.
Peki, Kur’an’da kâğıt para geçiyor mu?
Evet, o da geçiyor.
‘Ne! Bu bir mucize olur’, dediğinizi duyar gibiyim.
Ancak ben Kur’an’da kâğıt para geçmeseydi şaşardım. Çünkü yüz yıldan fazladır hükmünü sürdüren ve daha ne kadar sürdüreceğini bilemediğimiz bir aracın ve sistemin Kur’an’da olmaması elbette düşünülemez.
Kur’an’da kâğıt parayı Kehf Suresi 19. ayette görüyoruz.
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: “Ne kadar kaldınız?” dedi. (Bir kısmı) “Bir gün, ya da bir günden az”, dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu kağıt (paranız) ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin.”
Bu ayette geçen ve para için kullanılan ifade ‘verik’ kavramıdır.
Verik, kağıt ya da kağıt gibi kullanılan eşyalar demektir. Örneğin biz Türkçemizde ‘evrak’ kelimesini kullanırız. Evrak, ‘verik’in çoğuludur.
Bu ayetin tefsirlerine baktığımızda bunun gümüş para olarak tercüme edildiğini görürüz. Ancak Kur’an’ın ifadesi gümüş değil kâğıttır. Tamam, o şahısların elindeki paranın gümüş olması muhtemeldir. Ama Allah’ın bunu ifade ederken kullandığı kavram ise kâğıttır.
Şimdi bu konunun üzerinde biraz durmamız gerekiyor. İzaha muhtaç bir konudur.
Bu ayetler Ashabı Kehf’den bahseder.
Kehf Süresinin 9-26. ayetlerinde bildirildiğine göre, putperest bir kavmin içinde Allah'ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç vardır. Bu gençler inançlarını açıkça dile getirip putperestliğe karşı çıkarlar. Ancak o zamanın idarecileri ve halk böyle bir çıkışı kabullenemezler. Gençler, taşlanarak öldürülmekten veya zorla din değiştirmekten kurtulmak için bir mağaraya sığınırlar. Yanlarındaki köpekleriyle birlikte orada derin bir uykuya dalan gençler muhtemelen 309 yıl sonra uyanırlar. Gençler uyandıkları zaman, birbirleri ile konuşurlarken o mağarada bir gün ya da bir günün bir parçası kadar uyuduklarını zannederler.
Demek ki ne kıyafetleri ne de vücutları değişmişti. Ne saçları ağarmış ne de sakalları veya tırnakları uzamıştı. Bütün uzuvları çok net bir şekilde korunmuştu. Hatta hisleri bile yerli yerindeydi. Çünkü uyandıkları zaman acıktıklarını hissettiler. İçlerinden birini onların ‘verik’iyle (onların kâğıdıyla) yiyecek almak üzere şehre gönderdiler.
İşte buradaki ‘verik’ ifadesi genellikle gümüş para olarak tercüme edilmiştir. Buradaki ‘verik’ ifadesinin para olduğunda şüphe yoktur. Yani ‘verik nedir?’ sorusunun cevabı ‘para’dır.
Ancak ‘verik’in nasıl bir şey olduğu konusunda günümüz hakim görüşü gümüş olduğu yönündedir. Olmayabilir de!
Çözümlemeye devam edelim ve şu soruyu soralım.
Peki, pazardaki insanlar onların durumuna nasıl muttali oldular?
Onları nasıl keşfettiler?
Kuvvetle muhtemeldir ki şehre yiyecek almak için giden gencin elindeki para üzerinde bir takım yazılar, şekil ve semboller basılıydı. O baskı, gençlerin yaşadığı döneme aidiyeti de ifade ediyordu. Üç yüz dokuz yıl geçmişten gelen delikanlı çarşı esnafına o parayı verince esnaf şüphelendi, O’nu sorguladı, düşündü ve sonunda durumu anladı. İşte böylece onların durumuna muttali oldular.
Bu tablodan şunu da görüyoruz.
Bir topluluk kendisine ait yazı, şekil ve sembolleri sağlam bir şeyin üzerine basınca, o şey para olarak kullanılabiliyor.
Bu kıssada o şey verik yani kâğıt olarak ifade edilmiştir.
Yine,
bu tablodan bir başka sonuca daha ulaşabiliyoruz.
Delikanlının elindeki paranın, diyelim ki gümüşün, madeni değeri ile kanuni değeri farklı olsa gerektir. Yani nominal değeri ile piyasa değeri arasında bir fark olmalıdır. O farkı, gümüşün üzerine o baskıyı yapan otorite belirlemiştir. Eğer hiçbir fark olmasaydı, diğer ayette kullanılan dinar ifadesi gibi burada da dirhem (gümüş) ifadesi kullanılabilirdi. Ama Allah dirhem değil verik kavramını kullandı. Aslında bu tanıma sadece gümüş değil farklı madenler de girer. Kâğıt gibi kullanılan evraklar da girer.
Neticede şu hususlar gayet açıktır.
Kur’an’da para vardır.
Üç değişik para üç faklı ayette ifade edilir.
İkisi, değeri kendinden menkul ve doğal paralar olan altın ve gümüştür. Dinar ve dirhem olarak ifade edilir.
Üçüncüsü ise işlevsel olarak paradır.
Verik yani kâğıt olarak ifade edilmiştir. Kur’an’ı Kerim’de ifade edilen ‘verik’in para olduğunu bizler onun işlevinden dolayı anlıyoruz. Çünkü onunla, içlerinden bir genç yiyecek satın almak için şehre gitmiştir.
Demek ki bu bir kanuni veya ilzamî paradır.
Kanuni veya ilzamî paralar aslında kayıt paralardır.
Bunlara itibari para da denir.
Kâğıt para bunların temelini oluşturur. Buradan hareketle, kayıt paralar, kredi paralar, kripto paralar vs. hepsi itibari paralardır.
Neticede
Kuran’da para vardır ve çoktur!
NOTLAR:
Bir başka tefekkür seansımızda da sistemlerini konuşuruz inşallah.
Bu konuda detaylı okumaları, "Para Bok Gibi" isimli kitabımda bulabilirsiniz.
@turankislakci Aya sofya'yı satin almak istesem kac para ödemem gerekir mesela? Bazi seyler milyar dolarla trilyon dolarla ölçülemez bütün insanlığın ortak değeri
🚨 Spending just 5 to 10 minutes a day in this meditative pose does more than open your hips. It can ease lower back tension, support digestion, and calm a busy mind.
Research shows that gentle stillness paired with slow breathing helps lower stress hormones and guides the body into a relaxed, focused state.
It is a small daily habit, but one that can help reset your nervous system and bring real calm.
2.000 ciltlik bir ansiklopedinin harfleri bir torbaya konup sallansa, tek bir anlamlı cümle bile ortaya çıkmaz.
Oysa DNA’da yaklaşık 3 milyar harf, her biri tam olması gereken yerde durmaktadır.
Böylesi bir sistem, ilim ve kudret sahibi bir Zat’ın eseri olarak anlam kazanır
@ProfDemirtas@MuhammetBozkirr 6bin yıllık fosile 500bin de 850bin de var mı arttıran
Herhangi bir maddenin 5bin yıllık değil de 100bin yıllık olduğunu ispatlayamazlar sadece yalan söylerler
@kesfsever 7'den 70'e iki laftan birinin aq oldugu ülke..
binlerce yıl önce kabil habili öldürürken hangi diziyi izledi medya son 100 yıldır etkili insanın doğasında kötülük var bunun önüne sadece katı dini kurallar ile gecilebilir ama o zaman da modernlige ihanet ederiz laiklik elden gide
@seyyah_ugur@DoguErgildogu Milyonlarca yahudi amerikada avrupada dünyanın en zengin insanları damarlarında akan kan İsrail'in(hz.yakup) Hz.ibrahimin torunu