Bugün de Deniz Göktaş'ı övme günü olsun,çünkü hak ediyor, bence siyasi ve politik mizahı başka bir yere taşıdı, böyle bir dönemde yapılabilecek en iyi işi yaptı, en cesur cümleleri kurdu
Hayatı boyunca otoriteye meydan okuyan entelektüel portresi çizen Sevan Nişanyan'ın kendi kişisel alanında nasıl sınır tanımayan bir zorba olduğunu bile isteye faş etmiş olması #dumur'dur. Aile, miras ve baba figürü etrafında gelişen bilumum özel meselelerin arsızca burada bizlere (zaten milletçe otoriteyle yeterince sorunumuz varken) boca edilmesi, tam bir sınır ihlali. Bir gazetecinin de çıkıp bu manasızlıklar için canlı yayın yapması ayrıca #dumur. Fakat söylemeden edemeyeceğim, pek çok düşüncesine katılmasam da, sözlüktü, ötekilikti, Şirince'ydi, Matematik Köyüydü filan saygılı bir mesafeyle yaklaştığım Sevan Nişanyan, tam bir hödükmüş. Kadın düşmanlığı, annelik ve babalık algısındaki çağdışılık, aile ve miras hukukuna yaklaşımındaki cahillik, cüretkarlık, sakatlık... ve tabii manyakça her şeyin en doğrusunu ve âlâsını ben bilirim narsisizmi, gerçekten inanılmaz itici. Bu vesileyle bir kez daha idrak ediyoruz ki, Yale, Harvard diplomasıyla, yazıp çizmekle, kitapla, şiirle, köyler yapmakla filan adam olunmuyor. Pantalon giymekle, çok kadından çok çocuk yapmakla veya andropoz çağında libido kasmakla da... sadece komik olunuyor. Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olur derler. Bravo, başardınız. Acıklı ve tiksinti dolu bir gülümseme var dudaklarımızda.
Ayrıca, ailece "arsızca" önümüze serdikleri bilgilerden anladığım, Nişanyan'ın Şirince'de, Samos'ta ve belki daha pek çok güzelim yerin köylerinde terk edilmiş, yıkık dökük binalara olan tutkusu da maalesef bir emlak spekülasyoncusu mantığını aşamamış. "Yer"e ve "yeri" geliştirmeye ilişkin temelde olumlu ve sanatsal bir tutkusu var, ama bu tutku o "yer"i sevmekten değil, esasen kendisini sevmekten kaynaklanıyor (ben yaptım). O "yerin" yerlisine, kültürüne, dinlediği müziğe bile hiç saygı sevgi beslememesi, bütün derdinin daha çok toprak, daha çok bina, daha çok kârlılık olması (yıllık ciro bahsi -eski eşe inat vergi dairesine selam çakıyor- sigortasız içşi çalıştırma, vergi ödememe, İzmir radyosunu dinliyor diye ve belki başka hangi nedenle Yunan komşusuyla didişme, vs). Meselesi sadece bürokrasiyle savaş değil benim anladığım, bir "yere" ait kuralları kendi zevkine ve keyfine göre esnetmek istediği ve bunun için gerekli izinleri bekleyecek sabrı olmadığı için, yasayı düzeni filan takmayıp kafasına göre hareket etmesi. Sonra da bunu "ben aptal bürokrasiyle savaşıyorum" diye paketlemesi. Mimarlar Odası üyeleri gülüyordur şimdi, biliyorum. Türkiye'de kaçak inşaattan hapis, Samos'un bakir bir köyünde agresif büyüme hırsı, komşuyla dövüş kakış (belki o komşuyu kaçırıp onun da evini alacaktı), derken sınır dışı. Yani...
Beş çocuklu bir adam olarak asıl saçmalığı, ikinci karısıyla yarattığı ticari (ve kültürel) sermayeye şimdiki beşinci karısını zorla hak sahibi kılmaya çalışması. Yok efendim o öldükten sonra yasal olarak karısına kalacak olan paymış. Sen ölene kadar hayatında bir altıncı eş olmayacağı ne malum (aşkınızın tapuya endeksli olduğuna bakılırsa)? Neyse, allah kerkese uzun ömür versin. Beş evladın beşi de işe yaramaz olsa, ölüm hak miras helal derler. Ölmemiş adamın henüz hiçbir şeyde yasal hak sahibi olmamış son eşi lehine evlatlarından mal kaçırmasına ise cin olmadan adam çarpmaya çalışmak denir herhalde. "Bunu istersem hapiste tanıştığım Kürt arkadaşlara havale ederim," tehdidi ise resmen #dumur üstü #dumur. Kürtler senin paralı askerin mi pezevenk (kendisinin pek sevdiği tabirle)? Kürtler evlat hakkını, senin emek verip bir değer yaratmış eski eşinin hakkını yer mi? İnsan azıcık utanır be! Baya rezil ettiniz kendinizi elaleme.
Kılıçdaroğlu’nun çok ciddi hukuk anlayışı sorunu var:
- İddia makamı iddiasını ispatlamakla sorumluyken, Kılıçdaroğlu suçlananlardan “gidip aklanmasını” istiyor!
- “Para aldım” diyenin ifadesini doğru kabul ediyor ama “vermedim” diyenin yalan söylediğini iddia ediyor!
- Emniyetteki ve savcılıktaki itirafları esas alarak suçluyor ama o itirafçıların mahkemedeki “zorla itiraf ettirildim, ifademi geri alıyorum” demesini dikkate almıyor!
- Mahkeme kararı olmadığı halde peşinen CHP’li belediyelerde yolsuzluk olduğunu varsayıyor!
@gurseltekin34@olcaylmaz Bırak bunları ne oldu da Osmanlıcı oldunuz onu anlat. Cumhurbaşkanı'ndan daha çok mu Osmanlıcı olacaksınız? Perinçek'in "silahları yok iktidara gelemezler" tehditnamesine katılıyor musunuz ondan haber ver.
Barrack: "Osmanlı modeli bölge için doğruydu, Türkiye o role dönmeli."
Erdoğan: "Osmanlı çınarı, 7 iklim, devlet-i ebed müddet."
Kılıçdaroğlu: "Türkiye Osmanlı coğrafyasına gitmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek."
Üçü aynı şeyi söylüyor. Ve üçünün aynı şeyi söylemesi bir tesadüf değil: İdeolojik bir hizalanma.
CHP'nin kurucu ideolojisi "yurtta sulh cihanda sulh":
Yayılmacılık karşıtı, sınırlar içinde kalkınma, komşularla barış.
Fakat Türkiye'nin şu an içinde bulunduğu rolle daha çatışmacı, ordusunu çatışmalarda kullanabilen, uluslararası hukuku takmayan işler yapabilen bir ülke olması lazım.
Kılıçdaroğlu "Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı." diyerek bu ideolojiyle hizalanıp partinin kurucu doktrinini tek kalemde çöpe atıyor.
Atatürk'ün partisinin başında olmak isteyen adam Atatürk'ün dış politika doktrinini terk edip Erdoğan'ın neo-Osmanlıcılığını benimsediğini açıkça ilan edip "Sadece açtığınız kapıdan girmedim, dünya görüşününüzü de satın aldım" diyor.
Her şey acı verici derecede açık.
Bu aşamada doğru soru "CHP'yi nasıl geri alırım" değil, "bu enerjiyi sandığa nasıl taşırım" olmalı. İlk sorunun sorulduğu her gün, ikinci sorunun cevabı zorlaşacaktır...
DEVLET AKLINI MI MERAK EDİYORSUNUZ?
İŞTE BU!!!
Deniz Zeyrek: “Suudi Arabistan ile Türkiye arasında imzalanan bir anlaşma metni onay için TBMM’ye sunuldu.
Suudilerle imzalanan bu anlaşma “yatırım teşviki” değil, düpedüz kapitülasyon gibi “ayrıcalıklı yatırım” içeriyor.
Anlaşma gereğince Suudiler Sivas’ta ve Karaman’dan güneş enerjisi santrali kuracak. Türkiye de bu yatırım karşılığında Suudilere şu avantajları sunacak:
• Vergi muafiyeti: Yatırımın tüm maliyet kalemleri vergiden arındırılmış. Yani herhangi bir teşvik belgesi dahi almadan çok geniş bir vergi muafiyeti sağlanacak.
Kurumlar, Gümrük Vergisi, KDV, ÖTV tamamen muaf olacak. Yurt içi alımlarda dahi KDV muafiyetinden yararlanacak. KDV indirimi için 10 yıl süre sınırı yok. Yatırımcı damga vergisi de ödemeyecek.
• İhracat/İthalat serbestisi: Her türlü ekipman ve malzeme için ithalat, ihracat, yeniden ihracat hakkı tanınmış. Gümrük rejimi açısından neredeyse serbest bölgeye yakın bir esneklik verilmiş.
• Bütün işlemleri devlet yerine getirecek: Yatırımcı kamulaştırma, imar, izin süreçleriyle uğraşmayacak. Bizim devlet araziyi hazırlayacak, mevzuatın gerektirdiği bütün işlemleri tamamlayacak, araziyi yatırımcıya inşaata hazır halde teslim edecek.
• Alım garantisi: Türkiye, 30 yıl boyunca o santrallarda üretilecek enerjiyi alma garantisi verecek. İki santraldan da ilk beş yıl boyunca 47,5 euro/MWh, beş yıldan sonra ise 23,415 euro/MWh -KDV hariç- fiyatla alım yapılacak. Suudi şirketlere ödemeler euro olarak yapılacak. Yatırımcının kur riski olmayacak, piyasa riski olmayacak, talep riski olmayacak. Yatırım adeta “risksiz getiri modeli” olacak.
• Yabancı istihdamı: Suudiler bu santrallarda yabancı personel çalıştıracak.
• Uluslararası tahkim avantajı: Yatırım, Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID) Sözleşmesi kapsamında hayata geçirilecek. Yani Türkiye’yle Suudi şirketler arasında bir anlaşmazlık yaşanırsa sorun uyuşmazlıkların tarafsız bir tahkim yerinde uluslararası tahkim yoluyla çözümü sağlanacak.
Şimdi gelin kritik bir soru soralım; Türk yatırımcı aynı avantajlara sahip mi?
Maalesef değil.
Suudilere sunulan avantajlar, Türkiye’deki üreticilerin rekabet gücünü de bitiriyor. Yerli yatırımcı dezavantajlı hale geliyor.
Türk yatırımcılar ticari riskleri yüklenirken Suudi yatırımcı devlet garantili getiri sahibi oluyor.”
@ajansmuhbir1923
Türkiye: cumhuriyetin ilanından bu yana tarihinin en kritik yol ayrımında. Ülkemizin
Sünni İslam ideolojisini benimseyecek, Türk-Kürt-Arap etnisitelerinden oluşacak, bir federasyona evrilmesi tasarlanıyor.
Kamuoyu oluşturmak için Kılıçdaroğlu üzerinden CHP’nin muhalefeti etkisizleştirilerek, parti bu tasarıma dahil edilmek isteniyor.
@SinanTankutGlhn@FigenP___ İktidar medyası daha önce bu dili kk için kullanıyordu ,kullanışlı bir dil oldugu için Kk de aynısını yapıyor.. Saray eline bir metin vermiş onu harfiyen okudu..