Renault’un eski Türkiye CEO'su Hakan Doğu:
• TOGG yeni model çıkaracak. CATL'den komple platform alıyorlar.
• Pil, şase, tekerler, direksiyon, süspansiyon, motor oradan geliyor. Senin katma değerin %30'u geçmez.
• Türkiye ile Çin'in arası bozulsa üretemezsin. (Mesele Ekonomi)
🇹🇷🇬🇷 Korktukları başlarına geldi. Yunanistan 1 adet Türk insansız hava aracını (İHA) kontrol edebilmek için 2 adet F-16 kaldırmak zorunda kaldı.
Yunan medyasında konuyla ilgili yer alan iddialar şu şekilde:
“Bu sabah, Kuzey Ege’de uçan 1 adet Türk İHA’sı, Semadirek ve Limni adaları arasındaki bölgede uçarken (sözde) Atina Uçuş Bilgi Bölgesi’ne (FIR) girdi.
Bunun üzerine Yunanistan Hava Kuvvetlerine ait 2 adet F-16 savaş uçağı, onu tespit etmek, tanımlamak ve durdurmak üzere havalandı.”
DEĞERLENDİRME:
Muhtemelen Türk insansız hava aracı (İHA), uluslararası hukuka uygun bir şekilde, Türkiye Uçuş Bilgi Bölgesi’nde (FIR) uçarken Yunanistan’ın kanıtlanamaz, gerçek dışı iddialarına maruz kaldı.
Bu haberde önemli olan Yunanistan’ın saatlik uçuş maliyeti yaklaşık 1.500 USD olan 1 adet Türk İHA’sını kontrol etmek için saatlik uçuş maliyeti yaklaşık 25.000 USD olan 2 adet F-16 savaş uçağını kaldırmak zorunda kalmasıdır.
Türkiye’nin yüzlerce İHA’sı olduğu da düşünüldüğünde, bu tür olaylar, Yunanistan için sürdürülemez bir maliyettir. Üstelik her sorti, çok doğal olarak, savaş uçaklarının hesaplanandan daha önce eskimesini ve her an bir kaza olması yani personel kaybı riskini de beraberinde taşır.
Bunun böyle olacağını yaklaşık 10 yıl önce herkes söyledi. Ama kendi siyasetçileri, halkını kandırmak için hamasi nutuklar atmak dışında hiçbir fiili eylemde bulunmadığı için, Yunanistanlılar, bunları bugün olduğu gibi gelecekte de artarak yaşamaya mahkum. Çünkü ne bir tedbir alıyorlar ne de herhangi bir Türk İHA’sını vurmak için siyasi karar verebiliyorlar. Üstelik hava savunma sistemi kurmak da bunu etkin bir şekilde engellemez. Yunanistanlılar muhtemelen kabul etmeyeceklerdir ama bu durum onlar için tam bir çıkmaz...
Biz ise, Yunanistan’dan farklı olarak; gelecekte temin edebilecekleri muhtemelen çok az sayıdaki büyük İHA’lar ile benzer şeyleri denerlerse; kara, deniz ve hava konuşlu, uzun menzilli ve her zaman çağının en modern teknolojilerini kullanacak olan elektronik harp ve siber savaş kabiliyetlerimiz sayesinde; sadece İHA’larımız ile bile bu görevi, ileri seviye bir saldırganlık sergilemeden, etkin bir şekilde yerine getirebiliriz.
Diğer yandan Türkiye, zaten olması gerektiği gibi sürekli, bu tür eylemler ile Yunanistan’ın reaksiyon yöntemi ve süresini test etmeye de devam edecektir.
Uzunca bir sunuş da yazdığım yeni çevirim yayımlandı. Sevinçliyim...
Friedrich Schleiermacher:
Hermeneutik Dersleri
(1809/1810 Güz ve 1819 Bahar Yarıyılı)
@alfakitap
Son 6 siparişimin 6’sı da teslim edilemeyip iptal edildi! @AmazonTurkiye Prime üyesiyim, en hızlı teslimatı seçtiğim için kendi lojistik sisteminiz tıkanıyor, siparişi iptal edip Kolay Gelsin randevulu teslimatına yönlendiriyorsunuz. Prime hizmetinin karşılığı bu kısır döngü mü? #AmazonTürkiye,#amazonhelp
@AmazonHelp
Taking the law into your own hands is not sovereignty.
Manipulating the IDF is not patriotism.
Closing every diplomatic exit is not strategy.
E1, a sledgehammer and the danger of irreversible facts on the ground.
My latest in @JewishNewsUK
https://t.co/4QTE6vG3tD
İstanbul Üsküdar'da Dışişleri Bakanlığı'na tahsis edilen araziye yeni hizmet binası yapılması planlanıyor.
İnşa edilecek bina için arazide bulunan 58 ağacın ihaleyle kesileceği açıklandı
🇹🇷 Evet. Türkiye belki bölgesindeki ABD, Rusya, İsrail, vb. nükleer güçler gibi patlayıcı kas gücü sayesinde daha ilk rauntta savaşı kazanamıyor.
Ama Türkiye, aklı ile kaslarını birleştirip; önce oyunu bozuyor; sonra da mücadele uzasa da, ilk rauntları geride kapatsa da, son raunda kadar savaşıp maçı lehine çevirebiliyor.
Somut kanıtları mı?
2016-2020: ABD ve Batı'nın ağır açık ve gizli yaptırımlarına rağmen hepsi başarıyla sonuçlanan 5 büyük Suriye operasyonu sonucunda kurtarılmış bölgeler oluşturulup milyonlarca masum Suriyelinin hayatının kurtarılması.
2017-2021: Katar'ın 4 ülkenin (Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Bahreyn) işgalinden korunması.
2017-2024: İdlip'te gözlem noktaları kurularak milyonlarca masum Suriyelinin hayatının kurtarılması ve gelecekte dolaylı olarak da Suriye rejimini yıkacak Muhaliflerin korunarak toparlanmalarına yardımcı olunması.
2017-devam: İsrail ve BAE karşı faaliyetlerine rağmen Somali’de kurulan eğitim üssü vasıtasıyla askerlerin eğitilmesi. Ülkenin eş-Şebab terör örgütü ile mücadelesine destek verilmesi. Kara, hava, deniz üsleri kurulması. Karada ve denizde hidrokarbon aramalarına başlanması. Savaş uçağı ve savaş gemisi konuşlandırılması. Uzay limanı kurulması. Ülkede Türkiye tarafından bir donanma kurulana kadar Somali karasularının korunması sorumluluğunun alınması.
2019-devam: ABD, Avrupa, İran ve Irak'ın itirazlarına rağmen, Irak'ın kuzeyinde Pençe operasyonlarının başlatılması. Askeri üsler kurulması. On binlerce personelden oluşan kalıcı güç bulundurulması.
2020-devam: Tam kaybetmek üzereyken devreye girip Libya'nın Rusya, Mısır, BAE işgalinden ve Batı tahakkümünden kurtarılması.
2021-devam: ABD, Avrupa, Rusya ve Çin'in aleyhte eylemlerine rağmen, Afrika ülkelerine eğitim ve silah sağlamak suretiyle hem terör hem de emperyalist güçler ile savaşlarında yardım.
2022-devam: Taraflardan gelen itirazlara rağmen Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle Türk Boğazlarının savaş gemilerine kapatılması.
2022: Batı ve İran'ın tehditlerine rağmen Azerbaycan'ın Karabağ'ı geri almasında ileri seviye yardım.
2024-devam: SMO'ya doğrudan, HTŞ'ye ise dolaylı olarak destek verilmesi suretiyle, Rusya ve İran'a rağmen, Suriye rejiminin sona erdirilmesine en çok yardım eden ülke olunması. Ülkenin kaderinin değiştirilmesinde destek verilmesi.
2025: PKK’nın, İsrail başta olmak üzere Türkiye aleyhtarı çok sayıda ülkenin halen verdiği desteğe rağmen, ilk silahlanmaya başladıktan 47 yıl sonra silah bırakma sürecini başlatmak zorunda kalması.
Türkiye’nin dahil olduğu herhangi bir iç/dış güvenlik sorunu varsa devlet aklı, sabır ve pragmatizm bizim en önemli 3 silahımızdır.
O yüzdendir ki, özellikle son 10 yıldır, analizlerimizin sonucunda kazanamayacaksak “müesses nizam” ile beyhude yere savaşmadan, gölgemizle kavga etmeden, çevremizdeki savaşlara dahil olmadan, büyük kayıplar vermeden, ülkemiz topraklarına saldırılar yaşamadan, askeri açıdan adım adım güçlenerek, alevler içerisindeki bu bölgede yükselerek ayakta kalabildik.
Bizleri düşman görenlerin sayısının artmasının ana sebeplerinden biri de tüm burada yazdıklarım. Söylenenleri önemsemeyelim.
Devletin genlerinde var bu, sorunu çözmez, sorunu dile getireni susturur ya da devreden çıkarır. Meseleleri, mesele etmez yani.
Yazık, oysa devlet bu insanlara borçlu, mesele bu kadar basit…
Gazeteci İsmail Arı
“Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi
“Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor.
Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası…
Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız?
Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni”
Mabel Matiz'in yeni şarkısı ve klibini görmemiştim. Müstehcenlik suçlamasıyla soruşturma açılana kadar.
Savcılar her defasında Mabel Matiz şarkılarının daha fazla kitleye ulaşmasını sağlıyor. Belli ki onlar da Mabel Matiz hayranı 😂😂😂
Önemli bir konu var.
ÇERÇEVE YASA bir barış ya da çözüm süreci önermiyor. Yazmıyor.
“Silah bırakma ve örgütün kendini fesih etmesi” bu yasanın en önemli dayanağı!
O vesile bu bir barış mı, bu demokratik süreç böyle mi olur gibi soruların cevabı bu yasada yok.
Ama tüm bunlara rağmen Öcalan şöyle dedi, böyle istedi gibi çıkışlar beni de çok rahatsız ediyor.
İyi hoş da daha geçen gün basın danışmanınız niye kendisini yırtıyordu..
Ben canlı yayında "Ak parti'ye geçecek yol yapıyor belli" dediğimde mesajlar yağdırdılar..
Aslaaaa öyle bir şey yok diye..
Buyrun..
Dostlar karşınızda Türk Hukuk'u özelinde geliştirdiğim Açık Kaynak, Karar-Destek LLM'imiz Mizan-27B 🎉 21 binden fazla dökümanla (Türkiye özelinde Anayasa, Mevzuatlar, Emsal Kararlar, Lisans dahilinde izin verilen akademik yazılar ve incelemeler gibi) belgeleri RAG yapılı data-generation pipeline'ım da hibrit oluşturduğum datasetimle 100 saate yakın eğitim sonrası geliştirdim. Benchmark'da base Qwen3.6-27B'e göre oldukça fark yarattı.
MacOS M Serisi ve Nvidia/AMD GPU'lar ile uyumlu 4 bit'lik MLX ve GGUF dosya formatıyla erişebilirsiniz. Umarım ülkemize ve bu alanda çalışan kişilere faydalı olur. Dışa bağımlılığımız azaldığı, verilerimizin ülke sınırlarımızda, güvende olduğu Yapay Zeka kullanımlarımıza vesile olur.
Taze AKP'li başkana basit bir kaç soru:
50 bin Tuzlalı'nın evinin yıkılma riski ile karşı karşıya kaldığını, bunun çözümü için AKP'ye katıldığınızı ısrarla söylüyorsunuz.
Durup dururken olmadı herhalde bu sorun...
* Bu olaydan, eski AKP'li belediye başkanı ile yöneticilerini de kapsayan bir imar rantı ağı mı sorumlu; yoksa, CHP'li İBB yönetimi mi?
* Müfettişlerin tespit ettiği 1 milyar doları bulan imar suçunun baş muhattabı eski Başkan Şadi Yazıcı mı, Ekrem İmamoğlu mu?
* CHP'den seçim kazandığınızda "eşi görülmemiş bir imar çetesi"nden bahsettiniz. Bu konuda hiç teftiş kurulu incelemesi yaptırdınız mı?
* Şimdi iktidar gücünü de arkanıza aldığınıza göre, bahsettiğiniz çete ile ilgili savcılığa başvuracak mısınız?
Bir kamu hizmeti olan eğitimin çöküşünü görmezden gelip "ev satın, çocuk okutun" diyerek bireysel fedakarlık reçetesi yazmak vicdana sığmaz.
Mesele ailelerin yeterince fedakârlık yapmaması değil, bir zamanlar belirli bir niteliğe sahip olan eğitim hizmetinin artık yerlerde sürünmesidir. Son yirmi yılda, başta devlet okulları olmak üzere, eğitim giderek planlı olarak vasatlaştırıldı.
Üstelik "iyi okulları" kazanan gençleri de mezun olduklarında daha iyi bir gelecek beklemiyor. Bu çocuklar işe başladıklarında emeklerinin ve niteliklerinin karşılığını alamıyor. Bu yüzden ailelerin yaptığı fedakarlık çoğu zaman kendi çocuğunu ülkeden uğurlamakla sonuçlanıyor. Sorun yalnızca eğitimin niteliğinin düşmesi değil, bu ülkede niteliği ödüllendiren bir ekonominin daha doğrusu sistemin kalmamış olmasıdır.
Cumhuriyet'in ilk yıllarından 2000'li yıllara kadar amaç da izlenen politikalar da bu yüzden farklıydı. Aileler varını yoğunu satmıyor, devlet kendi öğrencisini kendi kaynağıyla gerektiğinde dünyanın en iyi kurumlarına gönderiyordu. Bugün ihtiyacımız olan, vatandaştan bir fedakarlık daha beklemek yerine, milli eğitim politikasını Cumhuriyet'in kurucu ilkeleri ışığında yeniden kurmaktır.