KALP SIZISI…
Bu akşam 11 yaşındaki kızım gönderdi ilk görseldeki mesajı. Ben Ankaradayım.
Okulunda bir şey oldu sandım. Bir akran zorbalığı, yaşı gereği kafaya takacağı herhangi bir şey.
Zaten aylardır hep sorguluyordu, okullarda olan şiddeti, aklının almadığı kayıpları.
Bugün artık kaygısı en üst seviyeye çıktı.
Çünkü bugün Eslem’in çantası sınıfta, hayalleri yarım kaldı.
Çünkü bugün bir çocuk, (bir anne için o yaş bir bebek) hayatını kaybetti.
Bir anne evladını yitirdi.
Çünkü bugün “OKUL”da bir katliam daha yaşandı.
Bugün 10 yaşında bir evlat yitip giderken, 11 yaşında bir evlat kaygıyla kaldı.
Ya hepimiz ölelim, ya bu düzene dur diyelim.
Millet bilincini, Türk Milletinin hassasiyetlerini kaybediyoruz.
Bu bitkisel hayata geçmekle eş değer.
Siyasetçi biri olarak değil bir anne olarak yazıyorum.
Evlatlarımız gidiyor, Ahmetler, Atlaslar öncesinde Münevver’ler…
Koruyamıyoruz, evlatlarımızı koruyamazken bu ülkeyi nasıl koruyacağız? Geleceği nasıl planlayacağız?
Evladım bu yaşta bu kadar kaygılıyken ben nasıl nefes alacağım?
Bu ülkede gerçekten çok büyük bir beka sorunu var!
Çocuklarımıza kaygısız bir ülke bırakmak için tek çare var.
Ve evet, biraz haysiyeti olan bir yönetim her şeyi geçtim, ekonomisi, yolsuzluğu, hatta utanç verici ama açlığı, bu kadar evlat kaybından, korkusundan, suç makinası olmasından sebep istifa eder.
Atamın dediği gibi;
Vatanı korumak çocukları korumakla başlar.
Bu ülkede çocukları koruyamıyoruz. Ne suçtan, ne ölümden, ne açlıktan, ne de masallarda geçen ama hayata sirayet etmiş canavarlardan.
Ben utanıyorum.
Utanması gerekenler?
Nasıl olacaksa artık;
Huzur içinde uyu evladım Eslem.
Allah sana sabır versin annesi…
Tanrı güç verdiği sürece sizler için savaşmaya devam.