İyi tamam da sen müfredatında Necmeddîn el-Kâtibî'yi öğretmek için ne yaptın? Hangi eserlerini dünya dillerine çevirdin? Onun çalışmalarının üstüne ne koydun da dünya literatürüne kazandırdın? Ben Descartes'i lisede öğreniyorum, ilahiyatta okuyorum, üzerine tez yazılıyor. Bizimkiler ise ilahiyat müfredatından kelam ve felsefe (İslam felsefesi bu arada) derslerini kaldırmak için kırk takla attı 2013'te. Ağababası hocalarımız arasında dahi ağzını bile açamayan oldu.
Sen Batı'nın Descartes üzerine döktüğü mürekkep, para ve emeğin aynısını Kâtibi üzerine dök ondan sonra konuşalım. Böyle ucuz hamasate gerek yok. Senin coğrafyanda tanınmıyor adam daha.
Bu arada eminim Batı'da Katibi üzerine bizden daha fazla çalışan vardır. Literatür taraması yapmadım ama handiyse eminim.
THIS IS SATANIC ✡️🇮🇱
An Israeli soldier throws a stun grenade into a car carrying a Palestinian family, trapping them inside to absorb the blast.
Reports confirm one of the children inside is now permanently blinded for life.
1/2 Dinin mahiyetini, bireysel ve toplumsal işlevini bilmek tek başına iyi bir sosyal bilimci olmaya yetmez ama iyi sosyal bilimcilerin hemen hepsi dini ciddiyetle incelemiş kişilerdir. Dün de böyleydi bugün de. Din, sosyal gerçekliği anlamanın vazgeçilmez unsurlarından biridir.
Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi maddeleri dijitalleştirilmiş, bugün fark ettim. Büyük emek var https://t.co/YpyB0H5EdY
Teşekkürler @khasedutr ve @SALT_Online
Görsel Haseki Bostan Hamamı'nın iç mekân illüstrasyonu, emeği geçen Hüsnü & Sabiha Bozcalı olarak kaydedilmiş
Messiri bu kitapta kendini anlatırken hemen her satırı tartılmış, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmayan bir bilinçle hareket etmektedir. Öyle ki özel hayata ilişkin anekdotlar (en sevdiği renk, kıyafet tercihleri, aile üyelerine ait gündelik mahremiyetin ayrıntıları), entelektüel paradigmalara herhangi bir katkı sağlamadığı gerekçesiyle elenmiştir. Eşi, babası, çocukları ya da arkadaşlarına dair kişisel yaşamın ayrıntıları bilinçli bir ayıklamanın konusu olmuştur. Aynı şekilde, 1952 Mısır Devrimi, 1967 ve 1973 savaşları gibi büyük tarihî olaylar, kendi düşünsel dönüşümlerini tetiklediği ölçüde ve bu bağlamlarla sınırlı kalmak üzere ele alınmış; yaşanmışlıkların çoğu, yalnızca bu dönüşümünün bir halkası olarak anlatıya dahil edilmiştir. Konferanslar, makaleler, ünvanlar ve benzeri kariyer yapılandırmacılığı da akademik çevrenin statü oyunları da bu anlatının ilgi alanı dışında kalmıştır.
(Sunuş, Necdet Subaşı) @darulmedya
Ansiklopedi, çeşitli siyonist mezhepler için yeni bir tasnif sistemi ortaya koymuş ve çeşitliliğin ardındaki homojenliği göstermeye çalışmıştır. Ayrıca, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’daki “yerelleşmeci Siyonizm” adını verdiğim olgu ile Doğu Avrupa’daki “yerleşimci Siyonizm” arasında bir ayrım yapmaya çalıştım. Yerelleşmeci siyonizm, siyonist harekete mali ve siyasi destek sağlar, ancak yerleşimci göndermez (çünkü Batılı Yahudiler bulundukları toplumlara entegre olmuş ve orada son derece müreffeh bir hayat sürmektedir). Buna karşılık, Doğulu Yahudiler, siyonizmin yerleşimci insan malzemesinin ana ve neredeyse tek kaynağını oluşturur. Bu ve benzeri ayrımlar, Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerini öngörme kapasitemizi ve dolayısıyla mücadele performansımızı artırır. Görünüşe göre Doğu Avrupa’daki yerleşimci insan malzemesi tükenmiş ve devamı yokmuş gibi duruyor. (Tarihte ilk kez, Batı Avrupa Yahudilerinin sayısı Doğu Avrupa Yahudilerinin sayısını aşmıştır.) Buna, büyük bir Yahudi kitlesinin ABD’de yerleşik olduğunu ve Doğu Avrupa’daki Yahudi nüfusunun önemli ölçüde yaşlandığını da eklersek, tabloyu daha doğru okuyabiliriz. Bu durumda, Ariel Sharon’un yerleşimcilere tepeleri ele geçirme çağrısı; bir “Yahudi komplosunun” parçası olmaktan ziyade, Filistin topraklarını sakinlerinden arındırdıktan sonra buraları dolduracak yeterli sayıda yerleşimci kalmadığını fark etmesinin –ilan edilmeyen– örtük bir dışa vurumu olarak okunabilir. Şaron’un sözleri kulağa siyonist küstahlığın bir ifadesi gibi gelse de, aslında siyonist yerleşimci nüfus krizinin bir belirtisi olarak okunmalıdır.
Tek bir halk olmayan topluluklar için –siyonist terimin iddia ettiği gibi– “diaspora” olarak sürgünde yaşadıkları söylenemez...
Yahudi cemaat mensupları dünyanın dört bir yanında kendi özgür iradeleriyle, zorlama veya dayatma olmaksızın yaşıyor. Aksi takdirde, dünyadaki Yahudilerin çoğunluğunun hâlâ İsrail dışında olduğunu ve dünyadaki Yahudilerin sadece dörtte birinin İsrail’de olduğunu nasıl açıklarız? Nitekim “Diaspora” başlığı altında yayımlanan kitaplarda, ikinci ulusal vatan kabul edildikleri için Amerika Birleşik Devletleri veya Kanada bölümlerine yer verilmez! Amerikan Yahudileri, İsrail’i asıl vatanları varsaymış ve “Yahudi asıllı Amerikalı” olmuşlardır; tıpkı “İrlanda asıllı Amerikalılar” veya “Alman asıllı Amerikalılar” gibi. Oysa asıl vatan, kendisine göç edilen ülke değil, kendisinden göç edilen yerdir. Ansiklopedi’de kimliklerin (tekil değil, çoğul kimliğin) nasıl evrildiğini; Yahudi kimliğinin İbrani kimliğinden İbrani-Yahudi kimliğine geçişini ve ardından Yahudi topluluk üyelerinin entegre oldukları kültürlere göre farklı kimliklere ayrılma süreçlerini gösterdim. (Entelektüel Yolculuğum)
"İslam dünyasındaki üniversite hocalarının İslam vizyonunu kuşanmamış, İslam davasını benimsememiş olması, İslami eğitimin en büyük felaketidir."
İsmail Raci Faruki
Algida'nın boykottan kaçmak için markasını gizleyerek Türkiye'ye özel olarak üretmeye başladığı Oando markalı ürünler bir içerik üreticisi tarafından denendi.
"Asla almayın, ucuz bir tat."
@AlgidaTurkiye@UnileverTurkiye
Zygmunt Bauman:
"Sevgili Haccac Ali,
Beni mahcup ettiniz: Messiri’nin çalışmalarından (hatta, varlığından) sizin sayenizde haberdar oldum! Özetinizde yazdıklarınızdan hareketle onun, fikirleri ana akım “Batılı öz-eleştiri” söylemine girmesi gereken önemli, özgün bir düşünür olduğu, dolayısıyla İngilizce veya Fransızca olarak kaleme aldığı ya da bu dillere çevrilmiş eserleri hakkında her tür bilgiyi edinmem gerektiği sonucuna varıyorum.
Yine özetinizden edindiğim izlenime göre, Messiri’nin “kavramsal haritası” ile benimki arasında birkaç önemli farkla birlikte, pek çok ortak noktanın bulunması, verimli bir eleştirel karşılaştırmanın yapılabilmesi için ideal durumdur. Buradan “üçüncü” bir harita doğabilir (ve bu haritalardan ne kadar çok olursa, o kadar iyidir); ben kavramsal haritaların birbiriyle rekabet içinde olmasından daha çok, birbirini tamamlayıcı olması gerektiğine inanıyorum. Zira elinizde bir “her şey teorisi” olamaz, her bir teori, bir taraftan eylemin bazı unsurlarını demode hâle getiren, diğer taraftan da onun bazı başka unsurlarını gölgede şekillendiren bir sahne ışığıdır). Çalışmanızın sonuçlarını merakla bekliyorum.
Metne göz atarken, bir düzeltme yapmam gerektiğini gördüm: Ben Claude Levi-Strauss’un yapısalcılık versiyonunu benimsedim, çünkü o, önceden ele alınan hâliyle içe dönük, tutarlı bir bütünlük olarak kültür konseptini çürütmüş ve bunun yerine bir olasılıklar matrisi ve potansiyel olarak sonsuza kadar uzanabilecek bir permütasyonlar dizisi geçirmiştir. Eğer Messiri bu anlamda, yapısalcılık versiyonunu daha terim ortaya çıkmadan önce (avant la lettre) “akışkan modern” olarak gördüyse, ben onunla aynı fikirdeyim demektir.
En iyi dileklerimle,
Zygmunt Bauman
25 Şubat 2006"
Denetim değil bu, güçyetim.
Kimsesizin kimsesi olmak farklı bir duyarlılık!
Müteahhitlerin inşaatlarını, zenginlerin işyerlerini, AVM’leri, büyük marketleri, kaldırım işgallerini ya da kaldırıma park eden araçları da aynı şekilde denetleyip, garibanı teşhir ettiğimiz gibi sosyal medyada teşhir edebiliyor ve ceza kesebiliyorsak, o zaman bihakkın “denetim” diyelim buna biz.
Yoksa yapılan "denetim" değil; garibana "güçyetim".
Ya kenar bir mahallede gariban bir bakkal ya da semt pazarında bir pazarcı denetimden payını alan...
Günün iç acıtan bir paylaşımı bu...
İngilizce konuşmanızı geliştirmek için günlük ifadeleri iyi bilmeniz gerekir. Aşağıdaki YouTube kanalı, size bu konuda çok yardımcı olur.
https://t.co/qJ3l8sPsq7
Türkler hak etmiyor?
Almanya'da 50 Euro olan tava Türkiye'de 300 Euro.
Anlamıyorum demiş Alman Hanımefendi "Neden aynı ürün Türkiye'de bu kadar pahalı. Türkler bunları kullanmayı hak etmiyor mu?"
Türkiye'de en büyük SOYGUNCU devlettir.
Vergi üzerine VERGİ ile katladığı fiyatlarla HALKINI defalarca soyar
Aynı araba Bulgaristan, Yunanistan, Gürcistan, Suriye veya İran'da 500 Bin lira iken Türkiye'de bir kaç MİLYONA satılır
O yüzden en ilkel Afrika ülkelerinden en zengin Avrupa ülkelerine kadar her yerde ET Türkiye'deki etin en az yarı fiyatınadır.
Onca tehlikesine onca yüksek maliyetine rağmen 25 liraya satılan kaçak sigara markette 100 TL'den aşağı satılmaz.
DEVLET her alanda MİLLETİNİ kazıkladıkça
Milletini, soymak için TUZAK üzerine TUZAK, vergi üzerine vergi, Haraç Üzerine hARAÇ kestikçe
Halkına da yaşamak için BİRBİRİNİ kazıklamaktan başka yol kalmaz.
Türkiye: Birbirini kazıklayarak, aldatarak, kandırarak ayakta kalmaya çalışanlar topluluğu.
https://t.co/w2bzb1r5aL
🇵🇸 HIZLICA ELDEN ELE YAYALIM ⚠️
Siyonist Terörist Türkiye'de
Daha önce ifşa ettiğimiz çifte vatandaş Armağan Bayraktaroğlu şuanda
Antalya Konyaaltı ilçesinde tatil yapıyor.
İsrail Ordusunda görev yapmış ve hala İsrail Ordusuna bağlı Polis Teşkilatında aktif görev yapan Matan Baron
(Armağan Bayraktaroğlu) ifşamız sonrası Türkiye Cumhuriyeti'ne, Cumhurbaşkanına ve vatandaşlara
küfür ve hakaretler etmişti.
Şimdi yeniden tatil için Türkiye'ye geldiğini tespit ettiğimiz bu alçak teröristi ihbar ediyoruz! Yetkililere çağrımız bir an önce bu teröristi derdest edin! Filistin Aktivistleri peşinizde! Soykırıma katılıp ülkemizde rahatça gezemeyeceksiniz!
Yaşasın Özgür Filistin Kahrolsun Soykırımcı İsrail! ✊🏻🇵🇸🇹🇷
İslam'ı esastan kavramış, müslümanların yolunu aydınlatacak ve önünü açacak nice fikir ve projeye öncülük eden; Batılıların "gerilla ilim adamı" diyeceği kadar aksiyoner bir yüksek vicdan, şehit İsmail Raci Faruki vefatının 40. yılında anıldı. Vesile olanlara binlerce teşekkür...