🔴 Selçuk Bayraktar:
▪️ Bugün havacılık tarihinde yeni bir devrin kapılarını açtık.
▪️ Dünyada ilk defa bir insansız savaş uçağı, havadan havaya füzesini radar güdümüyle ateşleyerek bir hava hedefini tam isabetle vurdu.
▪️ Dünyada bunu başaran ilk ülke Türkiye oldu.
İsrail parlamentosu 12 bin Filistin'li mahkumu idam etmeyi öngören yasayı onayladı.
Mahkumlar arasında 4 bin çocuk var!
12 bin masum insan, dünyanın gözü önünde idam sehpasına gönderilecek!
Ses ver Türkiye!
İdamları Durdurun!
BUGÜN YAPAY ZEKA TARİHİNDE UTANÇ VERİCİ BİR GÜN YAŞANDI!
Bunu herkesin bilmesi gerekiyor. Bir dakikanızı ayırın, okuyun.
Pentagon, Anthropic şirketine gitti ve dedi ki: "Claude modelinizi bize verin. Kitlesel gözetleme sistemlerimizde kullanacağız. Otonom silah sistemlerimize entegre edeceğiz. Hiçbir kısıtlama istemiyoruz. Tam erişim."
Anthropic'in CEO'su Dario Amodei ne yaptı biliyor musunuz? Dünyanın en güçlü ordusunun, en güçlü devletinin yüzüne karşı "HAYIR" dedi.
"Bazı kullanımlar güvenlik, etik ve güvenilirlik açısından kırmızı çizgilerimizi aşar. Bunu vicdanen kabul edemeyiz" dedi.
Karşılığında ne oldu? Trump çıkıp Anthropic'i "radikal solcu şirket" ilan etti. 13 dakika, sadece 13 dakika sonra Savaş Bakanı Pete Hegseth şirketi "ulusal güvenlik riski" olarak damgaladı.
Yani bir şirket, "İnsanları toplu gözetlemek ve makinelere insan öldürme yetkisi vermek için teknolojiimizi kullanamzsınız" dediği için düşman ilan edildi.
Şimdi gelelim asıl utanç verici kısma.
Sam Altman Denen Akbaba kılıklı adam yani OpenAI'ın CEO'su. "Güvenli yapay zeka" söyleminin self-proclaimed şampiyonu.
Bu adam Anthropic'in ilkeli duruşunu gördüğü an, daha Dario'nun açıklamasının mürekkebi kurumadan, Pentagon'a koştu. "Biz varız, biz hazırız" dedi. Anlaşmayı imzaladı.
Rakibinin vicdani reddini kendi ticari fırsatına çevirdi.
Bir düşünün: Bir şirket "Hayır, bu etik değil" diye direniyor. Ve sen o "hayır"ın bıraktığı boşluğa koşuyorsun. Bu ne kadar ahlaksız bir fırsatçılıktır?
Sam Altman yıllardır bize ne anlatıyor? "Yapay zeka güvenliği en büyük önceliğimiz." "İnsanlığın yararına çalışıyoruz." "Sorumlu geliştirme yapıyoruz."
Ama gerçek sınav geldiğinde, gerçek baskı kapıyı çaldığında, ne yaptı? Paranın ve gücün önünde diz çöktü. Her zamanki gibi.
Bugün olan şeyi herkes net görsün:
Anthropic, teknolojisinin otonom katil robotlarda ve kitlesel gözetlemede kullanılmasını reddetti ve bunun bedelini ödemeyi göze aldı.
OpenAI ise tam da bu teknolojiyi seve seve teslim etti.
Yarın bir gün yapay zeka destekli bir drone, bir insanı insan denetimi olmadan öldürdüğünde, yarın bir gün milyonlarca masum insan yapay zekayla fişlendiğinde, o anlaşmanın altındaki imzayı unutmayın.
SAM ATMAN'IN İMZASINI!
Bu adam güvenli yapay zekanın savunucusu değil. Bu adam her fırsatta ilkelerini satan bir tüccar. Antropic'in cesaretinin yanında OpenAI'ın bu hamlesi tarihe kara bir leke olarak geçecek.
430'dan fazla Google ve OpenAI çalışanı Anthropic'e destek mektubu imzaladı. Kendi çalışanları bile utanıyor.
Bu sessiz kalınacak bir konu değil. Yapay zekanın geleceği birkaç CEO'nun vicdanına bırakılamaz.
Sam Altman'a ve OpenAI'a sesimizi duyurmamız gerekiyor: İnsanlık satılık değildir.
#BoycottOpenAI #SamAltman #AISafety #Anthropic
Filistinli tacir, Filistin ve İsrail hurmasının farkını uygulamalı olarak anlattı:
🗣️ "İsrail hurmasının üzerinde çok fazla kırışıklık var. Rengi daha çok siyaha çalıyor."
🗣️ "Filistin hurması daha açık renkte olup kırışıklıkları çok daha azdır."
Ramazan-ı Şerif’ten bir gün önce, artık nesli tükenmekte olan bir kısım yobaz çıktı; o bayat, “laiklik elden gidiyor” şarkısını söyleyen, zehir saçan, baştan aşağı millete nefret kusan o malum bildirilerini yayımladı.
Bunlar Noel süslemeleri yapılınca rahatsız olmazlar.
Bunlar güya Cadılar Bayramı kılıfı altında ne idiği belirsiz saçmalıklar sahnelenirken rahatsız olmazlar.
Çocuklarımızı alkole, uyuşturucuya, sigaraya, her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmazlar.
Bunlar sosyal medya ve dijital platformlarda yavrularımızın türlü rezilliklere maruz kalmasından rahatsız olmazlar.
Bunlar Batı’da çocuklara yönelik her gün bir yenisi patlak veren o rezil, o insanlık dışı skandallardan asla rahatsız olmazlar.
Ama ne zaman ki ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların millî ve manevi değerleri anlatılacak olsa işte bundan hemen rahatsız olurlar.
Biz bunların laiklik kavramının arkasına saklanarak on yıllar boyunca bu millete nasıl zulmettiklerini, bu milletin değerlerini nasıl tahkir ettiklerini, bu milletin çocuklarını özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok ama çok iyi biliyoruz.
Bunların derdi laiklik değil, hiçbir zaman da laiklik olmadı.
Bunların derdi bu toprakların kutsallarıyla, bu toprakların millî ve manevi değerleriyle; bunların derdi bu milletin ta kendisiyle.
— Haluk Bayraktar:
“CHP Lideri Teknofest’in ilk açıldığı gün Teknofest’i kapatıp burayı Amerika Menşeili bir firmaya tahsis edeceğini söylüyor...
Sizce bu normal mi?”
Mutlu yıllar (!) Müslümanlar, Mutlu yıllar!
2025 yılı içinde 300 bin civarında Müslüman katledildi!
2025 yılı, dönüm noktası oldu: Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Myanmar'da vesair beldelerde yaşanan katliamlar ve soykırımlar, bütün dünyanın vicdanını ayağa kaldırdı.
Gazze, insana bir vicdanı olduğunu hatırlattı.
Gazze, insanlığın vicdanı oldu.
Bundan sonraki süreç, iyi değerlendirilirse, yeni bir dirilişin ve varoluş sürecinin başlangıcı olabilir…
Çünkü tarih, hoşumuza gitse de gitmese de, hep büyük kriz zamanlarının eseri ve esiri, maalesef.
Büyük kriz zamanları hem kırılma zamanları hem de yeniden kurulma zamanları oluyor. Hem imtihan hem de imkân.
Gazze, yeni doğumların, büyük doğumların tetikleyicisi, başlangıcı olacak inşallah.
Dünyanın Batılılar tarafından nasıl vahşîce sömürüldüğünü ve cehenneme dönüştürüldüğünü gösteren büyük bir şifre çözücü işlevi görüyor Gazze.
Gazze, dünyanın nasıl bir avuç Yahudi'nin ve onların sahipleri İngiliz tapınakçılarının kölesi olduğunu ispatladı.
Gazze, dünyayı özgürleştirecek…
İşte o zaman dünya yeni yıllara huzurlu ve mutlu girecek.
Ancak o zaman!
"Televizyonlara ilk çıktığımda Osmanlı'yı anlatıyorum diye bana 'Bırak şu Arapları bize anlatma. Bize Türklerden bahset' diyorlardı.
Adam Osmanlı'yı Arap zannediyor.
Kendini de maydonoz gibi 1923'te çıkmış bir bitki zannediyor."
—Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil