Yargıya güvenin en düşük seviyelere gerilediği bir dönemde, şafak operasyonları yine ülke gündeminin başköşesine oturuyor.
Kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen gruba yönelik operasyon da öncekiler gibi, hukuk ilkelerinin eşit uygulanmasından ziyade “seçici bir yargı pratiği” görüntüsü vermektedir.
Elbette usulsüzlük varsa soruşturulmalıdır ve hukuka aykırı her faaliyetin üzerine gidilmelidir. Ancak hukuk, kime uygulanacağına göre değişen bir sopa; iktidarın tercihine göre kullanılan bir araç değildir.
Bir ülkede adaletin ölçüsü, kimin soruşturulduğu kadar, kimin soruşturulmadığıyla da ortaya çıkar.
Devletin farklı kurumlarının hukuk devleti ilkesinden uzaklaşılarak siyasi mücadelelerin aracı haline getirilmesi, yalnızca hedef alınan kesimleri değil, bütün toplumu yaralar. Bugün bir başkasına yönelen adaletsizliğin yarın kime yöneleceğinin hiçbir garantisi yoktur.
Usulsüz bağış toplama iddialarını ve yıllarca süren denetimsizlikleri konuştuğumuz bugünlerde MASAK denetiminin de bir “iktidar sopası” olmaktan çıkarılması ve bütün kişi, kurum ve yapılar için aynı ölçüde işletilmesi gerekir.
Devletin gücü operasyonların görüntüsünde değil, toplumdaki adalet duygusunun sağlamlığıyla ölçülür.
Çünkü hukuk kişiye göre değişiyorsa orada adaletten değil, güçlünün hukukundan söz edilir. Devlet ancak şeffaflıkla, denetimle ve herkese eşit uygulanan adaletle güçlü kalabilir.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı aynı güvenlik ekseninde buluşturan Mekke Anlaşması kime karşı yapıldı?
Gazze konusunda bugüne kadar somut adım atmayanların şimdi hangi gerekçeyle aynı eksende buluştuğu açıklanmalıdır.
Bölgede savaşın büyüdüğü bir dönemde Türkiye'nin hangi yükümlülüklerin altına girdiğini millet bilmek zorundadır.
Karanlıkta bırakılan hiçbir anlaşma, millet adına verilmiş bir karar olamaz.
Türkiye, uluslararası tahkim kararı nedeniyle Irak'a yaklaşık 1,47 milyar dolar tazminat ödeyecek.
Gerekçe; Irak merkezi hükümetinin izni olmadan Irak petrolünü Ceyhan limanına taşımak.
Yanlışın bedelini millet değil, o yanlışa imza atanlar ödemelidir.
"Toplumun bazı değerlerinin ortak olarak kalması gerekmektedir. Milli meselelerde aynı böyledir siyasallaştırmamak gerekir."
Mehmet Demirel @MehmetDemirel_
İl Başkanı
Türkiye’nin Umudu Saadet Büyüyor!
Son 1 yılda 127.882 yeni üye ile Saadet Partimiz, en fazla üye kazanan muhalefet partisi oldu.
Teşkilatımızın gayreti, milletimizin teveccühüyle her geçen gün daha da güçleniyoruz.
Bayramlaşma Programımız İl Başkanımız Mehmet Demirel, YİK Üyemiz, önceki dönem Konya Mv. Lütfi Yalman, Konya Büyükşehir Bel. Eski Baş. Mustafa Özkafa, Karatay Bel. Eski Baş. Mehmet Şen, Meram Bel. Eski Baş. Mustafa Özkan ve teşkilat mensuplarımızın katılımlarıyla gerçekleştirildi
İstanbul'un Fethi'nin 573. yıl dönümünü kutluyor; çağ açıp çağ kapatan büyük kumandan Fatih Sultan Mehmet ve Peygamber Efendimizin methine mazhar olan tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.
Aziz Milletimiz;
Dünyada emperyalist tasallut ve işgal sürerken, Gazze'de yaralar henüz sarılmamış, bölgemizde sular durulmamışken; ülkemizde de kırgınlıkların arttığı ve toplumun gerildiği bir atmosferde Kurban Bayramı’na giriyoruz.
Oysa bayramlar, sadece takvimde yer alan belirli günler değil; paylaşmanın, birbirini dinlemenin, kardeşlik ve dayanışma şuurunun yeniden hatırlandığı mübarek zamanlardır.
Bayram; gücün değil, vicdanın sesini büyütmektir. Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı da tam olarak budur.
İnsanlarımız yalnızca ekonomik zorluklardan değil; belirsizlikten, gerginlikten ve sürekli kriz atmosferinden de yorulmuştur. Farklı düşünen insanların birbirinden korkmadığı, siyasi rekabetin düşmanlığa dönüşmediği, hukukun herkes için güvence olduğu bir ülke özlemi, bugün toplumun çok geniş kesimlerinde hissedilmektedir.
Hiç kimse, kendisi gibi düşünmeyenlerin bu ülkeye ait olmadığını ima eden bir dile mahkûm edilmemelidir. Çünkü bu vatan; farklı hayatların, farklı fikirlerin ve ortak umutların evidir. Türkiye, kavga ederek değil; konuşarak, dinleyerek ve adalet duygusunda buluşarak güçlenecektir.
Umutsuzluğa kapılmıyoruz. Çünkü bu millet, en zor zamanlarda dahi vicdanını kaybetmemiş, adalete ve birbirine olan inancını yitirmemiştir.
Bu duygu ve düşüncelerle; Kurban Bayramı’nın ülkemizde ve bölgemizde yaşanan ekonomik sıkıntıların, adaletsizliklerin ve insanlığı yaralayan zulümlerin sona ermesine vesile olmasını diliyorum.
Hakkın ve adaletin hâkim olduğu bir gelecekte; bayramın ülkemize huzur, milletimize umut, bölgemize barış ve insanlığa vicdan getirmesini temenni ediyorum.
Milletimizin ve İslam âleminin Kurban Bayramı’nı en kalbi duygularımla tebrik ediyorum.
Bayramımız mübarek olsun.
Barış değil, teslimiyet getiren her türlü antlaşmayı reddediyoruz!
Abraham Antlaşmaları, siyonizm ve emperyalizmin bölgeye yerleştirdiği zaman ayarlı bombalardır.
İran ile bir anlaşma zemini oluşturmak için, Türkiye dâhil bölge ülkelerinin İsrail ile normalleşmesini şart koşan Trump, İran karşısındaki hezimetini; terörist İsrail’e masada diplomatik bir zafer kazandırarak örtmeye çalışmaktadır.
Bizler bölge ülkelerini ve iktidarı açıkça uyarıyoruz: İsrail’in teslimiyetine dayanmayan hiçbir süreçte, siyonist zihniyetle kalıcı bir anlaşma zemini kurulamaz.
İsrail’in saldırganlığını meşrulaştırma anlamına gelen bu teklif, değerlendirmeye dahi alınmamalıdır.
İktidar bir an önce kamuoyuna açık ve net şekilde bu teklifi reddettiğini açıklamalı; siyonizmle aynı masada bulunmayacağını ilan etmelidir.
Türkiye siyasi tarihinde, siyaseti ve siyasi partilerin geleceğini her zaman “milletin vicdanı” ve “iradesi” belirlemiştir.
Yargı eliyle siyasi partilerin güvencesiz hale getirilmesi, demokrasimiz açısından onarılamaz yaralar açacaktır.
Partilerin geleceğine “mahkeme salonlarında” değil “millet iradesiyle” sandıkta karar verilir.
Söz de, karar da, mühür de MİLLETİNDİR.
"2018 yılında emeklimize verilen bayram ikramiyesi 1000 liraydı. Bugün 4000 lira. Ama aynı dönemde Türkiye Diyanet Vakfı’nın kurban kesim bedeli 850 liradan 18 bin liraya çıktı! Yani vatandaşın cebine giren değil, çıkan katlandı."
Mehmet Demirel @MehmetDemirel_
İl Başkanı
Fener Rum Patriği Bartholomeos'un Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağını Yunanistan’da ilan etmesi Türkiye'nin egemenlik haklarına açık bir tecavüzdür.
İktidara soruyoruz;
Bu skandal açıklamadan haberiniz var mı?
Varsa neden millet bilgilendirmediniz?
Neyi, kimden ve neden saklıyorsunuz?
Yoksa; Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi egemenlik alanıyla ilgili bir konuyu
Yunanistan’dan mı öğreniyor?
Batı Trakya’da Türk kimliği baskı altındayken, Türk okulları kapanırken ve soydaşlarımızın hakları görmezden gelinirken verilen bu tek taraflı taviz kabul edilemez.
Üstelik Patrik, Yunan Meclisi’nde “Yeni Roma ve Konstantinopolis Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” olarak tanıtıldı.
Buradan bir kez daha söylüyorum:
-Yeni Roma diye bir yer yoktur!
-Konstantinopolis diye bir şehir yoktur.
-Patrikhane de bizim Fatih Kaymakamlığımıza bağlıdır.
Bizim için Milli egemenlik ve devlet ciddiyeti vazgeçilmezdir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti;
başka ülkelerde yapılan açıklamalarla yön verilen değil, kendi kararlarını kendi milletiyle ve kendi kudretiyle alan güçlü bir devlet olmak zorundadır.
Türk milleti iktidardan artık hamasi sloganlar değil; kadim tarihine uygun şahsiyetli bir duruş ve devlet vakarına yakışır bir irade beklemektedir!
"Kurban bedelleri 20 kat artarken, ikramiyeyi sadece 4 kat artırmayı hangi vicdana sığdırıyorsunuz?"
@avbulentkaya
Grup Başkanvekili
İstanbul Milletvekili
"Biz;
Namaz kılanı değil,
Namazı kalkan yapan ikiyüzlülüğü eleştiriyoruz!
Oruç tutanı değil,
Yetimin hakkını yiyip de
Sofrada takva satan düzeni sorguluyoruz!"
@mahmutarikansp