Peygamberler şehri Şanlıurfa'ya güle güle geldik, güle güle gidiyoruz. 🤎
Çok güzelsin #TeknofestGüneydoğu 🚀
We came to the City of Prophets, Şanlıurfa, with joy, and we’re leaving with joy. 🤎
You’re so beautiful, #TeknofestSoutheast 🚀
Maçın 10:14 dakikasında her şey durdu, ışıklar söndü ve İsrail’in öldürdüğü 1014 sporcu için tüm stattakiler telefonlarının ışıklarını yaktı.
Spor tarihinde görülmemiş bir tablo çıktı ortaya
Bu akşam Konya’mızda, @Konyaspor'la Filistin Millî Futbol Takımı’nın yaptığı dostluk maçı, ülkelerimiz arasındaki kardeşliği, dayanışmayı, gönül birlikteliğini gözler önüne seren müstesna bir örnek olmuştur. 🇹🇷🇵🇸
Bu anlamlı maç için ülkemize gelen Filistinli futbolculara ve kardeş Filistin halkına en kalbî selam ve muhabbetlerimi iletiyorum.
42 bin kişilik stadımızı doldurarak Filistin Millî Futbol Takımını bağrına basan, Filistin davasına desteğini gösteren, Filistin'de, Gazze'de yaşanan trajediyi, soykırımı bir kez daha tüm dünyaya hatırlatan aziz Konyalı kardeşlerime şahsım, milletim ve tüm insanlık adına şükranlarımı sunuyorum.
Türkiye olarak Filistinli, Gazzeli kardeşlerimizle bir ve beraber olmaya, onların hakkını uluslararası alanda savunmaya, dayanışmamızı güçlü bir şekilde göstermeye devam edeceğiz.
Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin.
Dün de ifade ettim: Biz başkalarına benzemeyiz.
Onlar baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar, belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar.
Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikâbı, her türlü kirli, pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara sahip çıktılar.
İstanbul’u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar.
Daha bizim söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar.
Şimdi çıkmış, kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar.
Onlara diyorum ki hadi oradan.
Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız?
Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın; şayet etrafınızda hâlâ birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin.
İster piyasa manipülasyonuyla, borsa oyunlarıyla ister belediyelerde yaşandığı gibi apaçık yolsuzluk yaparak olsun her kim milletin hakkına, hukukuna, malına mülküne el uzatırsa karşısında bizi ve devleti bulur.
Kimse bizi başkalarıyla karıştırmasın, biz onlara benzemeyiz.
KETOJENİK DİYET KANSER TEDAVİSİNE YARDIMCI OLABİLİR
Son senelerde hızlı kilo vermek için uygulanan ketojenik diyet, fazla miktarda yağ, daha az protein ve çok az karbonhidrat ihtiva eden bir beslenme modelidir.
Bu diyetin temel felsefesi vücuda enerji sağlamak için karbonhidrat yerine yağların yakılmasına dayanır.
Vücutta yeteri kadar şeker olmadığında yağ asitleri keton cisimlerine dönüştürülür.
Ketojenik diyet tip 2 diyabet ve epilepsi başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılmış ve iyi netice alınmıştır.
Araştırmalar kanserin de metabolik bir hastalık olduğunu gösteriyor
Kanser hücreleri, oksijen varlığında glukozu enerjiye dönüştürmeyi tercih ederler (aerobik glikoliz).
Normal hücreler ise daha etkili bir süreç olan oksidatif fosforilasyonu kullanırlar.
Buna göre, glukozdan zengin bir diyetle üreyen kanser hücreleri yeteri kadar glukoz olmadığında çoğalamayacaktır.
Sağlıklı insanlarda kan glukoz düzeyi sıkı bir şekilde düzenlenir ama kanser hastalarında kanser hücrelerinin glukozu yakıt olarak kullanabilmesinde başka faktörlerin rolü vardır.
Mesela kanser hücrelerinde çok fazla sayıda insülin reseptörü bulunur.
Bu da karbonhidratlar tüketildiğinde insülin salgılanması anlamına gelir, kanser hücreleri de daha fazla reseptöre sahip oldukları için glukoz konsantrasyonları normal olsa bile daha fazla glukoz alabilirler.
İnsülin ve IGF-I (insülin büyüme faktörü I) kanser hücrelerinin çoğalmalarını teşvik eder.
Böylece kanser hücreleri glukoza bağımlı oldukları için kanserli bir hastanın ketojenik diyete geçmesi kanser hücrelerinin aleyhinedir ve onların çoğalmalarını önleyecektir.
Ketojenik diyet ve kanser: muhtemel avantajlar
Vücudun ana yakıtının karbonhidrat yerine yağ olmasının kanser hücrelerinin aleyhine üç sonucu vardır:
BİR: Kanser hücreleri aerobik glikoliz kullanırlar, birçok kanser hücresinin enerji kaynağı olarak yağı kullanması mümkün değildir.
İKİ: Birçok kanser hücresi alternatif bir yakıt kaynağı olarak keton cisimleri metaboliz edemezler.
ÜÇ: Ketonlar kanser hücrelerinin glukozu metabolize etmesini de engellerler.
Tüm bunlar kanser hücrelerinin büyümesini önler.
https://t.co/R2HEHHghyW
İstanbul Havalimanımızda 102 bin insanımız çalışıyor, 1.100’ün üzerinde ticari işletme faaliyet gösteriyor.
İstihdam etkisinin 300 binin üzerine çıktığı Havalimanımızın Türkiye ekonomisine katkısı millî gelirimizin yaklaşık %2,2’sine, yani 24,2 milyar dolara tekabül ediyor.
2030 yılında İstanbul Havalimanı bağlantılı faaliyetlerle 472 bin kişilik istihdama ve 44 milyar dolarlık gelire ulaşmayı öngörüyoruz.
Çevremizdeki savaşların son bulması ve bölgemizde sükûnetin yeniden sağlanmasıyla birlikte Havalimanımızın yıldızı daha da parlayacaktır.
Biz de önümüzdeki yıllarda hayata geçireceğimiz yeni yatırımlarla İstanbul Havalimanımızı küresel havacılığın zirvesinde tutmaya devam edeceğiz.
Bu vizyon projemizi “israf” diyerek eleştirenler isim tartışmasıyla, kurultay tartışmasıyla günlerini israf ededursun; biz ülkemize yeni yatırımlar, yeni eserler kazandırmaktan geri durmayacağız.
“Buradan uçaklar kalkamaz” diyorlardı ama sadece bir günde tam 1.787 uçak indi ve kalktı.
Şöyle geriye doğru baktığımızda gördüğümüz şudur:
Havalimanımız, İstanbul’a yapılmış en vizyoner yatırımlardan biridir.
İstanbul Havalimanıyla şehrimiz dev bir eser kazanmıştır.
Ülkemizin marka değeri global ölçekte daha da artmıştır.
Türkiye, sivil havacılıkta şampiyonlar ligine çıkarak gücüne güç katmıştır.
Bize İstanbul Havalimanı üzerinden saldıranlar ise en güzel cevabı işte bu başarılarla, alınan ödüllerle, kırılan rekorlarla almıştır.
Yıllarca taş üstüne taş koymayıp sadece takoz siyasetiyle gemilerini yüzdürmeye alışanlar için artık deniz tükenmiştir.
Entrikayla, yolsuzlukla, karanlık odalarda kotarılan siyaset mühendislikleriyle bu ülkede siyasetçilik oynama devri tamamen kapanmıştır.
İnanıyoruz ki bundan sonra Türkiye’de eser yarışacak, vizyon yarışacak, siyasi partilerin programları ve projeleri yarışacaktır.
ABD Sağlık Bakanı Robert Jr. Kennedy “Yıllardır bize beslenme konusunda yanlış bilgiler verildi. Besin piramidi bir felâket oldu ve obezite ile diyabet gibi kronik hastalıkları tetikledi. Rehberleri baştan yazıyoruz. Et, yumurta ve doğal yağlar artık kötülenmeyecek. İşlenmiş gıda ve şeker lobilerinden hesap sorma zamanı geldi, bunların yarattığı mitleri yıkacağız”.
Biz, kadın, mahremini ortaya çıkaracak kıyafetler giymemeli dediğimizde kimi sevgi kelebeği görünümlü ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar;
Siz art niyetlisiniz
Sizin aklınız fikriniz cinselliğe çalışıyor Siz öyle nereye bakıyorsunuz
Biz orada bir kadın değil bir insan görüyoruz
diye hayasızca yalanları sıralayabiliyorlar.
Diyelim biz art niyetliyiz. Biz bu sevgi kelebekleri(!?) gibi orada insan değil kadın görüyoruz ve biz bundan dolayı kabahatliyiz farzedelim.
Peki bu baba da mı kabahatli?
Bu baba da mı orada insan göremiyor da kadın görüyor?
Bu baba da mı art niyetli?
Bu durum o kadar net ortaya çıkıyor ki bu ırz düşmanı, röntgenci namussuzlar kadını, daha fazla hayasızca seyredebilmek için doğruyu söyleyenlere, kırmızı görmüş boğa gibi burnundan solurcasına bu cümlelerle saldırabiliyorlar.
Hedefleri, kadının daha fazla açılmasını sağlamak ve sokakta onları daha fazla röntgenlemek.
Şimdi söyleyin lütfen!
Kim daha merhametli?
Kızının o kıyafetine itiraz eden baba mı daha merhametli yoksa siz orada ne görüyorsunuz, sizin aklınız nereye çalışıyor, siz art niyetlisiniz, biz orada kadın görmüyoruz, biz orada insan görüyoruz diyen bu ahlaksız yalancılar mı daha merhametli?
Tabii ki şiddet uygulayarak ağır kelimeler kullanarak değil ancak artık bu şekilde konuşan ahlaksızlara gerekli cevapları verin lütfen.
Toplum ne hale geldi!
Babasının karşısında kıyafetinin normal olduğunu anlatmaya çalışıyor.
Sadece bu olay değil, yüz binlerce Baba bu durumda.
Kışkırtan kim, modernite.
Modernitenin yandaşları kim?
Siz orada insan görmüyorsunuz, siz orada kadını cinsel obje olarak görüyorsunuz, biz pekala orada bir insan görüyoruz diyen bu edepsiz yalancılar.
Malazgirt’te hem dehasının hem de bileğinin kuvvetiyle bize bu aziz vatanın kapılarını açan Sultan Alparslan’ı, onun kutlu ve yiğit ordusunu, şehit ve gazilerimizi bugün bir kez daha kemaliedeple yâd ediyorum.
Malazgirt Zaferimizin 955’inci yıl dönümü mübarek olsun.
Eğer bağımsızlık istiyorsan, eğer özgürlük istiyorsan, eğer bu topraklar üzerinde şerefinle, namusunla, izzetinle yaşamak istiyorsan, eğer ekonomik refah istiyorsan, eğer bolluk, bereket, dirlik istiyorsan, eğer huzur istiyorsan cenge her zaman hazır olacaksın.
🔴PKK’NIN SİLAHINDAN KURTARDIĞIMIZ BÖLGEYİ, APO’NUN SİYASİ HAKİMİYETİNE TESLİM ETMEYELİM!
Bir haftadır bölgedeyim.
Sahada gördüğüm tabloyu açıkça ifade ediyorum.
Dün sandığın üzerinde PKK’nın silahının gölgesi vardı.
Bugün o gölge kalkarken yerine Apo’nun siyasi gölgesi yerleştirilmemelidir.
Silahların susması, terörün bitmesi Türkiye için tarihi bir kazanımdır.
Ancak terörü bitirmek başka, terör örgütünün liderini bölgenin siyasi koordinatörü ve Kürtlerin tek temsilcisi hâline getirmek bambaşka bir şeydir.
Silah bırakmak, silahla elde edilemeyen siyasi hâkimiyetin başka yöntemlerle kurulmasının kapısını açmamalıdır.
Yıllarca PKK’nın silahına boyun eğmeyen, tehdit edilen, bedel ödeyen ve devletinin yanında duran milyonlarca Kürt bugün Apo çizgisinde olmadığı için itibarsızlaştırılır, yalnızlaştırılır ve siyasetin dışına itilirse bunun adı çözüm değil, bir vesayetin yerine başka bir vesayet koymaktır.
Kürtlerin iradesi ne PKK’nın ne DEM’in ne de Apo’nun tapulu malıdır.
Devlet Apo’yla terörü ve silahsızlanmayı konuşabilir.
Ancak devlet eliyle Apo’ya siyasi statü kazandırıldığı, bölgenin siyasi temsilcisi görüntüsü verildiği anda çok tehlikeli bir kapı açılır.
Bugün bunun işaretlerini sahada görüyorum:
Dün “Bize oy vermezseniz silah var” baskısı vardı; yarın “Apo’nun çizgisinde değilseniz bu bölgede siyaset yapamazsınız” anlayışı doğabilir.
İşte Türkiye’nin asıl dikkat etmesi gereken tehlike budur.
PKK’nın silahından kurtardığımız bölgeyi, Apo ve çevresinin siyasi hâkimiyetine bırakamayız/ bırakmamalıyız.
Doğu ve Güneydoğu hiçbir örgütün, hiçbir kişinin, hiçbir siyasi yapının “kurtarılmış siyasi bölgesi” hâline getirilemez/ getirilmemelidir.
Çünkü terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi tekel kurması anlamına gelemez.
Devletin görevi bir siyasi çizgiye alan açmak değil;
AK Partilisinden CHP’lisine, MHP’lisinden DEM’lisine, hiçbir partiye mensup olmayanına kadar her Kürt vatandaşının özgürce konuşmasını ve siyaset yapmasını güvence altına almaktır.
Devlet bütün Kürtlerin devletidir. Kürtlerin temsilcisi de devlet eliyle Apo olarak belirlenemez.
Bugünden uyarıyorum:
PKK’NIN SİLAHINI SUSTURURKEN APO’NUN SİYASİ VESAYETİNİ İNŞA ETMEYELİM..
SİLAHIN GÖLGESİNİ SANDIKTAN KALDIRIP YERİNE APO’NUN GÖLGESİNİ KOYMAK ÇÖZÜM DEĞİLDİR.
Terörün bitmesi, terör örgütünün siyasi tekel kurması anlamına gelmemelidir.
Silah da susmalı, vesayet de bitmeli, sandık da özgür kalmalıdır.