Kanserden dolayı annesi vefat eden bir genç:
Annem… Gözümün önünde kayıp gidişini izledim. Kıpırdamadan yattığın yerde, çaresizce toprağa verilişini seyrettim. Buz gibi bedenine son kez dokundum, son kez öptüm.
Hayat hiç o kadar soğuk olmamıştı. Seni geri getiremeyeceğimi biliyordum ama yine de çaresizce üzerine atılan toprağı izledim. Seni o çukurdan çekip alamadım… Bitmişti. Hayat durmuştu, dünya susmuştu.
Gelmeyeceğini biliyordum ama sanki bir yerden çıkacakmışsın gibi gözlerim her yerde seni arıyordu. Anneni kaybettiğin gün; hayallerinden, heveslerinden, dünyadan vazgeçtiğin gündür. Çetin bir çaresizlik döner insanın etrafında. Haykırmak istersin, sanki içindeki acı bitecekmiş gibi…
Ama sonra o acıyla, gözündeki yaşlarla ve dilindeki “keşkelerle” baş başa kalırsın. İnsan kaç yaşına gelirse gelsin ağladığında “annem” diye ağlar. Varsa sarılır, yoksa dağılır. Derler ki insan öleceğini hissettiği an son kez evine gitmek istermiş… Sen de “beni de götürün” demiştin annem.