@Gazi_Hunqar@ToptancCem69915 Gazi aslında senin payına düşen geride bıraktıp kaçtıgın karını kızını bacını sülalende ki bütün kadınları skmek ama vicdanımız müsade etmiyor işte
@tacethin@pinaryaziyor Kim bu devletin topragına bir çivi çakmışsa kim bu devletin kurallarını hiçe sayıp kendine menfaat saglamışsa istisnasız herkesten hesap sorulmalı evse ev fabrikaysa fabrika bahçeyse bahçe izinsiz ruhsatsız hepsi yıkılmalı
Türkiye’de kendisini muhalif olarak tanımlayan kitlenin önemli bir bölümü her gün bu adamı izliyor.
Şahıs burada Fenerbahçe’ye kurulan 3 Temmuz kumpasını övüyor. Yetinmiyor o dönemdeki tüm fetö operasyonlarına selam çakıyor! Ve 15 yıl sonra muhalif-sol kesimin gözde ismi!!!
Bu mecrada sabahtan akşama bizi tehdit eden, devran değişince kaçacaksın diyenler de buna alkış tutuyor!
Yav siz devran değişmeden değişmişsiniz. Sizi siz farkında olmadan dönüştürmüşler. Haberiniz yok.
Ha bu arkadaş yalnız mı? Değil tabii ki… fetö güçlüyken fetönün kalemşörlüğünü yapan birçok isim daha sonra millete fetönün ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmaya başladı!
Tezatlar ülkesiyiz vesselam..
@muratugur1996@e_ercis@basdegirmen32 İnsanların açliktan öldügü dünyada sizin ayda 20 bin liralık it maması almanız sizi daha fazla muhafazakar yapmaz sadece vicdanınızı nasırlaştırır
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Sayın Dursun Oğuz ile bir araya geldik.
Görüşmemizde; güvenlik alanındaki iş birliğimizi, organize suç örgütleriyle mücadelede yürüttüğümüz ortak çalışmaları, düzensiz göçle mücadeleye yönelik tedbirleri ve kolluk kuvvetlerimizin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesine ilişkin projeleri kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Kent Güvenlik Yönetim Sistemi çalışmaları, teknolojik altyapının geliştirilmesi, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitesinin artırılması ile güvenlik kurumlarımız arasındaki koordinasyonun daha da güçlendirilmesine yönelik hususlarda görüş alışverişinde bulunduk.
Kıymetli Mevkidaşım Sayın Dursun Oğuz'un görüşmemizde de belirttiği gibi; “Hem Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini ilgilendiren hususlar bulunmaktadır. Biz bu noktada Türkiye’nin güvenliği ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini aynı şekilde değerlendiriyoruz. Bunlar birbirinden ayrılmaz iki parçadır. Onun için iki dost ve kardeş ülke arasındaki iş birliğini ne kadar geliştirirsek karşılıklı güvenliğimizi de o kadar artırmış oluruz. Bu güvenliği daha da pekiştirmiş oluruz. Bunun için de yeni nesil organize suç örgütleriyle mücadeleden uyuşturucuyla mücadeleye, AFAD’dan göç idaresine kadar bütün iş birliği alanlarını yeniden gözden geçireceğiz.” sözleriyle ortak irademizi ve kararlılığımızı bir kez daha ortaya koyduk.
Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak; ada vatanın huzuru, güvenliği ve kamu düzeninin korunması için omuz omuza çalışmayı, güçlü iş birliğimizi her alanda daha da ileri taşımayı sürdüreceğiz.
#KKTC
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir.
Gazze’de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir.
Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gaspının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir. Gazze’deki katliamların, Batı Şeria’daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusu da yine aynı zihniyettir.
Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da, bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir.
Türkiye, Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kudüs emanetini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
OKUL MU DEVŞİRME MERKEZİ Mİ?
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde öğrencilerin okul müdürünü sırtına dönerek konuşturmaması ve velilerin küfürlü protestoları sonrasında törenin iptal edilmesi çok konuşuldu.
Alman vakıflarından fonlu medyaya göre “Atatürkçü gençler gerici müdürü” protesto etmişti. Yaşananlar ülkenin en parlak öğrencileriyle, onlara gerici bir anlayışı dayatan müdürün şahsında Millî Eğitim Bakanlığı arasındaydı.
Öyle ya, ülkede ne kadar güzel şey varsa “dinci-gerici Atatürk düşmanı iktidar” ona düşmandı.
Oysa gerçek, otel odalarında basılan hırsızların peştamallarıyla örtemediği suçlar kadar ortada. Hakikat, maskelerle perdelenemeyecek kadar başka.
Bu okul İttihatçı Mehmet Nadir tarafından Numune-i Terakki adıyla 1884’te kurulmuştu. II. Abdülhamid’e darbe teşebbüsünde okulun merkezi bir rol üstlendiği ortaya çıktığında ise kapatılıp devletleştirilmişti.
Yani Türk Devleti’yle kan uyuşmazlığının tarihi kuruluşuna kadar gidiyor. Geçtiğimiz yıl okulun yatakhanesinin camından “İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez” yazılı pankartın sallandırılması aslında okulda fiilen hâkimiyet kuran “çetenin” neler yapabileceğini gösteriyordu.
Okulda Almanların etkisi 1950’lerde başladı. Fakat ülkenin en başarılı öğrencilerinin girebildiği liseye Alman Devleti’nin adeta çöreklenmesi 1997’de başladı. Ne tesadüf ki, bu sırada ülkede 28 Şubat darbesi yaşanıyordu.
Almanya ile yapılan anlaşma sonucu öğrenciler mezun olduklarında aldıkları “Abitur diploması” sayesinde Almanya’da istedikleri üniversiteye sınavsız girebileceklerdi. Böylece gençler sadece Alman kültürüyle hemhal olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletin imkânlarıyla yetişip tüm birikimlerini Alman Devleti’nin hizmetine sunabileceklerdi.
Liseye giriş sınavlarında her yıl tam puan yapacak kadar zeki ve başarılı 150 Türk genci bu okuldan mezun olduktan sonra soluğu Almanya’da alıyor. Zaten Türkçe ve Tarih gibi birkaç istisna dışında tüm dersler Almanca olduğu için Türkiye’deki üniversite sınavlarında başarılı olma şansları oldukça düşük. Bunun için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi derslere Türkçe olarak ayrı bir mesai harcamak zorundalar.
Kavga da tam bu noktada patlak veriyor. Bakan Yusuf Tekin Abitur uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatınca Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesini istiyorlar.
Yani törendeki protestonun arkasındaki asıl mesele bu.
Yusuf Tekin devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemiyor; Almanlar ise adeta bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları medya ve yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürmeleri bu yüzden.
İşte İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve Okul Müdürü Hikmet Konar, bu çeteye boyun eğmeyip dik durarak devletimizin itibarını korudular.
Almanya’nın ülke dışında benzer statüye sahip yaklaşık 140 okulu var. Fakat sadece Türkiye’deki İEL “devlet lisesi”. Diğerleri oldukça pahalı özel liseler.
Yani bu ülkelerde parası olana Almanya’da üniversite kapısı açık. Oysa biz devletin tüm imkanlarını seferber edip yüksek burslar verdiğimiz çocuklarımızı kendi ellerimizle bir başka devletin hizmetine gönderiyoruz.
Atatürk maskesi ise her yerde olduğu gibi burada da toplumu manipüle etmenin bir aracı. Oysa Atatürk bunun gibi tüm yabancı okulları çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla devletimizin uhdesine almıştı.
O gün de başta Fransa olmak üzere, İngiltere, İtalya ve ABD Türkiye’ye ültimatom gönderip “müfredata karışma” diyordu. Atatürk hiçbirisini dinlemedi. Bir gecede kapattığı sadece Fransız okullarının sayısı 38'di. Okullar ancak yabancı bayraklar ve haç gibi dini semboller binalardan kaldırılıp MEB’e “tamamen” bağlandıktan sonra yeniden açılabildi.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın @MahinurOzdemir, Adalet Bakanımız Sayın @abakingurlek ve Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Sayın Safi Arpaguş ile gerçekleştirdiğimiz Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Kurulu 19. Toplantısı’nda; koruyucu, önleyici ve caydırıcı mekanizmalarımızı daha da güçlendirecek adımları değerlendirdik.
Kadına yönelik şiddet; yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aileyi sarsan ve toplumsal huzuru tehdit eden ağır bir insanlık suçudur.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın liderliğinde; kadına yönelik şiddetle mücadelede sıfır tolerans anlayışıyla kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Bu anlayışla hayata geçirdiğimiz KADES uygulaması, 1 Haziran 2026 itibarıyla 9 milyon 713 bin 686 vatandaşımız tarafından indirildi. Uygulama üzerinden bugüne kadar 2 milyon 117 bin 98 ihbar güvenlik birimlerimize ulaştırıldı.
21 Mayıs’ta Aziz Milletimizin hizmetine sunduğumuz HAYAT 112 Acil Mobil İhbar Uygulamamız ise kısa sürede 500 binden fazla kullanıcıya ulaştı ve 3 milyondan fazla ihbarın iletilmesine imkân sağladı.
KADES uygulamasının, HAYAT 112 Acil Mobil İhbar Uygulamamıza entegrasyonu sayesinde şiddet riski altındaki kadınlarımız; telefonlarından veya akıllı saatlerinden tek tuşla yardım çağrısında bulunabilmekte, ihtiyaç duydukları anda devletimizin korumasını yanlarında hissedebilmektedir.
Bir kadının gözyaşını dindirmek, bir ailenin huzurunu korumak ve evlatlarımıza daha güvenli bir gelecek bırakmak için tüm kurumlarımızla çalışmayı sürdüreceğiz.
Çünkü kadına hürmet insanlığa hürmettir; aileye sahip çıkmak ise milletimizin geleceğine sahip çıkmaktır.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın teşrifleriyle gerçekleştirilen Millî Güvenlik Konferansları Açılış Töreni’ne katıldık.
Zat-ı Devletlerinin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda; millî güvenliğimizi ilgilendiren her meseleyi, değişen tehdit ve risk alanlarını bütüncül bir anlayışla değerlendirmeyi sürdürüyoruz.
Muhterem Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi; “Terörsüz Türkiye süreci, bir güvenlik politikasının ötesinde ülkemizin yeni yüzyılına ilişkin stratejik bir devlet vizyonunun adıdır.”
Aziz milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda; millî güvenliğimizi her alanda tahkim etmeye, Büyük ve Güçlü Türkiye idealini hep birlikte gerçekleştirmeye devam edeceğiz.
@cnn_ck@snnburhan Erkek erkegede kadın kadınada grup olaraktaher türlü ahlaksızlıgınız delilli ıspatlı ortada iken senin gibi bir orosspunun bunları bile bileee burada a m ını yırtmasının tek sebebi olmalı
@cnn_ck@snnburhan Şuna eminim ama ıspat edemem
Sen kesinlikle ekonun uçan genelevine binmiş yada havlulu bir belediye başkanının özel sekreterligini yapmışsın
Yoksa bir insan bu kadar arsızı hırsızı savunmaz😅😅
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Cahit Zarifoğlu, kalemiyle inancın, fikrin ve medeniyet tasavvurumuzun güçlü seslerinden biri olmuş; Abdurrahim Karakoç ise milletimizin duygularını, sevdasını, hasretini ve memleket sevgisini mısralarına nakşetmiştir.
Biri “Yedi Güzel Adam”ın öncülerinden, diğeri “Mihriban”la milyonların gönlünde taht kuran bu iki kıymetli isim; eserleriyle nesiller boyunca yaşamaya devam edecektir.
Milletimizin kültür ve edebiyat hayatına silinmez izler bırakan Cahit Zarifoğlu ve Abdurrahim Karakoç’u hürmet ve dua ile yâd ediyorum.
Mekânları cennet, makamları âli olsun.
Tokat, Nevşehir ve Gümüşhane’deki 6 beldemiz ile ülkemizin farklı bölgelerindeki 362 mahallede yapılan mahallî idareler ara seçimlerinin ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
AK Parti’mizin ve Cumhur İttifakımızın ezici üstünlüğüyle sonuçlanan belde seçimlerinde milletimizin teveccühüyle seçilen belediye başkanlarımıza ve belediye meclis üyelerimize, muhtarlık seçimlerinde mahallelerine hizmet etme yetkisi alan muhtarlarımıza Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.
Millî Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler’i ziyaret ederek verimli bir görüşme gerçekleştirdik.
Ülkemizin güvenliği, kamu düzeninin korunması ve kurumlarımız arasındaki koordinasyonun daha da güçlendirilmesine yönelik konularda değerlendirmelerde bulunduk.
Nazik ev sahipliği için Sayın Bakanımıza teşekkür ediyor, aziz milletimize hizmet yolunda yürüttüğümüz çalışmaların hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Başta Filistin’de, bilhassa Gazze’de, gönül coğrafyamızın her köşesinde, Türkiye’nin sözü umutla takip ediliyor. Çünkü Türkiye’nin sözü, mazlumun yüreğinde bir güven, mahzun coğrafyalarda bir dua, insanlığın vicdanında bir çağrı olarak karşılık buluyor. İşte bu yüzden bizim duruşumuz da sözümüz de hassasiyetimiz de çok kıymetlidir.
Filistin’e olan hassasiyetimizden rahatsızlık duyanlar çıkacaktır. Kudüs’e olan bağımızdan rahatsızlık duyanlar elbette çıkacaktır. Gazze’de insanlığın gözleri önünde yaşanan soykırıma karşı sesimizi yükseltmemizden rahatsız olanlar da çıkacaktır ama biz, bu duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz.
Kudüs’ün özgürlük davasını kalbimizde taşıyacağız. Filistin’in acısını vicdanımızda hissedeceğiz. Gazze’nin feryadına kulak vereceğiz. Mazlumun yanında durmayı, adil bir dünya düzeni için mücadele etmeyi, insan olmanın en temel sorumluluğu olarak göreceğiz.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın her platformda Filistin’in hakkını, Gazze’nin mazlumlarını, Kudüs’ün izzetini savunan liderlik duruşu bizlere de istikamet verecektir. Biz de aynı inançla, aynı kararlılıkla, aynı vicdanla bu hassasiyeti taşıyacağız ve bu hassasiyetimizi kimseye sorgulatmayacağız.