آیت الله آقامجتبیتهرانی ره:
برای اينکه در زمان غيبت امام زمان عج يک سری شبهات در شما اثر نکند، دستور اين است. سند روايت هم خيلي خوب است. هر روز بگوييد:
«يَا اللَّهُ يَا رَحْمَانُ يَا رَحِيمُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِين��کَ»
🔻Allama Hasan Zadeh Amoli (k.s):
*Rızık nedir?*
➕ Uyurken, alarm saati olmadan kendiliğinden aniden uyandığınızda; bu uyanıklık rızıktır, çünkü bazı insanlar uyanamaz.
➕ Bir sorunla karşılaştığınızda, Allah size o soruna göz yumabilmeniz için sabır verir; bu sabır da bir rızık.
➕ Evde babanıza ya da annenize bir bardak su uzattığınızda, bu iyilik yapma fırsatı bir rızık sayılır.
➕ Bazen namaz sırasında dikkatiniz sözlerinize odaklanmaz. Aniden kendinize gelip namazı huşu içinde okursunuz. Bu uyandırma bir rızık sayılır.
➕ Birdenbire, uzun zamandır haber almadığın birini hatırlarsın, onu özlersin ve halini hatırını sorarsın. Bu hatırlatma, rızktır.
➕ Gerçek rızk, iyiliklerin rızkıdır.
Ne araba, ne mal n, ne bağ, ne tarla, ne ev, ne altın .. Bunlar mal'lar rızkıdır ki Allah bütün kullarına verir.
Ama iyiliklerin rızkını, sadece dostlarına verir.
➕ Ve son olarak... Sevdiklerinizin hâlâ yanınızda olmaları, nefeslerinin sıcak olması ve sağlıklı olmaları; bu, Allah'ın en büyük rızkıdır.
✨Zehir, insanın yalnız kendisi için öldürücüdür; fakat “haram yemek” bütün bir nesli mahvedebilir. Yiyeceklerin insan üzerindeki etkisi çok büyüktür. İnsan yemek yediğinde, yediği şeylerin bir kısmı kana karışır ve beyne ulaşır. Sonuç olarak, eğer yediği şey helal ve temiz +
Zamanın sınırlarını aşan bir mecliste, Tolstoy ve Dostoyevski ve Nietzsche ve Hugo ve Zola ve Çehov ve Mark Twain ve Ibsen toplandı; her biri, dünyayı doldurduğu felsefesini taşıyor ve son cevapladığı sorunun ardında sadece sessizlik kaldığını sanıyordu.
Sonra kapı açıldı.
Hz. Ali içeri girdi.
Herkes sustu.
Aralarına, ne kitap ne kâğıt taşıyarak oturdu; peygamberliğin evinde büyümüş bir adam, onu Muhammed ﷺ yetiştirmişti ve insanlar felsefenin ne anlama geldiğini bilmeden önce vahye gözlerini açmıştı.
Tolstoy dedi ki: «İnsanın kurtuluşunu sevgide buldum.»
Ali ise şöyle dedi: «Sevgi, adalet onu korumazsa, merhamet adına zulmedebilir.»
Dostoyevski dedi ki: «İnsan iyiyi neden bilir de kötüyü seçer?»
Şöyle cevap verdi: «Çünkü yolu bilmek, ruhun o yolda yürümek istemesi demek değildir; nice insanlar hakkı tanımış, ama hevesleri onları yenmiştir.»
Nietzsche öne çıktı: «Ben ise gücü, insanın kendi değerlerini kendisinin yaratmasında görüyorum.»
Ali ona sordu: «Herkesi yenen ama öfkesini ve şehvetini yenemeyen birine güçlü mü dersin?»
Nietzsche dedi ki: «Ama irade insanları yaratır.»
Ali ise: «Haksız irade ise uçuruma hızla giden bir sestir.»
Hugo sordu: «Peki adalet nedir?»
Şöyle buyurdu: «Düşmanın hakkı, dostunun hakkı kadar senin için geçerli olmalı; isimlere göre değişen adalet, adalet değildir.»
Zola dedi ki: «Toplum insanı bozar.»
Ali ise: «Toplumu insan yapmaz mı? Günahlarınızı zamana yüklemeyin.»
Mark Twain gülümsedi: «İnsanlar kendilerini kandırmada ustadır.»
Ali şöyle dedi: «Çünkü insan başkasının kusurunu dağ gibi görür, kendi kusurunu ise toz tanesi gibi.»
Twain güldü: «Bu pek çok kişiyi kızdıracak.»
Ali buyurdu: «Çünkü ayna yüze zarar vermez, onda gördüğü hakikat incitir.»
Çehov dedi ki: «Ama insanlar zayıftır.»
Şöyle cevap verdi: «Zayıflıklarına merhamet edin, ama merhameti batılı kabulün başka bir adı yapmayın.»
Ibsen sordu: «Peki özgürlük nerede?»
Buyurdu: «Korkudan evet dememekte ve kibire kapılmadan hayır dememektedir.»
Sessizlik hâkim oldu.
Dostoyevski sordu: «İnsanın en tehlikeli düşmanı nedir?»
Şöyle buyurdu: «Batılı ona güzel gösteren bir nefistir.»
Hugo sordu: «Devletin en tehlikeli şeyi nedir?»
Buyurdu: «Adalet kapıları yüzüne kapatılan bir mazlumdur.»
Nietzsche ise sessiz kaldı, sonra şöyle dedi:
«Hayatımı en güçlü insanı arayarak geçirdim.»
Ali ona bakıp şöyle buyurdu:
«O halde en adil insanı araman daha uygundu; çünkü adaletsiz güç zulümdür, vicdansız ilim tehlikedir, ahlaksız akıl kurnazlıktır.»
Ve burada münazara sona erdi.
Adamların sözü tükendiği için değil, sözün artık ihtiyacı kalmadığı için.
Ali ayağa kalktı ve giderken şöyle dedi:
«İlimle insanları yenmeyi aramayın; ilimle cehaletinizi yenin, zira bir adam bütün dünyaya galip gelebilir ama sonunda kendi nefsi önünde düşer.»
Ve çıktı.
Herkes kapıya bakmaya devam etti.
Tanrı’yı insan vicdanında arayan Tolstoy.
Ruhun sırlarını bir ömür didikleyen Dostoyevski.
Adalet diye haykıran Hugo.
Hayatını üstinsanı arayarak geçiren Nietzsche.
Ve o anda anladılar ki, başka bir filozofun fikirlerine bir fikir daha ekleyen biriyle karşılarında değillerdi.
Karşılarında, Muhammed’in ﷺ kucağında büyümüş, vahyin inişine şahit olmuş, Kur’an’ı taze bir gürültüyle dinlemiş bir adam vardı; Allah’ın Resulü’nden sonra ilim, adalet ve zühd taşıyan, hikmeti onda önce bir ahlak, sonra bir söz haline getiren bir adam.
Kitapları yenilmemişti.
Akılları yenilmemişti.
Ama içlerinde bir şey, daha büyüklüğü karşısında eğildi:
Felsefenin kibrı, peygamberlik evinden doğan bir hikmet karşısında eğildi.
Ali meclisten, girdiğinden farklı olmadan çıktı; elinde kitap yoktu…
Çünkü vahyin yanı başında bir ömür yaşamış bir adam, kendisi adalet, hikmet ve cesaretin açık bir kitabıydı.
زيارة الإمام الحسين (عليه السلام) بالإنابة في يوم الأربعين
إلى جميع من يرغب بزيارة الإمام الحسين (عليه السلام)، ويتعذر عليه الوصول إلى مرقده الشريف في يوم الأربعين، يمكنكم تسجيل أسمائكم في التعليقات ليتسنى لنا الزيارة نيابةً عنكم
#وفاء_للحسين#زيارة_الاربعين#شهر_صفر
#العتبة_الحسينية_المقدسة
İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Vakfı olarak akademik sahaya katkısı olacağına inandığımız bir eseri daha okuyucu ile buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz: Şia ve Mutezile
Emeği geçen herkese teşekkürler 🙏
https://t.co/RYYlYtKw9Z
Gadir Hum bayramını’ı duyurmak vaciptir; kim Gadir Hum Bayramı’na saygı gösterip yüceltirse, Allah onun küçük ve büyük hatalarını bağışlar ve eğer o halde dünyadan göçerse, şehitler zümresinden olur.
Hz İmam Rıza (a,s)
(İkbalu’l-A’mal, 1.Cilt , 464. Sayfa)
Ebu Usame şöyle diyor: İmam Cafer Sadık'ın (a.s.) şöyle buyurduğunu işittim:
Allah'tan kork, vera /takva sahibi ol, ibadetlerde gayretli davran, doğru konuş emanete riayet et, güzel ahlâklı ol ve komşularına iyi davran. İnsanları kendinize, dillerinizden gayrisiyle (amellerinizle) davet edin.
Bize süs olun, bize utanç kaynağı olmayın, rüku ve secdeleriniz uzun olsun, şüphesiz ki sizden birinin rüku ve secdeleri uzarsa şeytan arkalarından şöyle feryat eder:
"Eyvahlar olsun bana; bu itaat etti, ben ise isyan ettim, o secde etti, ben ise secde etmekten sakındım."
(el-Kâfi, c.2, s.77)
İnna lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Prof. Dr. Hasan Hüsrev Hatemi hocamızın vefatını derin bir üzüntüyle duyduk. Allah kendisine gani gani rahmet eylesin; başta kıymetli ailesi olmak üzere Prof. Dr. Hüseyin Hatemi hocamıza @Elifhevav tüm sevenlerine, ilim, irfan ve edebiyat camiasına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.
Bugün Şia toplumunun Taklid merciilerinin tespitine göre, Ramazan bayramının ilk günüdür. Bu münasebet ile başta İmam-ı Zaman (a.f) ağamız olmak üzere, cümle âleme bayram kutlu olsun. Gerçek bayram yaşayalım inşallah🙏
“Zaman, Ali zamanıdır!”
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
İRAN İSLAM CUMHURİYETİ MİLLİ GÜVENLİK SEKRETERİ PROF. ALİ LARİCANİ’NİN MÜSLÜMANLARA VE İSLAM ÜLKELERİ YÖNETİCİERİNE ÖNEMLİ MESAJI:
Dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlara ve İslam ülkelerinin hükümetlerine:
1. İran, müzakereler sırasında gerçekleşen aldatıcı bir Amerikan-Siyonist saldırısına maruz kaldı ve bunun amacı İran’ı parçalamaktı. Bu saldırı, İslam Devrimi’nin büyük ve fedakâr liderinin şehit olmasına ve birçok sivil ile askerî komutanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Ancak saldırganlar, İran halkının güçlü millî ve İslami direnişiylekarşılaştılar.
2. Bildiğiniz gibi, nadir bazı durumlar ve sadece sınırlı siyasi tutumlar dışında, hiçbir İslam devleti İran halkının yanında yer almadı. Buna rağmen İran halkı güçlü iradesiyle saldırgan düşmanı bastırmayı başardı; öyle ki bugün düşman, bu stratejik çıkmazdan bir çıkış yolu bulmakta aciz kalmıştır.
3. İran, büyük şeytan ve küçük şeytan (yani Amerika ve İsrail) karşısında direniş yolunda ilerlemeye devam etmektedir. Ancak bazı İslam hükümetlerinin tutumu, Peygamber’in (s.a.a) şu sözüyle çelişmiyor mu?
“Bir kimse bir adamın ‘Ey Müslümanlar!’ diye yardım çağrısı yaptığını duyar da ona cevap vermezse, o Müslüman değildir.”
Peki bu nasıl bir İslam’dır?
4. Bazı ülkeler bundan da ileri giderek İran’ın, kendi topraklarında bulunan Amerikan üslerini ve Amerikan ile İsrail çıkarlarını hedef aldığı için suçlu olduğunu söylediler. Peki, siz İran’dan, ülkelerinizdeki Amerikan üsleri İran’a saldırmak için kullanılırken, onun elleri bağlı şekilde durmasını mı istiyorsunuz? Bunlar boş sözlerdir. Bugün karşı karşıya gelen taraflar bir yanda Amerika ve İsrail, diğer yanda ise İran ve Müslüman direniş güçleridir. O hâlde siz hangi tarafta duruyorsunuz?
5. İslam dünyasının geleceğini düşünün. Siz biliyorsunuz ki Amerika size sadık değildir ve İsrail sizin düşmanınızdır. Bir an durun ve kendiniz ile bölgenin geleceği hakkında düşünün. İran size nasihat eden bir dosttur ve size hâkimiyet kurmak istememektedir.
6. İslam ümmetinin birliği, eğer tam anlamıyla gerçekleşirse, bütün İslam ülkeleri için güvenliği, ilerlemeyi ve bağımsızlığı sağlayacak büyük bir güçtür.
Selâm üzerinize olsun.
Allah’ın kullarından bir kul Ali Laricani
Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu:
Ali'yi sevmek ibâdettir; Allah onun velâyetini kabul etmeden ve düşmanlarından teberri etmeden hiçbir kulun imanını kabul etmez.
(İrşâdü'l-Kulûb, s.209.)