Az önce @nowhaber 'de DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, gelir vergisi tarifesinin ilk dilimindeki oranın yüzde 15'ten yüzde 10'a düşürülmesi gerektiğini söyledi.
Ancak bu talep hatalıdır.
Birincisi: Gelir Vergisi Kanunu'nun 23/18. maddesi gereğince ücretlilerin asgari ücrete isabet eden kazançları gelir vergisinden istisna. Ücretlinin vergisi hesaplanırken asgari ücrete isabet eden vergi de hesaplanan vergiden düşülüyor.
Dolayısıyla ilk vergi oranı yüzde 15'ten yüzde 10'a indirilirse yalnızca ücret üzerinden hesaplanan vergi değil, asgari ücret istisnası nedeniyle düşülecek vergi de azalacak. Yani çalışanların elde edeceği avantaj da azalacak.
İkincisi: Gelir vergisi tarifesi yalnızca ücretlilere uygulanmıyor. Ticari kazanç, kira geliri ve serbest meslek kazancı elde edenler de bu tarifeye tabi.
Dolayısıyla ilk vergi oranının yüzde 10'a düşürülmesi yalnızca çalışanlara değil, diğer gelir vergisi mükelleflerine de avantaj sağlayacak.
Özetle, amaç ücretlilerin vergi yükünü azaltmaksa bütün gelir vergisi mükelleflerini kapsayan genel bir oran indirimi yerine, doğrudan ücretlilere yönelik bir düzenleme yapılması daha doğru olacaktır.
Tarih; sermaye piyasasında yaşananları,
Ahlaki değerlerini yitirmiş kamu görevlileri ve siyasetçiler ile organize hareket eden suç şebekelerinin,
Yüzbinlerce küçük yatırımcıyı otoritelerin gözleri önünde dolandırarak soyduğu,
Ülkeye ve 86 milyon vatandaşa tarihin en büyük zatarlarından birini vererek ihanet edildiği,
Soyanların ve ihanet edenlerin ısrarla korunduğu,
Bunları sorguluyanların ise hukuksuz uygulamalarla susturulmak istendiği,
Ülkenin en acı ve en ibretlik olayı olarak yazacaktır.
@memetsimsek@abakingurlek
Restitutio post factum crimen non extinguit.
Yani, fiil sonrası iade, suçu ortadan kaldırmaz.
Crimen consummatum restitutione non tollitur.
Yani, tamamlanmış suç, iade ile ortadan kalkmaz.
Quod factum est, infectum fieri nequit.
Yani, yapılmış olan, yapılmamış kılınamaz.
Hatırlatmakta fayda var: Fonzi skandalının iki ana aşaması bulunuyor:
1. Hisse manipülasyonu yoluyla fiyatların şişirilmesi,
2. Şişirilen hisse ve fon getirileriyle yatırımcıların aldatılması.
Elbette her finansal manipülasyonda olduğu gibi, bu iki aşamanın yanına hisse teminatlı reverse repo gibi başka unsurlar da ekleniyor.
Olayların başlangıcı hisse manipülasyonu olmasına rağmen, şimdiye kadar Borsa İstanbul’un sorumluluğu nedense pek dile getirilmiyor. Oysa Borsa idaresinin de manipülasyonu engelleme yetkisi vardır. Borsa’nın manipülasyon vb. durumlarda işlemleri durdurma, faillerine işlem yasağı koyma gibi yetkileri bulunmaktadır. Bu konudaki yetkiler, kısaca “Gözetim Tedbirleri Yönergesi’nin 6. maddesi” olarak ifade edilebilir. İlgili yönergenin bağlantısı aşağıdadır.
Borsa’nın SPK kadar cezai yetkileri olmasa da, SPK geçmişe dönük ayrıntılı bir süreç yürütürken Borsa daha proaktif ve güncel duruma hâkimdir. Sonuçta tüm işlemler kendi platformunda gerçekleşmekte olup Borsa, bir manipülasyonu anında fark edebilecek ve müdahale edebilecek yetenektedir.
Doğru, SPK bu olaya seyirci kaldı ama Borsa manipülasyona zamanında müdahale etseydi belki de bunlar hiç yaşanmayacaktı. Bu konuda SPKnın olduğu kadar Borsa Istanbul’un vebali vardır.
https://t.co/DKLZNJ4iSx
TÜRK-İŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANDI
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, çalışma hayatında yaşanan gelişmeleri, çalışanların karşı karşıya bulunduğu sorunları ve ülkemizin ekonomik ve sosyal koşullarını değerlendirmek üzere 23 Eylül 2026 Çarşamba günü toplanmıştır.
Toplantıda; çalışanların alım gücü, vergide adalet, adil gelir dağılımı, otoyolların özelleştirilmesi, sendikal haklar, İSG, taşeron işçilik, staj mağdurları, banka promosyonları, okulların güvenliği, emekli aylıkları, fon ve sermaye piyasalarında yaşanan mağduriyetler ve çalışma hayatının güncel sorunları başta olmak üzere gündemde yer alan konular değerlendirilmiştir.
Toplantının ardından aşağıdaki TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu Bildirisi kamuoyuyla paylaşılmıştır.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu Bildirisi
1. VERGİDE VE GELİR DAĞILIMINDA ADALET SAĞLANMALIDIR
Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek belirginleşirken, ücretlilerin, dar gelirli kesimlerin ve emeklilerin satın alma gücü gerilemektedir. Çalışanların önemli bir bölümü temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, asgari ücret yaygın ücrete dönüşmektedir.
Vergi sistemindeki adaletsizlik de ücretlilerin üzerindeki yükü artırmaktadır. Çalışanlar, yılın başında aldıkları ücretin net tutarını vergi dilimleri nedeniyle yılın ilerleyen aylarında alamamakta, ücret artışı olmadığı hâlde daha fazla vergi ödemektedir. Örneğin; 2026 yılında aylık brüt 82.575 TL, yani brüt asgari ücretin 2,5 katı ücret geliri elde eden bir çalışanın kümülatif vergi matrahı üzerinden yapılan hesaplamada çalışan, yılın ilk iki ayında yüzde 15’lik, Mart ayında yüzde 20’lik, Haziran ayında ise yüzde 27’lik vergi dilimine ulaşmakta olup eline geçen net ücret bu oranda azalmaktadır.
Ekonomik ve sosyal politikalar adil gelir dağılımı ve insanca yaşam temelinde şekillendirilmeli; çalışanların alım gücü korunmalıdır. Vergi dilimleri ücretlileri mağdur etmeyecek şekilde düzenlenmeli ve az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi hayata geçirilmelidir.
2. KAMU HİZMETİNİN BİR PARÇASI OLAN KÖPRÜ VE OTOYOLLAR ÖZELLEŞTİRİLEMEZ
Otoyol ve köprülerin özelleştirme kapsam ve programına alınması yalnızca çalışanların iş ve gelir güvencesini ilgilendiren bir konu değildir. Karayolları; ulaşım sistemi, ekonomik hayat, kamu güvenliği ve afetlere müdahale kapasitesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğundaki otoyol, köprü ve bağlantı yolları ile bakım ve işletme tesisleri, kamu hizmetinin sürekliliği anlayışı içinde değerlendirilmelidir.
Bakım, onarım ve işletmede kâr önceliği kamu hizmetinin önüne geçmemeli; yol güvenliği ve hizmet kalitesi tasarruf yapılacak bir alan olarak görülmemelidir.
Kamuya ait otoyol ve köprülerin değeri yalnızca bugün elde edilecek ihale bedeliyle ölçülemez. Gelecekte sağlayacağı gelir, toplumsal değer ve ülkenin uzun vadeli ulaşım ihtiyaçları birlikte değerlendirilmelidir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak; otoyol ve köprülerin özelleştirilmesine karşı olduğumuzu, bunun yalnızca bağlı sendikamız YOL-İŞ’in ve Karayolu işçilerinin değil, kamu hizmetinin, vatandaşın ulaşım hakkının ve Türkiye’nin geleceğinin meselesi olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz.
3. ÜCRETLERİN ENFLASYON KARŞISINDAKİ KAYBI ÖNLENMELİDİR
Yüksek enflasyon nedeniyle ücret artışları kısa sürede anlamını yitirmekte, çalışanların gerçek satın alma gücü gerilemektedir.
Ücret politikalarında yalnızca rakamsal artışlar değil, çalışanların gerçek satın alma gücü ve yaşam maliyetleri dikkate alınmalıdır. Ücretlilerin alım gücünü koruyacak ve insan onuruna yakışır bir yaşam standardı sağlayacak ekonomik ve sosyal politikalar uygulanmalıdır.
4. SENDİKAL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER GÜVENCE ALTINA ALINMALIDIR
Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar devam etmektedir. İşçilerin sendikaya üye oldukları için işten çıkarılmasının önüne geçilmeli; baskı, tehdit ve sendikasızlaştırma uygulamalarına karşı etkili ve caydırıcı tedbirler alınmalıdır.
Toplu iş sözleşmesi, yetki ve işkolu uyuşmazlıklarında yaşanan uzun yargı süreçleri ile grev hakkına ilişkin sınırlamalar giderilmeli; çalışma mevzuatı ILO normlarıyla uyumlu hâle getirilerek sendikal hak ve özgürlükler etkin biçimde korunmalıdır.
5. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDEN TAVİZ VERİLMEMELİDİR
İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışma hayatının önemli sorunları arasında yer almaktadır. Hiçbir ekonomik gerekçe, işçinin yaşam ve sağlık hakkından daha önemli değildir.
İşverenlerin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi sağlanmalı, denetimler güçlendirilmeli ve gerekli önlemlerin maliyet gerekçesiyle ertelenmesinin önüne geçilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği, tasarruf yapılacak bir alan değildir.
6. 696 SAYILI KHK İLE KADROYA GEÇEN İŞÇİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİDİR
696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen işçilerin ücret, ikramiye, sosyal haklar, çalışma koşulları, tayin, pozisyon değişikliği, meslek kodları ve diğer özlük haklarına ilişkin sorunları tamamen çözülememiştir.
Aynı kamu hizmetini yerine getiren işçiler arasındaki farklı uygulamalar sona erdirilmeli, bu işçilerin tüm özlük haklarına ilişkin sorunları giderilerek diğer kamu işçileriyle eşit haklardan yararlanmaları sağlanmalıdır. Emekli olan işçilerin yerine yeni işçi alımları yapılmalıdır.
7. KAMUDA TAŞERON ÇALIŞTIRMA UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR
Taşeron çalışma; güvencesizlik, eşitsizlik ve hak kayıplarına neden olmaya devam etmektedir. 696 sayılı KHK ile önemli sayıda taşeron işçinin kadroya geçirilmiş olması önemli bir adım olmakla birlikte, başta Kamu İktisadi Teşebbüsleri olmak üzere, kapsam dışında kalan işçilerin sorunları sürmektedir.
Kamuda taşeron istihdamına son verilmeli, kapsam dışında kalan işçiler ayrım yapılmaksızın kadroya alınmalı ve eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir.
8. ÇIRAKLIK VE STAJ SÜRELERİ EMEKLİLİK HESABINDA DİKKATE ALINMALIDIR
Çıraklık ve staj dönemlerinde yalnızca belirli sigorta primlerinin yatırılması, bu sürelerin emeklilik açısından başlangıç tarihi olarak değerlendirilmemesine neden olmaktadır. Çalışma hayatına genç yaşta başlayanların sosyal güvenlik hakları korunmalı; çıraklık ve staj sürelerinin emeklilik hesabında sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal düzenleme hayata geçirilmelidir.
9. BANKA PROMOSYONLARI ÇALIŞANLARA ÖDENMELİDİR
Çalışanların ücretlerinin banka aracılığıyla ödenmesi karşılığında sağlanan banka promosyonları çalışanlara ödenmelidir. Özellikle özel sektör işyerlerinde ve kamuya bağlı alt işveren uygulamalarında promosyonların çalışanlara ödenmemesi önlenmeli; elde edilen tutarların tamamının çalışanlara ödenmesini güvence altına alacak düzenlemeler yapılmalıdır.
10. EMEKLİLERİN YAŞAM KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLMELİDİR
Uzun yıllar çalışma hayatında alın teri döken emeklilerin gelirleri, insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilecek düzeye çıkarılmalıdır.
Emekli aylıklarının satın alma gücü korunmalı, ekonomik ve sosyal yaşam koşulları iyileştirilmeli ve geçmiş dönemlerde ortaya çıkan hak kayıpları giderilmelidir. En düşük emekli aylığı, prim ödeme gün sayısı esas alınarak belirlenmeli ve asgari ücretin altında olmamalıdır.
11. ÖĞRENCİLERİN GÜVENLİĞİ SAĞLANMALIDIR
Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir okulun yakınında yaşanan silahlı saldırıda öğrencilerin yaralanmasından büyük üzüntü duyuyor, yaralanan öğrencilerimize acil şifalar diliyoruz.
Okulların ve çevrelerinin güvenli olması, devletin ve ilgili kurumların öncelikli sorumluluğudur. Öğrencilerin bulunduğu alanlarda şiddet ve silah olaylarının yaşanması kabul edilemez.
Çocuklarımızın can güvenliğinin korunması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli önlemler alınmalı, sorumlular hukuk çerçevesinde gereken şekilde cezalandırılmalıdır.
Güvenli ve huzurlu bir eğitim ortamı için okullarımızda ve okul çevrelerinde gerekli güvenlik tedbirlerinin vakit geçirilmeden alınmasını talep ediyoruz.
12. FON VE SERMAYE PİYASALARINDAKİ MAĞDURİYETLER GİDERİLMELİDİR
Son dönemde fon ve sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeler nedeniyle birikimlerini değerlendiren çok sayıda yatırımcının mağduriyet yaşadığına ilişkin endişeler kamuoyuna yansımaktadır.
Özellikle çalışanların uzun yıllar boyunca alın terleriyle oluşturdukları tasarruf ve birikimlerinin korunması büyük önem taşımaktadır. Sermaye piyasalarında güvenin sağlanması, yatırımcıların haklarının korunması ve piyasalarda şeffaflığın ve denetimin güçlendirilmesi gerekmektedir.
Yaşanan gelişmelerden zarar gören yatırımcıların mağduriyetlerinin giderilmesi, varsa hak kayıplarının tespit edilerek ödenmesi ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların hukuk çerçevesinde gereken şekilde cezalandırılması gerekmektedir.
TÜRK-İŞ olarak; çalışanların ve küçük yatırımcıların alın teriyle oluşturdukları birikimlerinin korunmasını, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasını ve mağduriyetlerin giderilmesi için gerekli tüm tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz.
TÜRK-İŞ EMEĞİN HAKKINI KORUMAK İÇİN MÜCADELESİNİ SÜRECEKTİR
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak; çalışanların hak ve menfaatlerinin korunması, gelir ve vergi adaletinin sağlanması, ücretlerin satın alma gücünün korunması, sendikal hakların güçlendirilmesi ve çalışma hayatındaki sorunların çözümü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
İşçilerin emeğinin karşılığını alması, insan onuruna yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşması, emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir gelire sahip olması ve çalışma hayatında adaletin sağlanması için ilgili tüm kurum ve kuruluşları sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.
TÜRK-İŞ olarak, emekçilerin haklı taleplerinin hayata geçirilmesi ve çalışma hayatının temel sorunlarının çözümü için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Trabzonspor'un 4 Milyon civarında taraftarı var.
Trabzon nüfusuna kayıtlı insan sayısı 1 Milyon 700 bin.
Sonuç: Trabzonspor'un, Trabzonludan çok Trabzonlu olmayan taraftarı var.
"Sadece Trabzonluların takımı" diyenlere mahsus selam ederim:)
Tera ve Pusula gibi Şirketlerin sahip, yönetici ve yönetim kurulu üyelerinin ve 1. Derece akrabalarının mal varlıkları donduruldu.
Bu güzel bir gelişme son 2 gündür yazdıklarım yönünde çok doğru olmuş.
Bu kararda emeği geçen herkesi tebrik ederim.
Bir de eğer bizim ülkenin mevzuatına uygunsa ve suçları sabitlenirse CLAWBACK ile alınan paralar fon zedelere oranında dağıtılırsa harika olur.
𝐒̧𝐚𝐦𝐩𝐢𝐲𝐨𝐧 𝐓𝐮̈𝐫𝐤𝐢𝐲𝐞! 🇹🇷
2026 CEV Trendyol Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası'nda üst üste ikinci kez şampiyonluğa ulaşan A Milli Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyor, ülkemize yaşattıkları bu büyük gurur için tüm sporcularımıza ve teknik ekibimize teşekkür ediyoruz 🏆
Türk futbolunda yıllar geçiyor; takımlar, yönetimler, kadrolar ve yatırımlar değişiyor. VAR geliyor, teknoloji gelişiyor, futbolun her alanında yeni standartlardan söz ediliyor.
Ancak bir tek şey değişmiyor: Hakem hataları.
Henüz sezonun başında olmamıza rağmen hakem performanslarının Türk futbolunun bir kez daha en önemli gündem maddesi haline gelmesi, sistemdeki sorunun ne kadar köklü ve ciddi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun göreve geldiği günden bu yana hakemlerin gelişimi için ortaya koyduğu çabayı görmezden gelemeyiz. TFF Başkanı’nın bu konudaki hassasiyeti ortadayken, mevcut hakem kadrolarının hala yetersiz kalması, sorunun yapısal boyutunu açıkça göstermektedir.
Sezonun ilk haftasından itibaren Kasımpaşa, Başakşehir ve Amedspor karşılaşmalarında takımımız aleyhine verilen kritik kararlar artık “hata” kelimesiyle açıklanabilecek sınırların çok ötesine geçmiştir.
Sahada verilen yanlış kararların VAR tarafından düzeltilmediği, VAR müdahalesi gereken pozisyonlarda sessiz kalındığı, futbolun temel kurallarının dahi farklı maçlarda farklı şekilde yorumlandığı bir düzeni kabul etmemiz mümkün değildir.
Trabzonspor Kulübü olarak bu sezon ulaşmak istediğimiz çok önemli hedeflerimiz var. Camiamız, bu hedefler doğrultusunda büyük bir mücadele ortaya koymaktadır.
Bu emeğin, kabul edilemez hakem kararlarıyla gölgelenmesine sessiz kalmayacağız.
Biz yalnızca adalet istiyoruz. Yıllardır!
Türk futbolunun artık Avrupa standartlarında eğitim almış, fiziksel ve mental olarak yeterli, baskı altında doğru karar verebilen, futbolun kurallarına hakim hakemlere ihtiyacı vardır.
Aynı şekilde VAR odalarında görev yapan isimlerin de pozisyonları yorumlayan değil, kuralları eksiksiz uygulayan ve gerektiğinde sahadaki hakemin açık hatasını düzeltebilecek yetkinlikte kişilerden oluşması zorunluluktur.
Trabzonspor’un kaybedecek zamanı yoktur. Türk futbolunun da tahammülü kalmamıştır.
Bugün oynayacağımız Gençlerbirliği karşılaşması öncesinde açıkça ifade ediyorum:
Sahada futbolcuların mücadelesinin önüne geçen, maçın sonucuna etki eden, konsantrasyonu ve özgüveni tartışmalı bir hakem yönetimi görmek istemiyoruz.
Pozisyonunuzu değiştirin! Emeğin karşısında durmayın!
Ertuğrul Doğan
Trabzonspor Kulübü Başkanı
Bu hafta hakemlere verilen eğitimde MHK eğitmeni Alan Snoddy, penaltı pozisyonunda golü atan Yira Collins Sor’un ceza alanına girişte ihlalde bulunduğunu, golün kesinlikle iptal edilmesi ve Trabzonspor’un vuruşuyla başlaması gerektiğini ifade etmiş. Allah sizi bildiği gibi yapsın