Günümüz insanı boşluğa dayanamaz. Boşluğu hemen bir etkinlikle doldurmak ister. Çünkü değerli hissetmesi, bir şeyler yapmasına koşullandırılmıştır. Oysa boşlukta durabilme becerisi dönüşüm için çok önemlidir. Boşluk, yeni kimliğin sancılı doğum odasıdır.
Oturmamış karakter, net olmayan bir dil, öz eleştiriden yoksun bir ruh kadar yoran bir şey yok; hak edilmemiş bir ego kadar yavan, üzerine düşünülmemiş bir cümle kadar toksik.