Bolu'da köylere su sayacı takılması protesto edildi:
"Bu suyu 8 km öteden biz kendi imkanlarımızla getirdik. Bugün il özel idaresi sayaç takıp bizden kendi suyumuz için para istiyor. Bu su atalarımızın suyu."
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Doğan Hatun ‘özeleştirisini vererek’ istifa etti:
“Partimin ve halkımın benden beklediği temel sorumlulukları üstlenilen düzeyde cevaplayamadım. Görevimi istediğim düzeyde yerine getiremedim”
https://t.co/SksVlApz5U
Uluslararası bir zirvede sergilenen bu "milli duruş" tiyatrosu, absürtlük ile popülizmin iç içe geçtiği, hem trajikomik hem de izlerken insanı huzursuz eden bir vizyonsuzluk örneği; adeta "İbiş'in sitesinden ibişlik işler" dedirtecek cinsten.
Gazze’de yaşanan soykırıma ve işlenen insanlık suçlarına karşı duyulan toplumsal öfkeyi sadece bir içecek dolabının sınırlarına hapsedip, bu vahşete doğrudan ya da dolaylı destek veren liderleri aynı masada ağırlamakta hiçbir beis görmemek, kelimenin tam anlamıyla gülünç bir tutarsızlıktır.
Küresel jeopolitiğin ve diplomatik dengelerin tartışıldığı koskoca bir NATO zirvesinin başarısını, soykırım failleriyle el sıkışırken dolaptaki gazozun markası üzerinden ölçmeye çalışmak, kitlelerin hassasiyetlerini sömüren çiğ ve iğrenç bir şovdan ibarettir.
Kendi vatandaşına hamaset satarken, sahnedeki diplomatik gerçeklikte somut bir yaptırım yerine ikramlar üzerinden bir zafer hikayesi devşirmeye çalışan bu propaganda dili, vizyoner bir devlet aklından ziyade, derin bir samimiyetsizliğin ve göz boyama gayretinin trajik bir yansımasıdır.
Mithat hoca bunları söylemek için biraz fazla geç kalmadı mı
Bu eleştiriler ilk günden yapılıyordu ancak adını koymakta bile zorlanılan sürecin heyecanından olsa gerek pek de dikkate alınmadı
Diyarbakır’da konuşan DEM Parti İmralı heyeti üyesi Mithat Sancar:
“Sürece kimin hangi ismi verdiği çok önemlidir. Sürece verdiğiniz isim, sürece karşı yaklaşımınızı ve niyetinizi de ortaya koyar. “Terörsüz Türkiye” derseniz, bu birçok kesim tarafından kabul edilmez”
Zatın biri bir zamanlar şöyle demişti:
"Ahmed eş-Şara Suriye halkının umudu, İslam ümmetinin iftiharıdır. Düne kadar kendisini yok sayan, hatta imha edilmesi gereken bir terörist olarak yaftalayan bölgenin ve dünyanın müstekbirlerine geri adım attırmıştır." https://t.co/rs2VtCv9qb
Öyle mi gerçekten?
Trump, bütün dünyanın önünde, kendisinden önce hiçbir Amerikan başkanının İsrail için yapmadığını yapmış olmakla övünürken özellikle Kudüs'ü ve Golan Tepeleri'ni örnek veriyor. Yanında oturan "ümmetin iftiharı" ise tek kelime etmiyor!
Ne "Golan Suriye toprağıdır" diyebiliyor ne de diplomatik bir itiraz cümlesi kurabiliyor.
Demek ki "müstekbirlere geri adım attırmak", artık onların tezlerini sessizce dinlemek anlamına geliyormuş!
Devletler hukukunda böyle anlarda sessizlik, çoğu zaman siyasetin kendisidir; söylenileni tasdiktir. ABD Başkanı Golan'ı İsrail toprağı olarak anlatırken Suriye'yi temsil ettiğini söyleyen kişinin suskunluğu, bütün dünya tarafından kayda geçirilir.
Askerî gücünüz yetmeyebilir. Size ille de savaşa girin diyen yok. Ama hiç olmazsa "Golan işgal altındaki Suriye toprağıdır" deme cesaretini gösterin be yahu! Hadi siz hukuk bilmez silahlı militanlardınız. Peki size güya abilik yapan bir zamanlar Suriye şehirlerine Türkiye plaka numaralarını verenlerde mi bu konuda size birşey öğretmedi?
Füze atmanız gerekmiyor; sadece diplomatik bir cümle kurmanız gerekiyordu.
Daha düne kadar "Suriye fethedildi" diye zafer naraları atanlar da bugün ortaya çıkan tabloyu da açıklamak zorundadır.
Eğer sonuç; İsrail'in kuzey cephesini rahatlatan, Golan işgalini fiilen tartışmasızlaştıran ve yarın Hizbullah'a karşı kullanılabilecek bir Suriye ise, o zaman "kim kime geri adım attırdı?" sorusunu yeniden sormanın zamanı gelmiştir.
Bir yandan en sert İsrail karşıtı söylemleri üretip diğer yandan İsrail'in bölgesel güvenlik mimarisini güçlendiren sonuçlara alkış tutuyorsunuz...
Asıl izaha muhtaç olan çelişki budur.
Ankara Konur sokakta tanımıştım
Yine en son Konur sokakta karşılaşmış ve vedalaşmamızın akabinde birkaç gencin beni ünlü bir şaire benzetmesi beni güldürmüştü
Ben bu duruma ‘Ahmet Telli etkisi’ demiştim
Demek şiirler gibi karakter de işliyormuş insana
Güle güle Ankara’nın abisi
Protesto "İhtimaline" Karşı Şafak Operasyonuyla Yapılan Gözaltılar Kabul Edilemez!
06.07.2026 günü sabahın erken saatlerinde İstanbul, Kocaeli, Kastamonu, Adana ve Ankara başta olmak üzere birçok ilde, Filistin mücadelesi ile siyonizm/emperyalizm karşıtı duruşlarıyla bilinen çok sayıda kişi "şafak operasyonlarıyla" gözaltına alınmıştır.
Derneğimiz avukatları, hukuki destek vermek amacıyla gözaltına alınan bazı kişilerin tutulduğu Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gitmiştir. Ancak kendilerine dosya hakkında kısıtlama kararı olduğu gerekçesiyle bilgi verilmemiş ve müvekkilleriyle görüşmeleri engellenmiştir.
Bu gözaltıların, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO toplantısı sırasında yapılması muhtemel protestoları engellemeye dönük, hayatın olağan akışına, demokratik standartlara ve hukuka aykırı bir kampanyanın parçası olduğu açıkça ortadadır.
NATO'yu protesto etmenin herhangi bir açıdan hukuka aykırılık teşkil etmediği izahtan varestedir. Henüz hiçbir eyleme girişmemiş kişilerin, ihtimale binaen toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanırlar gerekçesiyle, şafak vakti evlerine baskın yapan terörle mücadele ekiplerince gözaltına alınması, ülkemizdeki temel hak ve hürriyet rejimi açısından yeni ve tehlikeli bir aşamaya işaret etmektedir.
Hukuka aykırı kısıtlama kararlarıyla gözaltındaki kişilerin hukuki destekten mahrum bırakılması da mevcut sürecin keyfiliğini gözler önüne seren güçlü bir emaredir.
ABD dahil, dünyanın neresinde yapılırsa yapılsın NATO toplantıları protestolara zemin teşkil eder. Bu durum yalnızca demokratik ve meşru bir hakkın kullanımı değil, aynı zamanda küresel düzeyde yaygın ve kabul görmüş bir politik fenomendir.
Türkiye'nin askeri darbeler tarihinde derin izleri bulunan, Dünyada ise BM sözleşmelerine aykırı olarak BM'yi işlevsiz kılan çatışma ortamlarına sebebiyet verdiği bilinen NATO'nun bölgemizde ve ülkemizde de protesto edilmesi gayet doğaldır. Buna rağmen, halkı baskı altına alarak ülkeyi NATO için adeta “dikensiz bir gül bahçesi” hâline getirme çabası hiçbir surette kabul edilemez. Henüz hiçbir eylemde bulunmamış kişilere yönelik bu önlemler, tehditler ve şafak operasyonlarıyla icra edilen gözaltılar tamamen hukuk dışıdır; temel hak ve özgürlüklerin çok ağır bir ihlalidir.
Hak İnisiyatifi olarak tüm kamuoyunu, Türkiye'de hukuk ve insan hakları rejiminin getirilmek istendiği bu yeni safhayı kabullenmemeye davet ediyor; demokratik yollarla inşa edilmeye çalışılan bu baskı ortamına karşı güçlü bir şekilde durduğumuzu ilan ediyoruz.
#Hakİnisiyatifi @NATO@adalet_bakanlik
🗣 @HarunOzkarakas
📌Anti-emperyalist, anti-siyonist mücadele içerisinde olan aktivist, aynı zamanda akademisyen, hukukçu birçok kişi gözaltına alındı
📌Bugün erken saatlerde arkadaşlarımızın gözaltına alındığı bilgisi bizlere ulaştı
📌Şeffaf bir süreç de yürütmüyorlar. Avukatlarımız sabah gittiğinde emniyet bir açıklamada bulunmadı, müvekkilleriyle görüştürmediler
📌Gizlilik kararı dediler ama sebep, malumunuz olduğu üzere NATO Zirvesi
@direniscadiri
Kafesinde Kürtçe hizmet verdiği için daha önce ev hapsine alınan Ramazan Şimşek'e 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi
Ramazan Şimşek duruşma salonunda da savunmasını Kürtçe verdi
Rûdaw'dan Gazeteci Maşallah Dekak'a konuşan Şimşek:
Asla pişman değilim, anadilimi savunmaya devam edeceğim
🗣️Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Bülent Kaya:
🔹"Silah bıraktırmak istediğiniz örgüte önce hukuki çerçeveyi sunacaksınız ki insanlar silahı bıraktıklarında neyle karşılaşacaklarını bilsin"
🔹"Herkes silahı bıraksın, ondan sonra yasayı çıkaralım. Bu olmaz"
🔹"Bu süreç adım adım ilerlemeli; silah bırakma ile hukuki düzenlemeler birlikte yürümeli"
İzlemek için: https://t.co/YZLunOK2ni
@avbulentkaya@Kemalav
Madımak Katliamı
Pir Sultan Abdal Şenlikleri için Sivas’a giden 33 yazar, ozan ve sanatçı ile 2 otel çalışanı; 2 Temmuz 1993'te dinciler ve faşistler tarafından kuşatılan Madımak Oteli'nde, devletin gözü önünde yakılarak katledildi.
Saatler süren kuşatmaya polisin müdahale etmediği katliamın davası "zaman aşımıyla" düşürülürken, katil avukatları ise ödüllendirildi.
Katliamın arkasındaki siyasi odaklar ve katilleri aklayanlar, bugün de aynı karanlığı örgütlemeye devam ediyor.
Madımak, insanlığa karşı işlenmiş bir suç ve unutulmaması gereken bir utançtır.
#unutMADIMAKaklımda
Bariyerler, mazgallar, görüntü kirliliği, elbise vs Edward Saidi en çok okuyan kesimin temsilcisi partinin yapıyor olması daha da ilginç deneysel. iç oryantalizm.
vatandaşına layık görmediğin, Amerikalı, İngiliz, Norveçli beğensin diye yaptığın şaklabanlıklar
AK Parti’nin en büyük gücü istişareyi bir usul değil, bir siyaset anlayışı olarak benimsemesidir.
33. İstişare ve Değerlendirme Toplantımızda ortak aklın rehberliğinde ülkemizin yarınlarını değerlendirdik. İnanıyorum ki güçlü kararlar, samimi istişarelerin ve ortak aklın ürünüdür.
GÜRAN AİLESİNİN ŞUBEMİZE ZİYARETİ VE ADİL YARGILANMA HAKKINA İLİŞKİN KAMUOYU DUYURUSU
2024 yılında Diyarbakır'da, menfur bir cinayet sonucu 8 yaşında aramızdan ayrılan ve acısı hepimizin yüreğinde halen taze olan merhum Narin Güran’ın babası Arif Güran ve ağabeyi Baran Güran, Hak İnisiyatifi Derneği İstanbul Şubemizi ziyaret etmişlerdir.
Söz konusu ziyarette, Güran ailesinin cinayet davası kapsamında yargılanan ve hüküm giyen fertleri adına Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşınmış olan hukuki süreç ele alınmıştır. Görüşmede, kamuoyunun da yakından takip ettiği; adil yargılanma hakkı ilkeleriyle çeliştiği ve hak ihlali doğurduğu iddia edilen yargılama safhaları üzerine karşılıklı görüş teatisinde bulunulmuştur. Sayın Arif Güran ve Baran Güran’a gerçekleştirdikleri bu nazik ziyaret için teşekkür ederiz.
Hak İnisiyatifi olarak bu vesileyle hukukun evrensel ilkelerini ve kurumsal misyonumuzu bir kez daha kamuoyuna deklare etmeyi bir borç biliriz:
Eksiksiz Aydınlatma:
Narin Güran cinayetinin, karanlıkta hiçbir nokta kalmayacak şekilde tüm yönleriyle, her türlü şüphe ve gölgeden uzak biçimde aydınlatılması esastır.
Hukuka Bağlılık:
Sürecin başından sonuna kadar tarafsız, objektif ve yalnızca evrensel hukuk normlarını esas alan bir yaklaşımla yürütülmesi, adalete olan güvenin yegane teminatıdır.
Maddi Gerçek ve Adalet:
Kamusal vicdanın merhamet ve adalet duygusunun tesiri, ancak ve ancak suçluların hak ettikleri cezayı eksiksiz alması ve masumların haklarının korunması ile mümkündür.
Kuruluşumuz, adaletin tecellisi ve insan haklarının eksiksiz uygulanması adına hem adil yargılanma iddialarının hem de cinayet dosyasının hukuki takibini tarafsızlık ilkesinden ödün vermeden sürdürmeye edecektir.