veda
tanımaktan, birlikte çalışmaktan sonsuz keyif aldığım, gurur duyduğum bir kardeşim, bir arkadaşımdı. kimseden iyi olmasın, çok özeldi. serhat'la bir iş yapmak hem inanılmaz kolay, hem delicesine zordu. anma töreninde ahmet mümtaz'ın dediği gibi, sadece oyunculuğu değil, sahip olduğu diğer her şeyiyle de çok büyüktü; sevinmeyi, üzülmeyi, özlemeyi, darılmayı, olduk olmadık her şeyi dert etmeyi büyük büyük yaşar, duyguları büyük büyük akardı. mutlu olduğunda dünyayı neşelendirip ayağı kaldırır, üzgün olduğunda ise kendisini ve herkesi soktuğu o karanlıktan çıkmak, onu çıkartmak için yollar arardın.
akılalmaz bir enerjisi vardı. 24 saat koşturma halindeydi, iş olsun, eğlence olsun yaptığı her şey, yaptığı/yapacağı diğer iki şey arasına sıkışır kalırdı. işe, buluşmaya, yemeğe, derse koşturarak gelir, koşturarak giderdi.
serhat iyi oyuncudan da öte, ingilizlerin "stage animal" dediği bir sahne hayvanıydı. kontrolü, karizması, enerjisi, doğallığı, seyirci/izleyici ile korduğu bağ olağanüstüydü. çok az oyuncuya nasip olacak çok disiplinli bir yeteneği vardı. kanserle çok uzun mücadele etti, ses telleri bozulup sesini kaybedince pes etmedi, uğraştı, sesini yeniden akort edip, eskisi gibi olmasa da yeniden yerli yerine yerleştirdi. ankara'da okul kurdu, varını yoğunu o okula harcadı. okulu ayakta tutmak için çok uğraştı, aynı anda 3-5 işte birden çalıştı. sadece elindeki değil, ileriye dönük kazanacağı paraları da harcadı. olmadı.
ölümü sonrası yaşanan tüm rezillikleri bir kenara bırakırsak şöyle güzel bir şey de oldu; konuşulanlar ve sosyal medyada dönen mesajlardan ne denli iyi bir oyuncu, ne kadar özel bir sahne adamı olduğunun istisnasız herkesin farkında olduğunu gördük hep beraber. o da görse mutlu olurdu.
ailesi başta olmak üzere, sevgili özlem'e, mahir'e, emre'ye, bennu'ya, memet ali'ye, melik'e, elif'e, ümit'e, ahmet mümtaz'a, şoray'a, adını sayamadığım tüm arkadaşlarına ve de sevenlerine sabır dilerim. hepimizin başı sağ olsun.
iyi ki varsın canım serhat, yaptıklarınla, filmlerinle, anılarınla aklımızda ve kalbimizde olmaya devam edeceksin. sayende maalesef şunu da gördük, bu ülkede ölmek bile çok zor.
Tek tek şişelenip kamyon kasalarıyla evlere girebilen içme suyu musluklardan neden akamıyor? İstanbul’u düşünün ortalama dört kişilik bir aile her gün en az 10 litre şişelenmiş su tüketiyor ve her ay 3 bin tl para ödüyor. şehirde 500 bin aile yaşıyor ve her ay 150 milyar TL sadece içme suyuna ödüyorlar. Yılda ise 1 katrilyon 800.000. Paraların sadece 1 yıllık miktarına bakar mısınız? Bu parayla İstanbul’a kaç temiz su altyapısı kurulur? Kaç 100.000 ton plastik attıktan dünyammızı kurtarırız? Kaç 100.000 ton akaryakıt tasarrufu yapar ve ülkenin parasının dışarıya gitmesini önleriz? Ne kadar egzoz gazından dünyamızı kurtarırız? Ama biz ne yapıyoruz? Koca koca su kaynaklarını şirketlere veriyoruz ve sadece şirketler kazansın diye hem biz hem dünyamız kaybediyor. Üzerine milyarlarca litre suyu da market raflarında şişelerde günlerce hapis yatırıyoruz. Sadece şirketler kazansın diye.
hiçbir zaman gözleri görmeyecekmiş. çünkü gözü yokmuş😪
buna rağmen o kadar sevgi dolu ki
adeta bir kelebek gibi
istanbul’da taliplerini bekliyor
4 aylık bir bebiş
Bir kadın, ilk doğum günü videosunu paylaşarak eski Türkiye’ye duyduğu özlemi anlattı:
• Bu görüntüdeki kız benim, sene 1994. Bir yaş doğum günüm.
• Biz çok kalabalık bir aile değildik ama keyifle buluşabilen bir topluluktuk.
• Annemlerin arkadaşları vardı, komşuları vardı. Hep birlikte gülebilen insanlar yani.
• Şimdi geçmişe dönüp bakınca sahip olduğum çocukluğu bir çocuğa yaşatamayacağımı daha iyi anlıyorum.
• Ailem memurdu mesela ama evlerinde güzel bir kalabalığı ağırlayabiliyorlardı.
• Ekonomik bir endişeyle her şeyi hesaplamak zorunda kalmadan, sosyalleşmekten korkmamışlar. Arkadaş edinmekten çekinmemişler. Evlerini açmaktan, birbirlerinin evlerine gitmekten tedirgin olmamışlar.
• Çocukları için bu kadar kaygılanmamışlar. Yüzler gülüyormuş mesela.
• Kimse emirvaki durmamış. Sahiden mutlularmış. Özgürce eğlenmişler. Toplum baskısından, gelecek kaygısından, idealize edilmiş standartlardan ve kalıplardan uzak kendilerine güvenli alanlar kurmuşlar.
• İnsanların çalışarak, emek vererek hayatlarını kurabileceklerine dair umutları varmış.
• İşini düzgün yaparsan, namusuna çalışırsan bir gün evini alacağına, arabanı alabileceğine, çocuğunu güvenle okutabileceğine inanıyormuşsun.
• Emek ile gelecek arasında bir bağ varmış. Her dönemin derdi vardır illa ki ama o dertle tükenmemişler. Birbirlerini de tüketmemişler.
• Bir çocuğun gözlerinin içine yürekten bakacak enerjileri varmış.
• Benim doğum günüm vesile olmuş bu anları kaydetmeye. Şimdi geçmişe bakınca en çok pamuk anneannemi, çocukluğumdaki Türkiye'yi ve içten gülen insanları özlüyorum.
• Belki de aslında geçmişi değil de geçmişte mümkün olduğuna inandığımız geleceği özlüyorum.
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasının ardından yapılan seçimlerde yine CHP den Sibel Tan Çetinkaya zorlu bir seçimden sonra Bşk vekili seçilmişti.
Hazmedemedi AKP, seçimi yeniletme kararı çıktı yargıdan. Valilik bildirdi: Ctesi saat 10.00 da seçim var . Fakat bakın neler yaptılar:
Dün, 4 CHP li Üsküdar Meclis Üyesi ifadeye çağrıldı. 2 Belediye Meclis üyesi gözaltına alındı ve seçim günü gözaltında olacaklar.
Nasıl? Beğendiniz mi?
Bu kadar bayağı dümen olur mu? Yargı, yürütme el ele seçim çalacaklar. Göstere göstere
Bu köpek insanı vefat edince yakınları tarafından barınağa bırakılmış. 1 haftadır Bodrum'da barınakta. Bodrum veya İstanbul 'da geçici/kalıcı yuva aranıyor acil.
8 yaşında, erkek. Çok güzel huylu, çocuklarla büyümüş bir köpek.
Paylaşır mısınız
İnsan kendisini anlatabilir, hakkını arayabilir, örgütlenebilir, gerektiğinde karşı koyabilir. Hayvanın ise insanın kurduğu dünyada bunların hiçbirine gücü yetmez. Onun adına verilen kararların sonuçlarını yaşar ama o kararların hiçbirine katılamaz.
Bill Gates’in son blog yazısı umarım bizleri ve en başta da ülkemizi yönetenleri uyandırır. Gerçi koltuk kavgalarından buna sıra geleceğini pek sanmıyorum ama tarihe not düşmek adına uyarımı yine de yapmak istiyorum.
Yapay zekâ ve robotik dönüşüm, geçmiş sanayi devrimlerinin sıradan bir tekrarı değil. "Yapay zekâ yeni iş alanları yaratacak" tesellisiyle bu işin içinden çıkamazsınız; çünkü yaratılan o yeni alanları da yine yapay zekâ ortadan kaldıracak. Bu kısır döngü, insanlığın varoluşsal krizine kadar uzanabilir.
Bağlantıdaki Medium yazısını bilinçli olarak Grok’a hazırlattım. Amacım "ben söylemiştim" algısından sıyrılıp nesnel bir tablo koymaktı. Grok’a “Bill Gates’in son blog yazısını değerlendirip, Alphan Manas’ın bu konulardaki geçmiş paylaşımlarını listeler misin?” dedim; ortaya çıkan analizi aşağıda paylaşıyorum
🔗 https://t.co/r0aetTzUEG
@emeklibnkci@DrYukselUrun Ben de 2 sene önce düştüm ve lombar kemiklerim kırıldı. K.kuyu dan
Ambulansla ilk geldiğim Ayvacık ta yeterli tıbbi cihaz ( tomografi ) olmaması nedeniyle önce Ezine ye ardından COMU ye sevk oldum İzlenen yol ve yapılan tedavi doğru sonuç verdi
kisine de Mütesekkirim
Furkan, Rasim Ozan, Fatih Tezcan ve benzeri AKP'li trollerin Atatürk'ü götüreceğini sandınız. Ben size Atatürk'ü kimsenin götüremeyeceğini hep söyledim. Bunun sizinle de bir alakası yok. Siz korkmak ve her lafın peşinden gitmek dışında bir şey yapmıyorsunuz. Atatürk'ü yalnızlığı koruyor. Evet, bazı insanları kalabalıklar korur; bazılarını makamları, orduları ya da iktidarları. Atatürk'ü ise bunların hiçbiri korumuyor. Onu yalnızlığı koruyor. Çünkü varlığını hiçbir güce borçlu olmayan birini, o gücü elinden alarak yok edemezsiniz.
Bir lider düşünün önce tüm ülkede direniş örgütleyip küllerinden bir ülke, bir vatan doğursun sonra da bir mektup bırakarak 100 yıl sonra gelecek işgali öngörüp bir nesli harekete geçirsin.. #GençliğeHitabe#Atatürk#ZKuşağı
Pirinç pilavındaki inorganik arseniği azaltmak için:
1 ölçü pirinci
4 ölçü kaynar suda
5 dakika haşlayın.
Haşlama suyunu dökün.
Temiz su ekleyip pilavı suyunu çektirerek pişirin.
Basit ama etkili bir mutfak uygulaması.
Pirinç pilavındaki arseniği azaltmak https://t.co/1ZlclCzyE3
Bir uluslararası toplantıda Amerikalı Mars'a, gideceğiz demiş, Rus Jüpiter’de koloni kıracağız, bizim Temel de geri kalmamak için "Biz de güneşe gideceğiz" demiş. "Güneşe gidemezsiniz, yakar!" demişler. Temel gülümsemiş: "akşam serinliğinde gideceğiz!"
Butlanbaşı’da Mersin’e akşam serinliğinde gittiyse. 😂😂
TÜRKİYEYİ SARAN KANSER TÜMÖRÜ...
İstanbul,Bodrum,Antalya tüm turistik yöreler uyuşturucu ve bahis sarmalında boğuluyor.
Restorant ve gece kulüpleri İstanbulda olduğu gibi mafyanın eline geçmiş.Dört kişilik bir masada balık-rakı hesabı maliyeti 7-8 bin olduğu halde;40-50 bin TL oluyor.
Mesela: 100 masalık bir restoran tüm masalar öğlen ve akşam servisi dolu gösterilerek günde 8 milyon,ayda 248 milyon TL aklayabiliyorlar.
Bodrum,Çeşme,İstanbulda bir mafya gurubu sadece 30-40 tane mekân aldığı söyleniyor.
Kara para turizmde hakimiyet kurmuş ve gerçek işletmecileri batırmışlar,mallarına çökmüşler.
Türk vatandaşları bütün yıl çalıştığı halde ağzının tadıyla kazıklanmadan bir tatil yapmaya yıllardır hasret kalmış.
Türkiyenin mavi yaka,beyaz yakalıları da bu astronomik fiyatlara yanaşamadıkları için Yunanistanda tatil yapmak zorunda kalıyor.
Turizm bakanı ise bu tabloyu purosunu tüttürerek izliyor.
İçişleri bakanı cami geziyor.
Adalet bakanı konuya çare bulmuyor.
Türkiyenin lokomotif sektörlerinden turizm batmak üzeredir,acil tedbirler alınmalıdır.
1️⃣ (13 Ağustos) 8 Ağustos'ta 20.000inci tweetimde pahalı markaların geleceklerinin ne kadar karanlık olduğunu anlatmıştım. Şimdi biraz daha detaya girelim.
Özellikle kadınlar pahalı güneş gözlükleri almaya bayılırlar. Fiyat arttıkça kalite de artar zannederler. Ama bilmezler ki pahalı tüm markaların isim hakkının tek bir firmanın, Luxxottica'nın tekelinde olduğunu.
O pahalı gözlüklerin hepsi tek bir fabrikada yapılır. Tasarımı tek bir firmadan çıkar. Tom Ford falan kendi gözlüğünün tasarımını yapmaz. Luxottica'nın gösterdiği tasarımlardan seçimler yapar.
Marka taklidi olarak satılan güneş gözlükleri de Türkiye'deki aç gözlü gözlükçüler tarafından daha fahiş kâr marjı ile satılanlardır.
🧵THREAD
Apartmana giren kedilerden rahatsız olan apartman yöneticisi binanın ilan panosuna astığı kağıda aynen şöyle yazar;
“Kapının kapatılmasına ve kedilerin içeri girmemesine dikkat edilmesi rica olunur“
Yöneticinin hesap etmediği bir şey vardır; aynı apartmanda bir veterinerlik öğrencisinin oturuyor olması!
Bina girişindeki “uyarı” notunu gören öğrenci hemen altına hem ahlaki hem de bilimsel bir manifesto niteliğinde aşağıdaki notu iliştirir;
“Köpek türü günümüzden 15000 yıl önce, kedi türü ise 5000 yıl önce insan tarafından kendi çıkarları için evcilleştirilmiştir. Köpeği avda kendisine yardım etsin, evi ve sürüyü korusun diye; kediyi iyi bir haşere ve fare avcısı olduğu için evcilleştirmişlerdir.
Bu nedenler bu iki hayvan türünün kendi yemeğini bulması ve zor hava şartlarına dayanması çok düşük bir ihtimaldir. Bu artık insanlığın görevidir. Bu nedenle hayvanları korumalı ve beslemeliyiz.
Bir kedinin veya köpeğin tekrar ormana dönüp eski vahşi yaşamındaki gibi avlanmasını bekleyemeyiz. Zaten insanoğlu ne bir orman ne de avlanacak hayvan bırakmıştır.
Bir kedinin günlük mama ihtiyacı 75 gramdır ve hava soğudukça daha da artmaktadır. Çünkü kediler vücutlarını ısıtabilmek için çok fazla kalori harcarlar.
Eğer yeterli besin alamazlarsa kendi vücutlarını ısıtamaz ve donarak ölürler. Bu nedenle üşüyen bir hayvanın apartmana girmesi ve çıkmak istememesi çok normaldir.
Aynı şekilde kediler araba motorlarına da ısınmak için girerler. Lütfen motoru çalıştırmadan önce bunu kontrol edin. Ancak bu durumları hayvana yeterli besin vererek ve kötü havalarda içinde saklanabileceği kutular yaparak çözebiliriz.
Sitemizin bahçesinde çok fazla kedi bulunmaktadır. İnsanoğlunun sebep olduklarını düzeltmek her insanın borcudur. Lütfen bu konularda hassas davranalım.
Lütfen bu konuda yardımcı olmasanız bile hayvan yardımına koşanlara engel olmayınız. Dünya sadece insan için yaratılmamıştır, unutmayınız. Veteriner hekim öğrencisi.
Daire 3.”
Etkinlik yerine event, pazarlama yerine marketing, fırın yerine bakery, lokanta yerine eatery, kurabiye yerine cookie, plaj yerine beach, yapay zekâ yerine AI, ağ kurma yerine networking yazdığınızda cool değil cahil oluyorsunuz.