Asansörün kapısı kapanırken karşıdan gelen o hiç sevmediğin komşuyu görüp tuşlara basıyormuş gibi yapıp aslında kapama tuşuna abanmak, günün tüm stresini bir anda silen o gizli hazdır.
Eskiden şehir içi otobüste arabesk şarkı çalınca yolcular bir anda aynı kaderi paylaşan tutunamayanlar kulübüne dönüşürdü, 2 durak sonra ineceksin ama sanırsın sırtında tahta bavulla gurbet eline ayak basıyorsun.
İndirime giren bir ürünü nasıl olsa lazım olur diye alıp, lazım olduğu gün evde bulamayıp yenisini almak, tüketim ekonomisini ayakta tutan gizli güç tam olarak budur.
Birine sana bir sır vereceğim dediğin an insanın biyolojik olarak kulaklarının kapsama alanını iki katına çıkarması aslında çoğumuzun doğuştan meraklı olmasına bağlı.
Şimdiki anne babalar çocuklarına isim koyarken adeta şifreli wifi parolası seçiyor. Bizim zamanımızda ismini dedenden alır geçerdin, risk sıfırdı, en fazla 7 yaşında emekli gibi hissederdin.
Yolda adres soran adama ters yönü tarif ettiğimi 10 saniye sonra anladım. Şimdi aynı caddede karşıma çıkacak da acayip ayıp olacak diye arkama baka baka yürüyorum.
Markette kasada sıra bana geldiğinde parayı ve poşetleri aynı anda toplamaya çalışırken arkadaki insanlara mahcup olmama çabam... Hayatımın en stresli 30 saniyesi.