Önder Sav:
"Cenaze törenlerine bile yoğun korumayla gidebilen, esnaf ziyaretlerini davul zurnayla ve çığırtkanlarla yapan bir yönetim ortaya çıktı.
İstanbul’daki üye katılım töreninde parayla temin edilen figüranlar kullanıldı. CHP böyle bir ayıpla yaşayabilecek bir parti değildir.
Parti, kurucu felsefesinden ve Atatürk ilke ve devrimlerinden uzaklaştı. Halk, hukuk ve adalet söylemleri unutuldu. CHP, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin cirit attığı bir yapıya dönüştürüldü."
Bu KKcı moronlar cidden KK aleyhine tivit atan herkesin paralı troll olduğunu düşünüyor. Çünkü kendileri çete. Kişi kendinden bilir işi. Dikkat edin bunları savunan herkes ama istisnasız HERKES ucundan kıyısından bu ranttan pay almıştır. Fethullahi terör örgütü misali ibneler..
"Cenaze ve matem havası" ve "AKP-MHP-PKK-MİT övgüleri" sonrası Sırrı'ya dair bir kaç söz:
S. S. Önder Nurcu idi, -genç yaştaki hapishane dönemi hariç- sol veya sosyalizmle ilgisi yoktu. Said-i Nursi'nin görüşlerini övmüş birinden, -sol ve sosyalizmi bırak- ilerici bir birey dahi çıkmaz.
Nitekim "ben bu Cumhuriyet'in ne hıyrını görmüşüm" lafı, onun Nurculuğu'nun veciz ifadesidir. (Cumhuriyet elbette eleştirilebilir, eleştirilmelidir -mesela sermaye yönlü ekonomisi ve "tekçiliği"- ama onu daha ileriye götürmek için, "Saidler"in çizgisine çekmek için değil).
Sırrı'ya yakıştırılan "barışın sözcüsü" deyimindeki "barış", "AKP-MHP barışı" idi (Bu barışın hapisteki ortağı olan Öcalan, "Kürt sorunu 1990'larda çözülmüştü, kültürel haklar dahi istemiyoruz" demiştir).
Böyle bir barışın içinde ne emekçiler, ne Türkler, ne Kürtler vardı. Bahçeli-Saray-Apo-MİT üçgenindeki bu "barış"ın Erdoğan'ın siyasi ömrünü uzatmak gibi bir amacı vardı (Sırrı bunun epeyce farkındaydı da).
Hem Arınç'ın, hem Bahçeli'nin, hem Erdoğan'ın, hem İstanbul valisinin ardından ağıt yaktığı bir kişi, nasıl "solcu" oluyor?
Üstelik hapishaneler CHP'li başkanlarla, 20'lik kalp hastası Esila dahil yüzlerce üniversite öğrencisi ile dolu iken? Ve Sırrı'nın cenazesinde CHP genel başkanının ağzı burnu dağıtılırken?
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), bugüne kadar hiç ölen bir solcunun ardından ağıt yakmış mıdır mesela?
Gezi'deki rastlantısal -ve geçici- varlığı, esprileri, mizahi ve insani/sanatsal yeteneği, Sırrı Süreyya'nın İslamcılarla özdeşleşen politik görüşlerini unutturmamalıdır.
Ruhu şad olsun ama Sırrı'nın siyasi mirası bize değil; Erdoğan ve Bahçeli'ye aittir.
Anayasal haklarını kullanan yurttaşların boğazına basarak işkence edenler kutsal bir iş falan yapmıyorlar. Bu yaşadıkları hayatın herhangi bir kutsal yanı yok.