Süleymancıların 2016'da hayatını kaybeden lideri Ahmet Arif Denizolgun Alihan Kuriş tarafından öldürüldü mü?
Mavi Takkeliler Süleymancılar belgeseli
2016'da cemaatin lideri Ahmet Arif Denizolgun sağlığı yerindeyken Beykoz'daki çiftliğinde birden ölü bulundu. Tarih 15 Temmuz darbe girişiminden 2 ay sonra. 36 saat kimse yanına girmedi.
36 saat kimse bu adama ne oldu demedi. 36 saat sonra birden yanına girme gereği hissettiler ve öldüğünü gördüler. Polis çağırdılar. Polis saatler sonra oraya geldi. Olay yeri inceleme bir takım deliller toplayarak rapor hazırladı. Bu raporu Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığına verdi.
Başsavcılık bir bilgilendirme notu hazırladı. Ve bu bilgilendirme notunda Ahmet Arif Denizolgun'un şüpheli şekilde öldüğü belirtildi. Ağzından hala 36 saat sonra dahi kan gelmeye devam ediyor.
Köpük geliyor. Boğazında da darp izleri var. O dönem yanında olan bazı kişiler ortada yok.
Kaçmış, firar etmiş. Bu da şüpheli bir durumdur. Yani böylesine bir lider bakanlık yapmış, milletvekilliği yapmış, bütün dünyada faaliyet yürüten bir cemaatin lideri evinin çok yüksek derecede üst düzey bir güvenlikle korunması gerekirken çiftliğin kapısının anahtarı kilidin üstünde olur.
Ve çok ilginç, Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığının bu şüpheli ölüm notuna rağmen adli tıp ölüm normaldir diyerek üstünü örtüyor. Ve herhangi bir soruşturma açılmıyor. İddia o ki 15 Temmuz darbe girişiminden sonra devlet, hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süleymancıların lideri Ahmet Arif Denizolgun'la görüştü.
Destek istedi devletin FETÖ ile etkin bir mücadele yürüteceğini. Bunun için de Süleymancıların desteğini istediğini belirtti. Ahmet Arif Denizolgun tamam dedi.
Fakat bundan rahatsız olan FETÖ bağlantılı bir kesim, Ahmet Arif Denizolgun'u cemaatin liderliğinden öldürerek indirdi. Bu iddiayı bizzat Fatih Süleyman Denizolgun ortaya attı. Ve biz araştırdık, öğrendik ki Alihan Kuriş, cemaatin çeşitli hocalarıyla lider olmadan önce hem Türkiye'de hem yurt dışında özellikle de Kanada'da bazı FETÖ bağlantılı isimlerle toplantılar yaptı.
Ve bu toplantılarda Alihan'ın lider olması kararlaştırıldı. Ki Alihan Kuriş kim? Aslında göz önünde olan biri değil. Hatta iddia o ki cemaatin siyasi ve ticari ilişkilerini kendi menfaatleri için kullanan ve bu yolla zenginleşen birisi olduğu için Ahmet Arif Denizolgun döneminde yasaklanmış bir kişi.
Ve bu kişi yaptığı çeşitli gizli toplantıların ardından cemaatin başına şüpheli bir şekilde geçti. İşte bu toplantılarda yer alanlardan biri de AG, cemaatin merkez yurdunun en önemli hocası. Uzun yıllardır merkezde görevli, FETÖ bağlantılı, Hidayet Karaca'nın evine gidip namaz kıldıran AG, Alihan Kuriş'i lider yapan isimlerden birisi.
Biz bu tarihten itibaren bakıyoruz. Siyasi olarak cemaat açıktan tavır belirtiyor. İyi Parti'ye destek veriyor.
İyi Parti'ye pek çok yerde belediye kazandırıyor. İyi Parti'ye pek çok yerde milletvekili kazandırıyor. Daha sonra CHP ile iş birliği yapıyor.
CHP'de özellikle Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş, Antalya'da, İstanbul'da, Beykoz'da, Üsküdar'da, Tuzla'da, Beyoğlu'nda CHP ile açıktan iş birliği yapıyor. Bunun karşılığında hem siyasi hem ticari menfaat elde ediyor. Belediyelere kendi kadrolarını sokuyorlar.
Özellikle İBB'de, Üsküdar'da, Beykoz'da, Ankara'da, Antalya'da, Alanya'da çok fazla belediye çalışan Süleymancılardan oluşuyor. Uzun yıllar cemaatin içinde bulunmuş pek çok kişi, Alihan Kuruş hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Hem dolandırıcılık suçu, mali suçlar, şüpheli ölüm suçları, suikast suçları, cemaat yurtlarında işkence, dayak, mobbing, baskı, tehdit, şantaj, hırsızlık, silahlı tehdit.
Ortada büyük bir suç ve terör faaliyeti var. Bu terör faaliyetine destek var. Ortak olmalar, iş birliği var.
Yapılan pek çok suç duyurusu var. Hem devlet içindeki kaynaklardan edindiğimiz bilgeye göre, hem cemaat içindeki önemli yöneticilerden öğrendiğimiz bilgeye göre, Alihan Kuruş ve yönetimine devlet operasyon yapmaya hazırlanıyor. Fatih Süleyman Denizolgu'nun 2021'de de bir operasyonu yapılacağı, ancak devlet içerisindeki bazı bürokratların buna engel olduğunu söylemişti.
Şimdi biz yeni bir bilgiyi açıklıyoruz. Hükümete yakın üst düzey yöneticiler yeni bir talimat verdi ve yargıda şu an Süleymancılarla ilgili bir dosya hazırlanıyor. Çağlayan da özellikle örgütlü suçlar ve terörle mücadele suçlarda bir iddianame hazırlanıyor.
Süleymancılara operasyon yakın. Fatih Süleyman Denizolgu'nun Alihan Kuruş'un bu durumdan haberdar olduğu, bilgisi olduğu, farkında olduğunu belirtiyor ve Alihan Kuruş'un Hollanda'ya kaçmaya hazırlandığını söylüyor. Devletin raporları Türkiye'de uyarıyor.
Vatandaşları uyarıyor. Biz de uyarıyoruz. Süleymancılar cemaati Türk milletini ve Türk devletini tehdit eden bir konuma geldi.
Artık bu yapıya karşı FETÖ'yle mücadele edildiği gibi etkin mücadele edilmeli. Çünkü hala bugün yargı içinde de, emniyet içinde de Süleymancılar faaliyet yürütüyor. Bunu bizzat emniyet mensuplarımız söylüyor.
Mesela Adnan Oktar örgütüne operasyon yapan dönemin İstanbul Mali suçlarla mücadele şube müdürü Furkan Sezer bizzat şunu söyledi. Darbe girişiminden sonra emniyete giren rütbeli polislerin %20'si Süleymancıyım diyerek girdi. Başka bir delil, aydınlık bir fotoğraf yayınladı.
O fotoğrafta dönemin Silifke Cumhuriyet Başsavcısı Selman Eskiler, cemaatin lideri Alihan Kuruş'un bir adım arkasında boynunu bükmüş, ellerini önden bağlamış şekilde ona hürmet edercesine yanında yürüyor. Bizim o fotoğrafı yayınlamamızdan sonra yargı harekete geçti ve Selman Eskiler'in görev yeri değiştirildi. Ve görevi düşürüldü.
Başsavcılıktan savcılığa düşürüldü. Mersin'den Niğde'ye gönderildi. Aslında bir sürgün göreve gönderildi.
Ama biz şunu görüyoruz. Süleymancılar bugün hala devlet içinde, emniyet içinde, yargı içerisinde aynı FETÖ vari taktiklerle faaliyet yürütmeye devam ediyorlar. Şırnak Üniversitesi'nde FETÖ yapılanmasını ortaya çıkardığımızda bizim karşımıza önemli bir bilgi çıkmıştı.
Cemaat'in, üniversite içindeki en önemli elemanı, Bedirhan Önem'in bilgi kaynakları, en önemli yanındaki adamlar Süleymancıydı. Hem üniversitede hem emniyette. Ona bilgi aktaran kişiler Süleymancıydı.
O bilgileri Almanya'da firari FETÖ'cü Cevheri Güven'e gönderen kişi Süleymancıydı. Bunların hepsini topladığımızda Süleymancıların nasıl tehlikeli bir yapı olduğunu, devlet içinde hala paralel bir faaliyet yürüttüğünü, FETÖ vari yöntemlerle çalıştığını görüyoruz. Bu tehlikeye, bu tehdide karşı Türk milletinin bilinçli olması lazım.
Türk devletinin de artık etkin mücadele ederek müdahale etmesi lazım.
Biliyorsunuz, Millî Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin Hoca’nın kızına ait olduğu iddia edilen bir caps dolaşıma sokuldu.
Capste “Londra’da 24. Noel” ifadesi yer alıyor. Yusuf Hoca ile yaptığımız röportajın ardından, bu caps üzerinden “Yusuf Tekin Türkiye’deki okullarda Noel kutlamasını yasakladı ama kızı Londra’da 24 kez Noel kutlamış” şeklinde bir iddia ortaya atılıyor.
Konuyu ilgililerine sordum.
Yusuf Hoca’nın kızı şu anda 28 yaşında,
başarılı bir doktor.
İngiltere’ye hayatında yalnızca bir kez gitmiş; o da 2024 yılında. 2024 Aralık ayının ilk haftasının başında İngiltere’ye gitmiş ve aynı haftanın sonunda Türkiye’ye dönmüş.
Noel 25 Aralık’ta kutlanır. Dolayısıyla Noel’i kutlamış olması ihtimal dâhilinde bile değildir.
Hayatında yalnızca bir kez İngiltere’ye gitmiş birinin 24 kez Noel kutladığını iddia etmek zaten başlı başına mantık dışıdır. Ayrıca bugün 28 yaşında olan bir kişinin 24 kez Londra’da Noel kutladığı iddiası ayrı bir saçmalıktır.
Günlerdir bir yalan üzerinden Yusuf Hoca’ya saldıranlar bakalım özür dileyecek mi?
ÖĞRENCİ GELİŞİM RAPORLARI, ÖĞRETMENLERE YÜK VELİLERE BİLMECE OLMAKTAN ÇIKARILMALI
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) çerçevesinde ilkokullarda başlatılan Öğrenci Gelişim Raporu uygulaması, öğretmenler üzerinde ağır ve bürokratik yük oluşturmakta, öğrenci gelişimini net biçimde ortaya koyamamakta, veliler için anlaşılır bir geri bildirim sunmaktan ziyade çözülmesi gereken bir bilmeceye dönüşmektedir.
TYMM çerçevesinde geçen yıl ilkokul 1. sınıflarda başlatılan başlatılan ve kademeli şekilde devam ettirilen “Öğrenci Gelişim Raporu” uygulamasını, “öğretmen”, “öğrenci”, “veli” ve “TYMM” olmak üzere dört perspektiften, sahadaki gerçek karşılıklarını esas alarak değerlendirdik.
👉🏽Öğretmen için “ağır, yorucu ve sürekli tekrar eden iş yükü” oluşturuyor
👉🏽Öğrencilerde “karne heyecanının kaybı ve etiketlenme riski” meydana getiriyor
👉🏽Velilerde “muğlaklık ve kafa karışıklığına neden oluyor
👉🏽 TYMM ruhunu yansıtmıyor
Sonuç olarak;
✏️“Öğrenci Gelişim Raporu” uygulamasındaki terminolojik kavramlar ile sınıf içi pedagojik gerçeklik arasındaki uyumsuzluk, sistemin çalışmasını engellemektedir.
✏️Öğrenci gelişim raporlarında, veli ve öğrenci tarafından anlaşılır bir dil kullanılmalı, ölçülebilir hedefler ortaya konulmalı, ölçüt sayısı azaltılarak öğretmenin gözlem kalitesi artırılmalıdır.
✏️Hazırlanan raporlar, sadece öğrencinin durumunu tespit eden değil gelişimini destekleyecek somut çözüm önerileri sunmalı ve velilere yol haritası olabilecek dinamik bir yapıya kavuşturulmalıdır.
Açıklamamızın tam metnine ulaşmak için:
https://t.co/kZY92uggOU
“AK Parti Erciş İlçe Başkanımız Sayın Abidin Çalışkan, milletvekillerimiz ve İl Başkanımızın yoğun gayretleriyle; Millî Savunma Bakanımız Sayın Yaşar Güler tarafından Erciş’imize yeniden Tugay Komutanlığı kurulacağı müjdesi verildi. Erciş’imize hayırlı olsun.”
#Erciş#AKParti #MilliSavunmaBakanlığı #YaşarGüler #TugayKomutanlığı #HayırlıOlsun
🔴 Bu ülkede Mason olmadan hiç bir yere gelinemeyen, gelsen de orda kalinamayan yıllar vardı..
Masonluk ve Türk Masonlar ile ilgili, bir Mason'un ifşaları.
Bu kadar detaylı ilk kez dinleyeceksiniz..
https://t.co/KaPmwxn7nx
17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden 26 yıl geçti. Kaybettiklerimizin acıları yüreğimizde hiç dinmedi.
Türkiye'nin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesinde ve bu konuda bilinçli bir toplum haline gelmesinde eğitim en önemli araçlardan biridir.
Bu idrakle öğrencilerimizi depremlere karşı bilinçlendirmek ve kurumlarımızı fiziki anlamda güçlendirmek için Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimiz başta olmak üzere birçok farklı çalışmayı öğrencilerimizle buluşturuyor, kurumlarımızın altyapılarını güçlendirmeye devam ediyoruz.
Depremlerde yaşamını kaybeden tüm vatandaşlarımıza yüce Allah'tan rahmet diliyor, aileleri ve yakınlarının hüznünü yürekten paylaşıyorum.
Eskişehir Seyitgazi'de çıkan orman yangınına müdahale eden 5 orman işçimiz ve 5 Akut personeli gönüllümüzün hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Canları pahasına yeşil vatanımızı koruyan kardeşlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.
Aziz milletimizin başı sağ olsun.