bi de toplu taşımada oturduğu yerden kalkarken yerine başka birini seçip ona işmar edenler var padişah mısın oğlum veliaht seçiyon çok saygı duyuyosan kalk o otursun
Binlerce kişi hakkında verilen AİHM hak ihlali kararını;
Ne iktidar medyası,
Ne muhalif basın,
Ne de baroların büyük çoğunluğu gündeme getirdi.
3 ayrı dosyada 2.420 kişi için adil yargılanma ve kanunsuz suç-ceza yasağı ihlali tespit edildi.
Ama kamuoyuna neredeyse hiç yansımadı.
Bu suskunlukta yalnızca Şanlıurfa Barosu hukukun gereğini hatırlattı.
AİHM kararları bir tercih değil, anayasal zorunluluktur.
Sessizlik, ihlalin ortağı olmaktır.
#AİHM #Hakİhlali #AdilYargılanma #HukukunÜstünlüğü #Anayasa90 #AİHS46 #KHK
@barolar@adalet_bakanlik
AİHM’in 16 Aralık’ta 2420 kişiyle ilgili ihlal kararı vermesiyle kırılan rekor (!) konuşuldu mu?
3 yıl önce duyurulan ama bir türlü tamamlanamayan KHK raporu tamamlandı ve Bakan beye mi anlatıldı?
@barolar, @ankarabarosu ve @istbarosu iyi bir sınav vermiyor maalesef.
Suya sabuna dokunmayan, hukuksuzlukların daniskası görülürken kıyısından köşesinden risksiz meseleleri ele alan bir yazı..
Terör eylemi olmaksızın terörist ilan edilen insanların mağduriyeti kadar hukuk devleti.. Şartları oluşmadan görevinden çıkarılan memurun işine iade edilmeyişi kadar hukuk devleti.. Sizin haksızlıklar karşısında durabildiğiniz kadar hukuk devleti.. Önceden hukuk devleti olamasak da kanun devletiyiz diyordu hocalarımız.. Şimdi kanun devleti miyiz, parti devleti mi, şahıs devleti mi hiç bilemiyorum..
bir gıda sitesinde hamallık yaparak geçinmeye çalışan türkmenistan vatandaşı bir gençle sohbet etmiştim; tüm dünyanın türkmenistan'ı nasıl kıskandığını anlatmıştı uzun uzun. bir mısırlı ile konuştuğunuzda sisi'nin büyük bir dünya lideri olduğunu, bir özbekistan vatandaşı ile konuştuğunuzda tüm dünyanın özbekistan düşmanı olduğunu, bir iranlı ile konuştuğunuzda iran'ın islam'ın son kalesi olduğunu, bir yemenli ile konuştuğunuzda dünyanın ancak yemen'in liderliğinde huzura kavuşacağını duyabilirsiniz. çünkü dünyanın tüm otoriter sistemlerinde devlet propagandası aynı şekilde işler, vatandaşlar aynı tornadan geçirilir, toplum aynı masallarla uyutulur. bu durum hiç değişmez.
2016’da çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile on binlerce kamu emekçisi, mahkeme kararı olmaksızın, savunma hakkı tanınmadan, tek imzayla işinden edildi.
Bu kararlar, yalnızca bireylerin değil, hukuk devletinin temellerinin altını oydu.
Anayasa’nın 2. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti’ni hukuk devleti olarak tanımlar.
Ancak yürütme organının tek kararıyla yurttaşların çalışma, savunma, onur ve yaşam hakkı elinden alındı.
Bu, yargısız infazın idari biçimidir.
KHK’larla yaratılan bu düzen;
Anayasa’nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkına,
49. maddesindeki çalışma hakkına,
70. maddesindeki kamu hizmetine girme hakkına,
Masumiyet karinesine (m.38) açıkça aykırıdır.
Bugün KESK’in başlattığı yürüyüş, yalnızca işe iade talebi değil;
hukukun, adaletin, emeğin ve insan onurunun yeniden tesis edilmesi mücadelesidir.
Hiçbir toplum, hukuksuzluğun kalıcılaşması üzerine inşa edilemez.
Hiçbir iktidar, yurttaşını mahkeme kararı olmadan cezalandıramaz.
Hiçbir demokrasi, adaletsizliğe sessiz kalarak ayakta kalamaz.
KHK zulmü, ancak hukukun üstünlüğü ve demokratik dayanışma ile son bulacaktır.
Biz, bu ülkenin her yurttaşı için adalet, hak ve onur istiyoruz.
“İşimizi geri alacağız” diyen her emekçinin yanında, hukukun, vicdanın ve demokrasinin safındayız.
@KESK1995
#HukuksuzluğaKarşıYürüyoruz
#KHKZulmüBitecek
#Adaletİstiyoruz
KHK mağduriyeti, Türkiye’nin hukuk devleti ilkesine en ağır darbelerden biridir. Yargı kararı olmadan, savunma hakkı tanınmadan, delilsiz ve gerekçesiz biçimde milyonlarca insan bir gecede “suçlu” ilan edilmiştir. Bu uygulama, açıkça Anayasa’nın 38. maddesindeki masumiyet karinesine, 36. maddesindeki adil yargılanma hakkına ve Anayasa’nın 129. maddesindeki memurların savunma hakkına aykırıdır.
KHK ile ihraç edilen yurttaşların büyük çoğunluğu hakkında mahkeme kararı yoktur. Hakkında dava açılanların çoğu da beraat etmiş, ancak buna rağmen görevlerine iade edilmemiştir. Bu durum, sadece kişisel hak ihlali değil, aynı zamanda anayasal düzenin keyfiyetle yönetildiğinin kanıtıdır.
Bugün Türkiye’de binlerce öğretmen, doktor, mühendis, akademisyen ve memur, herhangi bir yargı kararı olmaksızın açlığa, sosyal ölüme, yurtdışına göçe mahkûm edilmiştir. Çocuklarının okul kaydını yaptıramayan, iş bulamayan, pasaport alamayan, açlıkla terbiye edilmeye çalışılan bir kitleden söz ediyoruz.
Bu tablo, sadece bir insan hakları sorunu değil, aynı zamanda bir hukuk cinayetidir. Her hukuk devletinde, suç bireyseldir. Aksi uygulamalar ise totaliter rejimlerin yöntemidir.
KHK’lar eliyle uygulanan bu toplumsal kıyımın siyasal sorumlusu AKP iktidarıdır. Bugün bu sessiz kıyıma ses çıkarmayan herkes, tarih önünde suç ortağıdır.
Unutulmasın: Yargı kararı olmadan ihraç edilen her birey, bir gün mutlaka haklarını alacak; hukuksuzluğu sürdürenler ise bu ülkenin adalet arşivine kara bir leke olarak yazılacaktır. KHK zulmü son bulacak, hukuk yeniden inşa edilecektir.
CHP’li Sezgin Tanrıkulu, TBMM’de çalışmaya başlayacak “Terörsüz Türkiye” komisyonunun sadece şiddetin sona ermesiyle sınırlı kalmaması, KHK mağduriyetlerini de ele alması gerektiğini söyledi.
https://t.co/qJr7KAgdFg
KHK’lıları dışarıda bırakan bir İÇ BARIŞ hedefi düşünülemez.
Samimi Barış, KHK'lılar gibi nice hak ihlaline maruz kalmışların devlet ve toplumla kucaklaşmasıyla sağlanabilir.