Bebekken ne zaman uykuya dalsa nefes alıyor mu diye kontrol ettiğim çocuğumun, 8 gün enkaz altından çıkmasını bekledim. Nefes alıyor muydu, canı yanıyor muydu, aç mı, susuz mu, üşüyor muydu… O sekiz günü, hayatımın en zor günleri sanıyordum. Evlat kaybetmekten daha zoru, kaybettiğin evladının adaletinin sağlanmamasıymış. Son duruşmada Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in tahliye edilmesine, iç mimar Ertan Danacı’nın ise beraat etmesine karar verildi. Mahkeme savcısı bu karara itiraz etti. Dört yıldır dosyayı bilen, dosyaya hâkim olan Cumhuriyet savcısının itirazına rağmen, dosyayı yeni devralan mahkeme heyeti nasıl oldu da bu kadar önemli bir dosyada apar topar böyle bir karar verdi? Deprem suçluları gerekli cezayı almayacaksa, bu davalar niye açıldı? Çektiğimiz yetmezmiş gibi bizi daha fazla cezalandırmak için mi?
Bir ömrü çaldılar.
Bir anneye oğluna bakarken "Canlı cenazeye bakıyorum sanki." dedirttiler.
Sanık 5 yıl 9 ay ceza aldı.
Üst mahkemede adaleti aramaya devam edeceğiz.
Nedir bu?
Murat Duha Yıldız'ın adaleti de yarım kaldı. Yazık...
Bir anne evladının okuldan eve dönmesini beklerken, şimdi yatağının başında gözlerini açmasını bekliyor. Evde, okulda, sokakta, pazarda çocuklarımızın güvenliğini sağlamak birinci vazifemizdir.
#MuratDuhaYıldızİçinAdalet#MuratDuhaİçinAdalet
Murat Duha Yıldız,hiç suçu yokken bir zorbanın kurbanı olarak yatağa bağlı yaşama mahkum oldu!
Murat Duha’ya bunu yaşatan zorba en ağır cezayı almalı!.
#MuratDuhayaAdalet
Canım Nesibe’m, 13.10.♾️ Senin doğum günündü. Bu yıl ilk kez doğum gününü zamanında kutlayamadım yavrum. Her yıl sen varmışsın gibi buradan sana yazarken, bu yıl mahkeme heyetinin verdiği kararla acımın içinde günleri, ayları birbirine karıştırdım. Affet beni… Bu yıl gecikmeli de olsa sana olan sevgimi, özlemimi ve sensizliğin acısını anlatmak istedim. Seni unutmadım, sadece zamanın içinde kayboldum yavrum. Bir anne düşünün; enkaz altında hayatını kaybetmiş ama bebeğini kucağından bırakmamış, ona son nefesine kadar sımsıkı sarılmış bir anne… Gelinim son nefesine kadar evladını kollarından ayırmamışken, ben nasıl evlatlarımın adalet mücadelesini bırakırım? Sen hukuk fakültesinden mezun olmuş, adalete inanmış genç bir avukattın yavrum. Son duruşmada, sizler gibi hukuk fakültesinden mezun olmuş mahkeme heyetinin kolon kesenleri serbest bırakmasıyla bir kez daha yıkıldım. Bu kararı veren mahkeme heyetinden şikâyetçiyim. Evlatlarımın adaleti sağlanana kadar mücadelemden asla vazgeçmeyeceğim. Seni, o kara gözlerini hiç unutmadım. İyi ki doğmuştun benim güzelim. Elbet kavuşacağız…
Anne Fatmanur 4 yaşındaki kızını istismar ettiği için kocasını şikayet etmişti. "Bana da vakıfta tecavüz ettiği için Ayhan Şengüler ile zorla evlendirildim” demişti. Kuran’a Hizmet Vakfı’nın sorumlusu Ayhan Şengüler bugün beraat etti. Fatmanur ve kızı Hifa mezarda. Ailem güvende. Bazen "iyi ki anne olmadım, bu ülkede bir kız çocuğu doğurmadım" diyorum, bugün de o günlerden biri. Aklımı kaçırıyorum.
Edirne’de devlet yurdunda kalan 14 çocuğun harçlık verilerek markete gönderildiği, ancak çocuklardan birinin geri döndüğü ve 13 çocuğun kayıp olduğu iddia ediliyor. Üstelik 3 gündür kendilerinden haber alınamıyor.
Devlet koruması altındaki 14 çocuk nasıl olur da aynı anda, bu şekilde korumasız ve kendi başlarına gönderilebilir? Bu çocukların yaşları neden açıklanmıyor? Gözetim ve sorumluluk kimdeydi?