Erkan Oğur, 1998 yılında Elazığ'da verdiği konser sırasında Fırat türküsünü okurken, seyircilerden biri "Birisi hoyrat çıkamaz mı içimizden?" diye sorar. Ve ardından gelişen olaylar…
Geçtiğimiz günlerde 46 yaşında, ömrünün baharında hayatını kaybeden sanatçı Kanbolat Görkem Aslan’a rahmet, ailesine başsağlığı diliyoruz. Oynadığı bir dizide söylediği türküyle analım.
Canlandığı tüm karakterlerin hakkını fazlasıyla veren sinema ve tiyatro oyuncusu Ahmet Uğurlu geçtiğimiz sene vefat etmişti. Bu dünyadan bir Ahmet Uğurlu geldi, geçti. Adına kitaplar yazılası, belgeseller çekilesi bir sanat insanı… “Tabutta Rövaşata” filminin yönetmeni; Derviş Zaim bir röportajında şöyle anlatmış güzel insan Ahmet Uğurlu’yu 🌸
Başarılı yönetmen, ilk filmi Tabutta Rövaşata'yı imkansız denebilecek koşullarda yaptığını dile getirerek, şunları kaydetti:
"İngiltere'de master yaptım geldim. Orda yazdığım bir senaryo vardı. Onu aldım, Yeşilçam dışından tanıdığım birkaç yapımcıya götürdüm. Tabii ki beni aramadılar. Dolayısıyla şu düşünce kafama yavaş yavaş oturmaya başladı. Yaparsam şimdi yapacağım ya da hiç yapmayacağım. 'Ölmüş eşek fiyatına film nasıl yapılır' adlı çalışmaya giriştik. Tabutta Rövaşata'nın senaryosunu çok iyi yazdım. Ahmet Uğurlu ve Haluk Bilginer 'Çöplük' diye bir oyun oynuyordu Moda'da. Kuliste bekledim. Uğurlu çıkarken dedim ki, 'Abi seninle görüşmek istiyorum'. O da telefonunu verdi, sağ olsun nazik bir adam olduğu için. Ona, 'Ben film çekeceğim, para arıyorum. Para bulursam sana geleceğim, bulamazsam da sana geleceğim.' dedim. 'Tamam, ver senaryoyu okuyayım.' dedi. Okudu, beğendiğini söyledi. 'Çalışmak ister misin?' diye sordum. 'İsterim.' dedi. 'Para arıyorum.' dedim. 'Aramaya devam et.' dedi. Sonra Tuncel Kurtiz'e de senaryoyu verdim. Kurtiz, 'Senaryoyu beğendim, başrolü verirsen oynarım.' dedi. Ben de ona 'Başrolü vermem.' dedim. 'O da oynamam.' dedi. Sekiz ay Tuncel Kurtiz beni kapıdan kovdu, ben bacadan girdim. Sonra para bulamayacağım anlaşılınca anneme gittim. 60 kutu negatif film alabileceğim parayı verdi. Değerli film yönetmeni ve belgeselcisi, Türk belgeselinin duayeni Suha Arın bana bir kamera ve iki ışık verdi. Bir tane Tavus kuşu aldım. Görüntü yönetmeni ve öteki ekip benim Rumelihisarı'ndan çay ve kahve arkadaşlarımdı. Onlar bana yardım etti. Ahmet Uğurlu geldi, Tuncel Kurtiz'e gittim, 'Geliyor musun?' dedim. 'Nalet olsun, geliyorum.' dedi. O filmi yaptık."