Yaş ilerledikçe dingin bir kabulleniş başlıyor. Gelene, gidene, olana, yitene "olur öyle şeyler" deyip kendi hayatına bakmaya devam ediyorsun. Senelerin bir önemi yok yaşadıklarınla büyüyorsun.
Saçlarımız beyazlıyor,
Her şeyi uzun uzun anlatmaya çalışmıyor ve akışına bırakmayı daha iyi öğreniyor insan.
Ve muhtemelen herkes 2 hayat yaşıyor; Birisi her şey yolundaymış gibi davranan, Diğeri ise içimizin çığlık attığı bir hayat..
Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden.
Senin de destanını okuyalım ezberden.
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden.
Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
Hayatta kabul etmeniz gereken 3 şey vardır;
Birincisi isteselerdi, yaparlardı.
İkincisi cevap verilmemesi bir cevaptır. Üçüncüsü, herkes sizinle aynı değerlere, aynı hedeflere ya da aynı kalbe sahip değildir.
Biri sizi çok sevebilir fakat sizi anlamıyorsa, yürüdüğünüz yolda yürümek istemiyorsa, zevkleriniz ilgilendiğiniz şeyleri umursamıyorsa o dünyanın en iyi aşığı olsa bile mutlu olamazsınız. Çünkü sevgi sadece bir ham maddedir. İşlenip kullanılması gerekir.